I. Ünite: Edebiyatın Tarih ve Din ile İlişkisi

Edebiyatın Din ve Tarih ile İlişkisi

1. Tarih- Edebiyat: Edebiyat, toplumun eseri olmasından olayı ona bağlı ve uyumludur. Yani bir milletin coğrafi çevresiyle, dini, iktisadi, hukuki, ahlaki, sanatsal ve siyasi hayatı edebiyatı doğrudan etkiler. Bir edebi eseri değerlendirirken, o eserin hangi zamanın koşullarıyla yazıldığını öğrenip ona göre değerlendirmesi yapılmalıdır. Filoloji yani ‘’Lisaniyat’’ ve tarih üzerine dayanmadan edebiyat tarihi meydana getirilmez. Her edebi eser mutlaka toplumsal bir ülkünün ifadesidir.

2. Din- Edebiyat: Din insanı kutsal bir duygu, ortak bir şuur ve vicdan etrafında birleştirir. Her dinin kutsal bir metini vardır ve insana çeşitli bilgiler verir aynı zamanda birey bu kutsal metini okurken edebi bir bilince ve dil zevkine de ulaşır. Bu din-edebiyat ilişkisinde; edebiyat, duygu, düşünce, hayali, yorumları, tutumları dil ile en güzel şekilde meydana getirmesidir, dini hayat ile de bu edebiyatta oluşan dönemleri etkileyen önemli bir etkendir.

Türk Edebiyatının Dönemleri:

1. İslamiyet’in Kabulünden Önceki Türk Edebiyatı

  • Varlığı belgeler yardımıyla kanıtlanmıştır.
  • Bu dönem edebiyatı ikiye ayrılır: sözlü ve yazılı. Yine bu dönemde dil, anlatım, duyuş ve zevk yapancı etkilerden uzak, milli bir edebiyat özelliğini taşır.
  • Sözlü Edebiyat; destan, sav, sagu, koşuk gibi türlerden oluşur. Bu türler günlük hayatta konuşulan dil ile ‘’şaman, kam, baksı, ozan’’ gibi adlar verilen kişiler tarafından ‘’kopuz’’ eşiğiyle söylenmektedir. Bu türleri söyledikleri konular genellikle kahramanlık, doğa,
  • Yazılı Edebiyat; Köktürk metinlerinden oluşmaktadır. Bunun ilk ürünleri 8. yüz yılda yazılmış olan Köktürk yazıtlarıdır.
  • Yazılı dönemin ikinci yarısına Uygur Dönemi denir ve bu döneme ait oldukça kaynak vardır. Bu dönemde yazılmış eserlerin çoğu o zamanın dininden etkilenilmiş olup, Mani ve Buda dini etkisindedir. Bu dönemin önemli eserleri ise, Altun yYaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitiğ.
  • O döneme ait bir sagu örneği:

Bilge bögü yunçıdı

Ajun anı yançıdı

Erdem eti tınçıdı

Yerke tegiip sürtülür.

2. İslamiyet’in Etkisiyle Gelişen Türk Edebiyatı

  • Türklerin 8. yüz yıl itibariyle Müslümanlığın etkilerini hissetmeye başlayıp 10. yüz yılda da  Müslümanlığa geçmesiyle başlamıştır.
  • Bu döneme ait (geçiş dönemi) önemli eserler şunlardır: Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügat-i Türk, Atabeytü’l-Hakayık, Divan-ı Hikmet.
  • Kutadgu Bilig’den bir örnek:

Yagız yir yıpar toldı kafur kitip

Benzemek tiler dünya körkin itip

İrinçig kışıg yazkı esin

Yaruk yaz yana kurdı devlet yasın.

