II. Ünite: Hikaye

Dede Korkut Hikayeleri:

 ‘’Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanını Beyan Eder Hanım Hey!’’ özeti:

  • Deli Dumrul’un kuru bir çay üzerine köprü yapması ve köprüsünden geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden döve döve kırk akçe alması. Köprüsünün yanına konan obada bir yiğidin  ölmesi Deli Dumrul’un ölen bu yiğidin öcünü Azrail’den almak istemesi. Azrail ile karşılaşan Deli Dumrul’un, Azrail’in heybetinden korkması. Azrail’in bağışlanma dileyen Deli Dumrul’dan canı yerine can bulmasını istemesi. Babası ve annesinin Deli Dumrul için canlarını vermek istememesi üzerinde karısının canını vermek istemesi. Deli Dumrul ve karısının birlikte ölmek ya da yaşamak için dua etmesi ve ikisinin de bağışlanıp ömürlerine 40 yıl katılması.
  • Kitab-ı Deden Korkud Ala Kisan-ı Taife-i Oğuzan adlı eser Dede Korkut hikayelerinin olduğu eserin esas adıdır ve bu eser destan döneminden halk hikayeciliği dönemine geçişin ilk örneği kabul edilir.
  • Bu eser bir ön söz ve on iki adet hikayeden oluşur ve bu hikayelerin ilk defa Dede Korkut adlı kişi tarafından anlatıldığı söylenegelmektedir. Bu eserin biri Vatikan’da diğeri Dresden’de olmak üzere iki örneği vardır.
  • 14. yüzyılın sonlarında veya 15. yüzyılın başlarında Akkoyunluların egemen olduğu Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde yazıya geçirilmiştir. Dili ise Arapça ve Farsçada geçen dini kavramların dışında, Türkçe yazılan önemli örneklerdendir.
  • Bu eserde beyliklerle, kendi içinde yapılan veya doğaüstü varlıklarla yapılan mücadeleler konu edinir.
  • Bu eserler yapı nazım(olaylar ve tasvirler) ve nesir(karşılıklı konuşmalar, duygu ve düşünceler) karışık şekildedir, kısa ve ayrıntılar üzerinde çok durulmaz.

HALK HİKAYESİ

‘’Kerem İle Aslı’’ özeti:

  • Isfahan’da yaşayan bir hükümdarın ve keşiş hazinedarının çocuğu olmamaktadır. Keşişin karısı ve Hanım Sultan, bir adamın verdiği fidandan olan elmayı yerken birbirlerine çocukları olursa evlendireceklerine dair söz verirler. Keşişin, kızı; hükümdarın ise oğlu olur. Hükümdar, oğluna Ahmet Mirza; keşiş ise kızına Kara Sultan adını koyar. Bir gün keşiş, hükümdarın oğluyla kızının evlenmesinin dinen uygun olmadığı kararına varır; sözünden cayar ve ailesi ile Zengi’ye taşınır.
  • Ahmet Mirza bir gün arkadaşı Sofu Zengi’ye gittiğine bir bahçede Kara Sultan’ı görür. Mirza ‘’Aslın nedir?’’ diye sorduğunda o da ‘’kerem eyle’’ diye cevap verir. Mirza kızın ismini ‘’Aslı’’, kendinin ismini ‘’Kerem’’ koyar. İkisi de birbirine aşık olurlar. Hükümdar ve keşiş, Aslı ile Kerem’i nişanlarlar. Keşiş ve karısı, kızının nişanlandıktan sonra kaçar. Kerem, Sofu’yla birlikte Aslı’yı aramaya karar verir. Aslı’yı Kayseri’de bulan Kerem, dişçi olan Alı’dan annesine 32 dişini de çektirir. Kerem aşkının üçte birini Aslı’ya vermesi için dua eder, duası kabul olur. Aslı Kerem’e aşık olur. Kerem ile Aslı geceleyin kaçmak için sözleşirler. Ancak bu durumu öğrenen keşiş, durumu     Kayseri Beyine haber verir. Kayseri’de Beyin adamları, Kerem ve Sofu’ya zindana atarlar. Kerem, olanı biteni Bey’e anlatır. beyin Hasene Hanım adındaki kız kardeşi olayı çözme işini devralır Kerim’in Alı’dan başkasına bakmadığına bakmadığını gören Hasene Hanım, Kerem ile Aslı’yı evlendirmeye karar verir. Kızını Kerem’e yar etmemeye ahdedilmiş olan keşiş, Aslı’ya son düğmesine kadar çözüldükten sonra tekrar iliklenen bir gömlek giydirir. Kerem, Aslı’nın düğmelerini bir türlü çözemez. Çözemeyince ateşli bir ah çeker. Yanıp kül olur. Aslı ise Kerem’in dağılan küllerini saçlarıyla toplarken bir kıvılcım da onu tutuşturur. İki sevgilinin ancak külleri birbirine kavuşur. Bu ili aşığın cennette kavuştuğu söylenir.
  • Halk hikayeleri halk tarafından, göçebe olanların yerleşik hayata geçmesi ile oluşan ilk örneklerdir.
  • Bu türde konu genellikle ya aşk ya kahramanlık ya da her ikisidir ve bu konular zaman, coğrafya, tarihi olaylar ve dinin etkisi ile şekillenir. Ana temada her zaman konuşamama vardır.
  • Halk hikayesinin kaynağı Türk, Arap-İslam ve Hint İran’dır.
  • Burada hikayeler meddahlar veya saz ustası aşıklar tarafından, ezgi ve şiiri içinde barındırarak konuşur gibi anlatılmasıdır.

