IV. Ünite: Destan/Efsane

1. DESTAN

  • Mit ve mitoloji her zaman destanların kaynağı olmuştur. Mitos, tarih öncesi dönemde her türlü tanrının ve kahramanların yaşamları ve serüvenlerini, o toplumun inançları ve duygularını konu edinen ürünlerdir, mitoloji; bu mitosların her birini ele alıp detaylı bir şekilde inceleyen bilim dalıdır.
  • Toplumlarda derin ve etkili bir şekilde iz bırakmış olayların, kişilerin veya olağanüstülüklerin manzum hale getirilmesi ile oluşur ve bu yazılı anlatım öyküleyici bir anlatımdır.
  • Destanlarda çoğunlukla konu edinilen kişi aklın almayacağı kadar büyük işlerin üstesinden gelir.
  • Destanlarda zaman ve mekan gibi unsurlar belirtilmez.
  • Destanlar sayesinde yazıldığı döneme ait bir çok bilgiye sahip oluruz.
A. İSLAMİYET ÖNCESİ DESTAN
  • Bu dönemde Türkler  göçebe bir hayat sürdüğünden dolayı doğal destanlarda göreceğimiz oluşum safhalarından 2. Safhanın eksik olduğunu söyleyebiliriz buna bağlı olarak da manzum eserler verilememiştir.
  • Bu döneme ait destanların yazılması ise diğer milletler örneğin Arap, Çin, Moğol, Bizans gibi milletlerdir.
  • Türklere ait destanlarda kullanılan bazı motifler vardır onlar şunlardır: ışık, ağaç, at, Şu, kurt, kadın, ok-yay, gümüş- altın- demir gibi madenler…
  • Bu döneme ait destanlar ve hangi döneme ait oldukları konusunda:

* Altay-Yakut, Yaradılış

* Saka, Alp Er Tunga ve Şu

* Gün, Oğuz Kağan ve Atilla

* Köktürk, Ergenekon ve Bozkurt

* Uygur, Türeyiş ve Göç.

B. İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ DÖNEM
  • Dili sade olmasının yanı sıra artık Arapça ve Farsça kelimler Türklerin diline girdiğinden, Arapça ve Farsça sözcükler de geçer.
  • Kısa cümlelerin birleşmesiyle, akıcı bir şekilde oluşturulmuştur.

Örnekler:

  • Saltuk Buğra Han, Manas, Cengiz Han, Timur, Battal Gazi  Danişment Gazi Destanı…

a. DOĞAL DESTAN: Genellikle toplumda derin izler bırakmış olay veya kişilerin sözlü edebiyattın bir parçası haline gelip olgunlaştıktan sonra destan geleneğini bilen bir kişi tarafından derlenip oluşturulur. Doğal destanlar oluşurken 3 ayrı safhadan geçer bunlar:

  1. Toplumu etkileyen olayın gerçekleştiği dönemdir.
  2. Ozanlar tarafından toplumda artık efsaneleşen olayların sazla beraber söylenmesi aşamasıdır.
  3. Destan geleneğini bilen bir kişi tarafından yazılı hale getirilmesidir.

Örnekler;

  • Yunanlar-> İlyada, Odysseia
  • İranlı-> Şahname.
  • Finlerin-> Kalevela.
  • Fransızların-> Chanson de Roland
  • Sümerler->  Gılgamış
  • Almanların-> Nibelungenlied
  • İngilizlerin-> Beowulf
  • İspanyolların-> Le Cid
  • Rusların-> İgor.
  • Japonların-> Şinto.
  • Hintlerin-> Mahabharata.
  • Türklerin-> Alp Er Tunga, Oğuz Kağan, Şu, Ergenekon, Bozkurt, Türeyiş.

b. YAPAY DESTAN: Geçmiş bir zamanda gerçekleşmiş olayı destan geleneğine sahip olan bir kişi tarafından yazıya geçirilmesidir.

Türk Edebiyatındaki Yapay Destan;

– Bu destanlar uzun soluklu olup, yine kahramanlık öğeleri ağır basar.