* İslami Dönem Türk Edebiyatı iki kola yarılmıştır bunlar: Halk ve Divan Edebiyatıdır.

a. Halk Edebiyatı; halk arasında yetişmiş sanatçılar tarafından Türkçe sade bir dil ile sözlü edebiyat türüdür. Kendi içinde 3’e ayrılır: Dini-Tasavvufi, Aşık ve Anonim.

b. Divan Edebiyatı; çoğunlukla medreselerde eğitim görmüş, eğitimli olan kimseler tarafından, ağır ve Arapça-Farsça kelimelerin fazla olduğu bir dil vardır. Halk edebiyatının terine ağır, yüklü  ve sanatlı bir dili vardır.

  • Gazel (Divan Edb. Örneği)

Açıldı bağçe-i reng ü buda bar-ı bahar

Pür etti gülşeni hep tuhfe-i diyar-ı bahar

  • Koşma (Halk Edb. Örneği)

Çukurova bayramlığın giyerken

Çıplaklığın üzerinden soyarken

Şubat ayı kış yelini kovarken

Cennet demek sana yakışır dağlar

3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

  • 19. yüz yılda etkisini gördüğümüz ve Tanzimat Fermanı ile değişik konular(askeri, siyasi, toplumsal) ve edebi türlerin edebiyatımıza girmesiyle gelişim göstermiştir.
  • Edebiyatımıza giren bazı türler şunlardır: gazete, Batı edebiyatından yapılan çeviriler, uyarlamalar.
  •  Bu edebi dönem; Tanzimat, Servetifünun, Fecriati, Milli ve Cumhuriyet Edebiyatı olmak üzere  dönemlere ayırlır.
  • Bu döneme ait bir örnek:

Eyvah ne yer ne yar kaldı

Gönlüm dolu ah u zar kaldı

Şimdi burdaydı gitti elden

Gitti ebede gelip eselden

Ben gittim o haksar kaldı

Bir guşede tamar kaldı

Türk Yazı Dilinin Tarihi Gelişmesi

a. Eski Türkçe

  • 8. ve 13. yüz yıl arası Türkler tarafından kullanılan dil eski Türkçedir.
  • Köktürk, Uygur, Karahanlı devirleri Eski Türkçe kullanmıştır.
  • Bu dönemlerde eski Türkçe ile Köktürk’ler Orhun Kitabeleri; Uygur’lar dini ve hukuki yazılar; Karahanlı’lar Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügati’t Türk ve Atabeytu’l Hakayık örneklerindendir.

b. Kuzey- Doğu Türkçesi, Batı Türkçesi

  • Bu dönem hem Türklerin yeni yazı dillerini meydana getirdiği hem de bölgelere yayıldı yani barıda Anadolu’ya kuzeyde ise Karadeniz’in kuzeyi ile batı kısmına kadar yayıldı.

1. Kuzey-Doğu Türkçesi

  • 13. yüz yıl ile 14. yüzyıl da Hazar Denizi’nin kuzeyinde ve Orta Asya’da, Eski Türkçenin devamı olarak kullanıldı.
  • Bu dönem ikiye ayrılıyor: Kuzey ve Doğu Türkçesi

2. Batı Türkçesi

  • Hazar Denizi’nin güneyinden batıya gelip yerleşen Oğuz Türklerinin yazı dilidir.
  • 13. yüz yıldan itibaren kesintisiz bir şekilde devam etmiştir ve diğer yazı dillerine göre daha çok gelişim göstermiştir.
  • Eski Anadolu Türkçesi ( Eski Türkiye Türkçesi):  13 ve 16. yüz yıllarda Selçuklularda, Anadolu Beyliklerinde ve ilk Osmanlı bu devirde kullanılmıştır.
  • Osmanlı Türkçesi: 16 ve 20. yüz yıllarda Osmanlı Devleti’nin Hazar’dan Orta Avrupa’ya, Kırım’dan Afrika’ya kadar geniş olan topraklarında kullanılmış olup bu devirde pek çok yabancı kelimeyi ve gramer şekillerini bünyesine katmıştır.
  • Türkiye Türkçesi: 1908 yılından ‘’Yeni Lisan Hareketi’’ ile bu  dönemin başladığı kabul edilip, Türkçeye girmiş olan yabancı gramer şekillerini bırakmış ve kendi yatağında akmaya başlamıştır. Bu dönemde İstanbul Türkçesi yazı dili olarak esas alınıp, 1928 yılında gerçekleşen Dil İnkılabı neticesinde 1932’ Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur.