Cenkname: Olağanüstü ögeleri olan, Müslüman ve gayrimüslim diye iki tiplemesi olup ya nazım ya nesir ya da nazım-nesir şeklindedir.

Mesnevi:

  • Arap edebiyatında doğup İran edebiyatında gelişme göstermiştir.
  • Divan edebiyatına özgü olup Türk temsilcileri: Şahidi, Ali Şir Nevai, Hamdullah Hamdi ve bunlar arasında en meşhur olan Fuzuli’dir. Aynı zamanda en bilindik ve önemli eserler şunlardır:

Şeyhi-> Harname

Ahmedi-> İskendername

Gülşehri-> Mantıku’t-Tayr.

  • Kafiye düzeni, aa-bb-cc..; aruz ile yazılırken özellikle kısa kalıplarıyla yazılır; beyit sınırlaması yoktur.
  • Konusu bakımından mesnevilerde aşk, şarap, kahramanlık, tasavvuf ve din.
Tanzimat Dönemi Hikayesi:
  • İlk örnek Samipaşazade Sezai’nin yazmış olduğu Küçük Şeyler’dir.
  • Bu dönemde hala Divan Edebiyatı’nın etkilerinin görüldüğü ama aynı zamanda Batılaşmanın da etkisi olduğundan dolayı, şekil olarak batı; dilinin ağır olması bakımından ise divan edebiyatının etkileri görülür. Teknik bakımdan kusurludur.
  • Bu dönemdeki yazarlar romantizm akımının etkisindedir ve amaç toplumu bilgilendirmektir.
Milli Edebiyat Hikayeleri:
  • 1908 de ortaya çıkan ‘’Türkçülük’’ akımının etkisiyle dili, ölçüyü, konuyu yerli hale getilildiği dönemdir.
  • Bu dönemde eserlerde konuşma dilini yazı dili haline getirmeyi amaçlamıştır ve 1911 de  Genç Kalemler Dergisinde ‘’Yeni Lisan’’ makalesi bu akımın başlamasına vesile olmuştur.
  • Bu dönemin en önemli yazarı Ömer Seyfettin(olay hikayecisi) olup diğer önemli sanatçılar şu kişilerdir: Refik Halit Karay( gözlem ve mizah), Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aka Gündüz, Reşat Nuri Güntekin.

HİKAYE YAZMA:

  • Hikayede olaylar yaşanma ihtimali vardır. İşlenen olayın, mekanı, zamanı ve kişi kadrosu bulunur.
  • Hikayede roman gibi serim, düğüm ve çözüm bölümü vardır fakat romana göre daha kısadır.
  • Olay: Olayı belirlemek için iyi bir gözlemci olunmalı ve seçilen konunun ayrıntılarına ve ilgi uyandırmasına dikkat edilmeli.
  • Kişi: Kişi sayısı sınırlı tutulmalı ve özellikleri ayrıntıya girilmeden yansıtılmalıdır.
  • Yer: Olayın geçtiği yeri belirgin ve ayrıntılı bir şekilde anlatılması gerekir.
  • Zaman: Olayların geçtiği bir zaman dilimi belirlenmeli buna örnek olarak, sabahın erken saatleri, kış mevsimi söylenebilir.
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı

2. Ünite: Hikaye