– Coşkulu bir şöyleyiş vardır ve bazî doğadan aktarılan benzetme unsurlarına yer verilir.

– Doğal ve Yapay destanın benzer yönleri olağanüstülüklere, kahramanlıklara, insanlık durumlarına yer vermesidir.

Örnekler:

-> Cahit Külebi, Atatürk Kurtuluş Savaşında; Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye; Ceyhun Atıf Kansu, Sakarya Meydan Savaşı; Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Şehitlerine…

2. EFSANELER

– İnsanlar ve diğer unsurları yani; insanı, coğrafyayı, canlıları veya maneviyatı gönül bağı ile bağlayan unsurlardır ve bu unsurların sözlü kültürün en önemli unsuru olup bugüne kadar gelmiştir.

– Efsanelerde olağanüstü özellik taşıyan varlıklar çokça görülürler.

– Efsane bazı çeşitleri vardır bunlar: Yaradılış efsaneleri, oluşum ve dönüşüm efsaneleridir, tarihi efsaneler, olağanüstü kişiler ve güçler üzerime efsaneler, dini efsaneler..

– Efsanelerdeki ‘’inanış’’ unsuru onu hikayeden ayırıp, destana yakınlaştırır.

– Eski zamanlarda efsanelerin gerçekten olduğu düşünülürken günümüzde; inanç unsuru olma niteliğini kaybetmiştir.

DİL BİLGİSİ

Sıfat: Adların önüne gelerek onları renk, durum, sayı gibi yönlerden niteleyen ve belirten sözcüklerdir. Yani adların özellerini belirtir.

  • Sağlığın için yağlı yiyeceklerden uzak durmalısın.
  • Islak zemine dikkat et.

1. NİTELEME SIFATI: Bir adın durumunu, rengini, özelliğini bildiren sıfatlardır ve isime ‘nasıl?’ sorusuna cevap verir.

  • Yolun kenarı, kurumuş yapraklarla doluydu.
  • Islak, buruşuk bir gazete kağıdını çöpe attım.

2. BELİRTME SIFATI: Adları işaret, sayı, belgisiz ve soru anlamlarıyla karşılayan sıfatlardır.

a. İşaret Sıfatı: İsimleri işaret yoluyla belirten ve ‘Hangi?’ sorusuna cevap verir.

Bu silgi iyi silmiyor.

– Bunu kimse tahmin etmiyordu. (Burada bir isim nitelenmediğinden bu bir işaret sıfatı değil. Bu cümledeki ‘bunu’ zamirdir)

b. Sayı Sıfatları: İsimleri miktar, sıra, üleştirme gibi unsurlarla belirten sıfatlara denir ve ‘kaç, kaçıncı, kaçar, kaçta kaç?’ sorularının cevabıdır.

– Aradan tam on beş yıl geçmiş.

– Onlar dörder bölümden sorumlu.

c. Belgisiz Sıfat: İsimleri kesin olarak değil, belli belirsiz belirten sıfatlardır.

Birkaç sorum vardı size ama başka zaman da sorabilirim.

Birçok karar uygulamadı yine.

d. Soru Sıfatı: İsimlerin yerini, sayısını, durumunu, zamanını soru yolu ile belirten sıfatlardır.

– Tatilde kaç dergi okudun?

Hangi elbiseyi daha çok beğendin?

Adlaşmış Sıfat: Sıfatın nitelediği yada belirttiği isim düşer ve sıfat tek başına kullanılırsa isimleşir. Çekim eki almış olan sıfatlar anlaşır.

  • Yaşlı adam, torununu görünce heyecanlandı.
  • Yaşlı, torununu görünce heyecanlandı.

Unvan Sıfatı: Kişilerin adlarına takılan saygı veya tanıtma sözcükleri dur bir bakıma niteleme sıfatıdırlar.

  • Doktor Aslı, Profesör Gökhan..
  • Ahmet Dayı, Aysun Hanım, Ahmet Mithat Efendi..
  • Gazi Mustafa Kemal, Osman Gazi..