Yazma

  • İnsanlar duygu, düşünce ve hayallerini, bilgilerini aktarmak için iletişim kurar ve bunun temel ögesi dildir. Dili kalıcı kılan şey yazıdır ve kişi güzel ve etkili bir yazı yazmak için belli bir safha doğrultusunda yazmalıdır. Yazıda öğrenilenleri doğru, kolay, pürüzsüz ve inandırıcı bir anlatım tarzı şarttır.
  • Bu safhalar sırasıyla şöyledir: Hazırlık -> Plan -> Taslak Oluşturma -> Düzeltme ve Geliştirme -> Paylaşım.
Sözlü İletişim
  • İnsanların en temel ihtiyacı iletişimdir, insanlar önce konuşmuş sonra yazıyı bulmuşlarıdır. Kişi güzel ve etkili konuşmak, insanlarla sağlıklı iletişim kurmak gerekir.

* Hazırlık: Konu ve amaç belirlenip araştırma yapılır, görsel ve işitsel araçlardan yararlanılıp, prova yapılmalıdır.

* Konuşmaya Başlarken: Dış görünüşe önem verilmelidir, dinleyici ile göz teması kurulup ses tonu ayarlanmalıdır.

* Konuşma Sırasında: Gereksiz ifadelerden kaçınılmalı, teknolojik araçlardan yararlanmalıyız. Vurgu, jest ve mimiklerimize dikkat edip zamanı verimli kullanmalıyız.

* Konuşma Sonunda: Konuya ilgili özet yapılmalı ve konuşma etkili bir biçimde bitirilmelidir ayrıca sorulara kısa, net ve açık cevaplar vermeliyiz.

DİL BİLGİSİ

NOKTALAMA İŞARETLERİ

1. Nokta:

  • Cümlenin sonuna konur.
  • Bazen kısaltmalara konur: Dr. (doktor), Prof. (profesör), İng. (İngilizce)…
  • Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden oluşur:

ör. 3.                                              a.                                      A.

ör. 5.                                              c.                                      C.

  • Arka arkaya sıralanan, virgülle veya çizgi ile ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakama konur:

ör. 6, 7 ve 8. sayfalar ödev

  • Gün, ay, yıl olmak üzere tarihlerin ayrılmasında konur: 23.04.1984 , 10.X.1923

Not: Bazen tarihlerde ay adları ile yazıyoruz. Burada araya nokta konulmaz: 15 Mayıs 1987, 12 Ocak 1994.

  • Saat ve dakika gösteren sayıları ayırmak için konur: Otobüs 12.15’te kalktı.
  • Kitap, dergi vb.nin künyelerinin sonuna koyulur: Agah Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, TDK Yayınları, Ankara, 1969.
  • Dört ve dörtten çok basamaklı sayılar okunması için üçlü olarak ayrılır. Bu ayrımlara nokta konur: 93.992.738, 5.457.854, 5.048
  • Matematikte çarpma işaretinin yerine konur: 3.5=15, 9.4=36
  • Genel ağ adreslerinde kullanılır: www.rasitgokhansucu.com.tr

2. Virgül:

  • Birbiri ardınca sıralanan eş kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

* Genel, soyut, objektif kurallar vardır.

 ör. Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar)

  • Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:

ör. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Kocaosmanoğlu)

  • Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırırken ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna kullanılır:

ör. Zemin bu kadar koyu bir kırmızıya dönüşünde, bir an için de olsa, belirginliğini yitiriverdi sivilceleri. (Elif Şafak)

  • Uzun cümlelerde yüklemden uzak düzmüş özneleri belirtmek için kullanılır:

ör. Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamya atılan genç kadın gibi koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

  • Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerin sonuna konulur: İstanbul’a yarın geleceğim, dedi.
  • Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimelerin arasına konulur:

ör. Akşam, yine akşam, yine akşam.

  • Konuşma çizgisinden sonraki alıntı cümlesinin bitimine konur:

ör. Bu akşam Adana’ya geliyor musunuz, diye sordu.

  • Edebi eserlerde konuşma bölümünden önceki ifadenin sonunda kullanılır:

ör. Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e,

– Bu anahtar köşkü de açar, dedi. (Ömer Seyfettin)

  • Hitap etmek için kullandığımız kelimelerden sonra kullanırız:

ör. Sevgili Babam,

Değerli Arkadaşım,

Sayın Vali,

  • Kendisinden sonra gelecek olan cümleye bağlı olarak kabul, ret ve teşvik bildiren evet, peki, hayır, yok, pekala, olur, tamam, hayhay, baş üstüne, öyle, hadi, elbette gibi kelimelerden sonra konulur:

ör. Olur, yapalım.

Hayır, sizinle oraya gelemem.

  • Kesirli sayılarda ayırmak için kullanılır:

ör. 15,7 , 20,33

  • Metin içinde art arda gelmiş zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konulur:

ör. Ancak yemekte bir karara varıp, arkadaşına dikkatli dikkatli bakarak konuştu.

3. Noktalı Virgül:

  • Virgülle karıştırılmamalı. Noktalı virgül iki cümleyi birbirinden ayırmak için kullanılır.
  • Cümle içinde gruplandırmaların arasına konur:

ör. Tencere, tava, bardak mutfak; tornavida, çivi, matkap tamir malzemesidir.

  • Aralarında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırırken kullanılır:

ör. Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür, sırma saçlı olur.

  • Kendisiyle eş görevli olan kelimelerden oluşan cümlede özneyi diğerlerinden ayırmak için kullanılır: Ayşe; Mehmet ve Fatma’dan uzundur.

Not: TDK 2012’de bağlaçtan önce noktalı virgül kullanımını kaldırdı: Aslında başarılı bir öğrenci; fakat düzenli çalışmıyor.

4. İki Nokta:

  • İki cümleyi birbirine bağlamak için kullanılır.
  • Örnek vermeden önce kullanılır ve iki noktadan sonra küçük harfle devam edilir:

ör. Şiirde yer alması gereken birçok unsur vardır: kafiye, ölçü, ritim..

  • Açıklama yapmadan önce kullanılır ve iki noktadan sonra büyük harfe devam edilir:

ör. Ders çalışırken yapmamız gereken iki şey var: Odaklanmak ve belli bir programa uygun hareket etmek.

Tırnak içindeki alıntı sözden önce kullanılır:

Paul Valery: ‘’ Yüz bin okur tarafından yüz bin kez okunmak isterim.’’ demiş.

  • Metinlerde konuşma çizgisinden önce kullanırız:

 Ör. Mehmet Usta sorar:

– Bu topraklar yıllardır kimin?

5. Soru İşareti:

  • Yanıt bekleyen cümlelerde kullanılır. Soru eki veya sözü içeren cümle veya sözlerin sonuna konulur:

ör. O kitabı okudun mu?

  • Soru kelimesi olan her yerde kullanılmaz:

ör. Kim bilir, ne yapıyorsundur.

  • Bilinmeyen yer, tarih ve durumlarda kullanılır:

ör. Yunus Emre (1240- ?), Doğum yeri:?

6. Üç Nokta:

  • Tamamlanmamış cümlelerin sonuna gelir: Acı acıyı, su sancıyı…
  • Açıkça yazılmak istenmeyen kelime veya bölümlerin yerine kullanılır: Arabacı İ…’a yaklaştığını söylüyor.

7. Kısa Çizgi:

  • Ara sözlerin başına ve sonuna konur: Küçük bir sürü – dört inekle birkaç koyun – köyün girişinde duruyordu.
  • Fiil kök ve gövdelerini cümlede göstermek için kullanılır: Ver-, dur-, gör-, başar-, okut-…
  • Kelimelerin köklerini, gövdelerini ve eklerini birbirinden ayırmak için konur: Gör-gü-lü, dur-ak, al-ış
  • Kelimeler ve sayılar arasına, ve, ile, ila vb. anlamları vermek için kullanılır: İstanbul-Adana yolu, 3-4

8. Ünlem İşareti:

  • Duyguları gösteren ifade veya cümlelerin sonunda kullanılır:

ör. Eyvah! Ocak açık kalmış.

  • Hitap, seslenme, uyarı gibi sözlerden sonra kullanılır:

ör. Ey Türk gençliği!

9. Kesme İşareti:

  • Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır:

ör. Kurtuluş Savaşı’nı

  • Kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri ayırmak için kullanılır:

ör. ÖSYM’nin, 1965’te

  • Seslerin ölçü ve söyleyiş gereği düştüğünü göstermek için kullanılır:

ör. Bir ok attım karlı dağın ardına

Düştü m’ola sevdiğimin yurduna

10. Eğik Çizgi:

  • Adreslerde kullanılır:

ör. Bakış Sokağı No:3/9, Üsküdar/İstanbul

  • Tarihlerde kullanılır:

ör. 18/02/1995

  • Şiirlerde kıtalar yan yana yazıldığında kullanılır:

ör. Bir yer var biliyorum/ Her şeyi söylemek mümkün.

11. Tırnak İşareti:

  • Bir kimsenin cümlesinin olduğu gibi aktarılırken kullanılır: Meşhur bir düşünür: ‘’En verimli yağmur alın teridir.’’ der.
  • Cümle içerisinde geçen eser adları tırnak içine alınır: Bugün ‘’Kendi Gök Kubbemiz adli şiiri ezberledim.
  • Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 70-40=30
  • Değeri sıfırdan küçük olan sayıları gösterirken kullanılır: Bugün hava sıcaklığı -2 derece olacakmış.

12. Uzun Çizgi:

  • Yazı içinde konuşan kişilerden her birinin sözlerinin basına konur:

ör. Ayşe merakla sordu:

–Tatil için bir plan yaptın mı?

Mehmet:

–Evet, Paris’e gideceğim.

Not: Karşılıklı konuşmalarda tırnak ve uzun çizgi asla birlikte kullanılmaz.

13. Ters Eğik Çizgi:

  • Bilişim uygulamalarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırmak için kullanılır.

14. Yay Ayraç:

  • Bek bir bilgi vermek ve açıklama yapmak amacıyla, bilgisi verilmek istenen kelime veya kelimeden sonra kullanılır: Sıfatlar (isimleri niteleyen ve belirten sözcükler) konusunu geçen dönem işlemiştik.
  • Hareketi ve duyguyu belirtmek için kullanılır:

ör. Hasta: (Ürkek ve kaygılı) Ne yapabilirim!

  • Bir kişi veya bir nesne hakkında ek bilgi verilecekse kullanılır:

ör. Atatürk (1881-1938) büyük bir devlet adamıdır.

ör. Ata (Sınıf Başkanı)’nın teknolojiye ilgisi beni şaşırttı.

  • Bir kelimede veya cümlede, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır:

ör. Bütün gün der çalışmış (!) zavallı çocuk.

  • Alıntı yapıldığında. alıntılanan cümle veya eserin kime ait olduğunu belirtirken:

ör. ‘’Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi’’ (Yunus Emre)

15. Köşeli Ayraç:

  • Ayraç içerisinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçlardan önce köşeli ayraçlar kullanılır:

ör. Halikarnas Balıkçısı [Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886-1973)] en güzel eserini Bodrum’da yazmıştır.

1. Ünite: Edebiyatın Tarih ve Din ile İlişkisi
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı