TÜRKLERDE EĞİTİM SİSTEMİ

1) İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EĞİTİM

a) Eğitim Anlayışı

İlk Türk Devletleri’nde bilgiye ve bilgili insana önem verilmiştir. Cesur ve bilgili anlamındaalp insan anlayışının ortaya çıkması bunun önemli bir göstergesidir. Yapılan kazılarda Türklerin yazıyı MÖ. V. yüzyıllarda kullandıkları görülmektedir. Türklerin kullandığı ilk alfabe Köktürk alfabesidir. Türklerin eğitim anlayışı; yaşam çerçevesinde gelişmiştir. Yazılı olmayan töre kanunlarını nesiller boyu aktarmaları eğitimde kız – erkek ayrımı yapmamaları eğitime verdikleri önemi göstermektedir.

 İlk Türk Devletleri’nde ilk kez “Örgün Eğitim” kurumlarına Uygurlarda rastlanmıştır. Uygurlar kağıdı ve matbaayı kullanmış sahip oldukları kütüphane ve mabetlerinde dini nitelikli eserler ortaya koymuşlardır. Türkler, savaş tehlikeleri ile her an karşı karşıya oldukları için hazırlıklı olmak durumunda idiler. Bu durum Türklerde askeri eğitimi zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca yaşam biçimleri çerçevesinde de “Mesleki Eğitim” in usta – çırak ilişkisi içerisinde tecrübelerin aktarılması ile geliştiği de görülmektedir.

 İlk Türk Devletleri’nin bilimsel çalışmaları da hayat tarzlarına göre gelişmiştir. Türkler Astronomi, Matematik, Kimya ve Tıp gibi bilim dallarında önemli çalışmalar yapmışlardır. Örneğin, Astronomide 12 Hayvanlı takvim, Matematikte dört işlem ve on tabanlı sistem, Kimyada demirin işlenmesi, kuyumculuk, bakırcılık, Tıpta ise otacı denilen şifacılar ve Akupunktur benzeri bir tedavi, bilimsel alandaki çalışmalara örnek gösterilebilir.

2) TÜRK İSLAM DEVLETLERİ’NDE EĞİTİM

a) Eğitim Anlayışı

Eğitim Türk – İslam Devletleri zamanında belli bir düzene oturtularak kurumsallaşmaya gidilmiştir. Türk eğitim tarihinde Karahanlılar bir dönüm noktasıdır. Türk – İslam Devletleri’nde eğitim modeli olarak Farabi, ikna metodunu savunurken İbn–i Sina ise zihinsel gelişmeyi sağlamanın yanı sıra kişinin kabiliyetlerininde göz önünde bulundurulmasını savunmuştur. Türk – İslam Devletleri’nde eğitime verilen önem sayesinde ünlü bilim insanları bu devletlerin bünyesinde toplanmıştır.

b) Medreseler

Türk – İslam Devletleri’nin en önemli eğitim kurumları Medreselerdir. Medreseler ilk defa  karahanlılar Dönemi’nde kurulmaya başlanmıştır. Karahanlılarda medrese yöneticilerine “fakih” öğretmenlerine ise “müderris” adı  verilmekteydi. Çalışanların görevlerine göre ücret takdir edilirken öğrencilerin tamamına burs verilmekteydi. Medreselerin kurulmasına Gazneliler Dönemi’nde devam edilmiş en önemli seviyeye medreseler Selçukluların inşa ettiği “Nizamiye Medreseleri” ile ulaşmıştır. Nizamiye Medreselerinde din, dil ve hukuk ağırlıklı bir program uygulanmıştır. Anadolu’da kurulan ilk beylikler ve Türkiye Selçukluları Dönemi’nde, medreseler bir külliye niteliği taşımakta idi. Anadolu’nun ilk medresesi Niksar’da Danişmentlilerin yaptığı Yağıbasan Medresesi’dir.

Anadolu’da Danişmentlilerle başlayan medrese kurma geleneği Beylikler ve Türkiye Selçuklularıyla yaygın hale geldi. Anadolu’da başta Konya, Kayseri, Tokat, Sivas, Diyarbakır, Kütahya, Mardin olmak üzere bir çok şehirde medreseler kuruldu. Mısır’da kurulan Tolunoğulları ve İhşidoğulları da Mısır’ı bir kültür merkezi haline getirerek eğitime önemli katkılarda bulunmuşlardır.

c) Yaygın Eğitim

Türk – İslam Devletleri’nde yaygın eğitimin en önemli ayağını Ahilik Sistemi (Esnaf kendi arasında toplanarak kurdukları dini ve iktisadi teşkilatlanma) oluşturmaktaydı. Ahilikte eğitim, iş başında ve iş dışında olmak üzere uygulamalı olarak yapılmaktaydı. Yaygın eğitimin verildiği diğer mekânlar ise Cami mescit, ilim insanlarının evleri, kütüphaneler ve ahi teşkilatının zaviyeleridir. Ayrıca medreselerdeki derslere halkın dinleyici olarak katılması da yaygın eğitime örnek verilebilir.

d) Atabeylik

Türklerde şehzadelerin eğitimine çok önem verilmekteydi. Büyük Selçuklu Devleti’nde Şehzadelerin eğitimi için görevlendirilen bilge kişilere Atabey adı verilmekteydi.

e) Türk – İslam Devletleri’nde Bilim

Referanslarını İslamiyet’ten alan Müslüman bilim insanları; tıp, felsefe,  matematik, astronomi gibi bilim dallarında önemli gelişmelere imza attılar. Bu dönemde Buhara, Semerkent, Fergana, Bağdat önemli kültür merkezleri haline geldi. Bu kültür merkezleri Farabi, İbn–i Sina, Cezeri, Harezmi, El İdrisi, Yusuf Has Hacip, İbn–i Rüşt, İbnül – Heysem, Biruni, Cabir Bin Hayyam, Kaşgarlı Mahmut gibi bilim insanlarıyla aydınlandı.

3) OSMANLI DEVLETİNDE EĞİTİM (Klasik Dönem)

a) Eğitim Anlayışı

Osmanlı Devleti farklı din, dil ve ırka mensup geniş bir coğrafyayı idare etmekte idi. Bu coğrafya’da huzurlu aşamanın yolu eğitimden geçiyordu. Bu nedenle devlet eğitim anlayışını itaatkâr, dürüst, dindar, vatanını seven, vefakâr, çevresine duyarlı ideal insan modelini yetiştirme yolunu seçti. Osmanlı Devleti’nde eğitim faaliyetleri örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki şekilde yapılmakta idi.

Örgün Eğitim Kuralları

  • Sıbyan Mektepleri
  • Medreseler
  • Acemi Oğlanlar Ocağı
  • Yeniçeri Ocağı
  • Enderun Mektebi
  • Saray Eğitimi (Enderun, Şehzade eğitimi, Harem)

Yaygın Eğitim Kuralları

Camiler, tekkeler, loncalar, zaviyeler

Saraylar, köşkler, dergâh, konak – evler

Sıbyan Mekteplerinde öncelikle çocuklara okuma – yazma ve İslam dininin kuralları ile Kuranı kerim öğretme amaçlanmıştır. Gayrimüslimler inanış ve ibadet hürriyeti sağlanarak eğitimlerini açtıkları okullar sayesinde gerçekleştirirlerdi.

b) Medreseler

Osmanlı Devleti’nde orta ve Yükseköğretim kurumlarını Medreseler oluşturuyordu. Osmanlıda ilk medrese İznik’te açılmıştır. Fatih Döneminde Sahnıseman Kanuni Döneminde ise Süleymaniye Medreseleriyle eğitimde önemli atılımlar gerçekleştirilmiş hem ders içerikleri hem personel maaşları daha da geliştirilmiştir. Osmanlı ülkesinde medreseler vakıflar tarafından finanse edilmiştir.

Medreselerle İlgili Kavramlar

Softa: Medrese öğrencisi (orta düzey)

Danişment: Medrese öğrencisi (yükseköğretim)

Muit: Müderris yardımcısı

Müderris: Öğretim görevlisi

Mülazemet: Atanmak için sıra bekleyen öğretim görevlisi

İcazetname: Medreseyi bitirenlere verilen diploma

Akademik Kariyer Basamakları

Softa -> Danişment –>  Muid -> Mülazim-> Müderris

Medreseler; pozitif bilimlerin ötelenmesi, müderris atama sisteminin bozulması, beşik uleması uygulamaları yanında müderrislerin yetersizliği ve öğrencilerin işsiz kalma korkusu ve disiplinsizliklerden dolayı bozulmaya başlamıştır. Medreseleri ıslahı için fermanlar ve layihalar hazırlanmış, Kâtip Çelebi ve Koçi Bey ıslaha ilişkin fikirler üretmişlerdir. Islah çalışmalarına I. Ahmet IV. Murat, III. Ahmet, I. Mahmut, III. Selim zamanında devam edildi. Fakat bozulma engellenemedi. II. Mahmut Dönemi’nde devam edilen ıslahlar II. Meşrutiyet Dönemi’nde ancak yapıldı. Bunu 1914 Medreseleri Islah Nizamnamesi’nin çıkarılması izledi.

c) Saray Eğitimi: Osmanlı Devleti’nde saraylar bir eğitim mekânı olarak kullanılmıştır. Eğitim sarayda üç bölümde gerçekleşmektedir.

1. Enderun

Bir saray okuludur. Devşirme usulüyle alınan çocuklar iyi bir eğitimden geçerek gelecekte sadrazam, vezir, ordu komutanı, vali gibi seçkin kişiler olarak devlet kademesinde yerlerini alırlardı.

2. Şehzade Eğitimi

Padişahların erkek çocukları için saray içinde açılan Şehzadegan Mektebi’nde şehzadeler ilköğretim eğitimlerini almakta idiler. Daha sonra Lala’ların gözetiminde sancaklara gönderilmekteydiler.

3. Harem Eğitimi

Bir okul niteliği taşıyan haremde kalfaların sıkı denetimi altında câriyeler ders görmekte idi. Haremde okuma, yazma ve dini eğitim yanında müzik, resim, edebiyat, nakış, dikiş, örgü gibi eğitimlerde verilmekte idi.

d) Askeri Eğitim: Osmanlı Ordusu içerisindeki her ocak’a kendi uzmanlaştığı alanda eğitim verirdi. Bu konuda Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı ön plana çıkmaktadır. Bir sanat okulu niteliği taşıyan Acemi Oğlanlar Ocağı’nda; Humbarahane (havan topu dökümü el bombası yapımı), Mehterhane, Cambazhane, Tophane, Tüfekhane, Kılıçhane gibi bölümler mevcuttur. Osmanlı Devleti’nde sürek avları, Tımarlı Sipahilerden Cebelü askerlerinin eğitimi, Tersane ve gemilerde deniz askerleri denilen leventlerin eğitimi de önemli bir yer tutmaktaydı. Osmanlı Devleti, örgün eğitim yanı sıra Yaygın Eğitim Kurumlarına da çok önem vermiştir. Bu konuda esnaf eğitimi için Loncalar halk eğitimi için cami, mescit, tekke, dergâh, cem evleri, kıraathane, sıra geceleri, kına gecelerindeki faaliyetler etkili olmuştur.

e) Eğitimde Yenileşme Hareketleri: Osmanlı Devleti 18. yüzyıldan sonra Avrupa’yı örnek alan ıslahatlar yapmaya başladı. Bu çerçevede; I. Mahmut Dönemi’nde “Hendesehane (Kara Mühendishanesi) açıldı. (1734) III. Selim Dönemi’nde Hendesehane genişletilerek istihkham ve topçu subayı yetiştiren  Mühendishanei berrihümayun’a dönüştürüldü. (1795)   III. Mustafa Döneminde “Deniz Mühendishanesi” açıldı (1773) daha sonra genişletilerek “Mühendishanei bahrihümayun” adını aldı. 1727 yılında Matbaa kullanılmaya başlandı ilk basılan eser Arapça – Türkçe sözlük olan Vankulu lugatidir. 19. yüzyılda Avrupa’ya öğrenci gönderilmeye başlandı. II. Mahmut Dönemi’nde ordunun doktor ihtiyacı için Tıphaneiamire ve Cerrahhaneimamure kuruldu (1827). Bu gelişmeleri 18. ve 19. yüzyılda sanayiden hukuka, ticaretten eğitime birçok kurumun açılması izledi.

f) Osmanlıda Bilim: Osmanlı Devleti’nde bilim, akli ve nakli ilimler olmak üzere iki kısımda ele alınmıştır. Osmanlı bu iki bilim dalını da medreselerde okutarak büyük bilim adamlarının yetişmesine zemin hazırlamıştır. Beylikten Devlete Geçiş Dönemi’nden itibaren devlet bilim ve bilim insanına önem vermiştir. Bu nedenle ilk yıllarda mantık, tıp, matematik, astronomide Ahmedi, Molla Fenari, Celaleddin Hızır, Kadızadeirumi gibi bilginler yetişmiştir. Fatih Dönemi’nde İstanbul bir bilim merkezi haline gelmiş, Ali Kuşçu, Molla Lütfi, Mirim Çelebi, Hoca Sinan Paşa gibi bilim insanları bilime yön vermişlerdir.

 16. ve 17. Yüzyıllarda Etkili Olan Bilim İnsanlarından Örnekler

  • Sabuncuoğlu Şerafettin (Tıp)
  • Kadızade–i Rumi (Astronomi – Matematik)
  • Ebussuud Efendi (Tefsir, Fıkıh, Hadis)
  • Altuncuzade (Üroloji)
  • Piri Reis (Coğrafya) Eseri; Kitab–ı Bahriye
  • Seydi Ali Reis (Coğrafya) Eseri; Mir’atül Memalik
  • Takiyyüddin Mehmet (Astronomi)
  • Katip Çelebi (Tarih, Coğrafya, Bibliyografya)
  • Evliye Çelebi (Coğrafya)
  • Koçi Bey (Sosyal Bilimci)

4) TANZİMAT SONRASI OSMANLI EĞİTİMİ

Osmanlı Devleti Tanzimat’la birlikte yeni eğitim arayışlarına girmiştir. Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünü korumak için Osmanlıcılık ilkesi çerçevesinde adımlar atılmıştır. Bir taraftan Rüştiyelerin sayısı artırılırken diğer taraftan yeni öğretim yöntemleri ile birlikte örgün eğitimde ilk, orta ve yükseköğretim şeklinde derecelemeye gidilmiştir. Maarifiumumiye Nezareti (Genel Eğitim Bakanlığı) kurulduktan sonra tüm eğitim işleri buraya bağlanmış 1869 yılında Maarifiumumiye Nizamnamesi çıkarılarak eğitimdeki uygulamalar bir sisteme bağlanmıştır.

Bu sistem içerisinde;

1) İlköğretim

Kanunuesasi’ye göre ilköğretim zorunlu hale getirilmiş, sıbyan mekteplerinden okutulacak dersler, sınav sistemi, öğretmenlik şartları, okulların ihtiyaçları bir hükme bağlanmıştır.

2) Ortaöğretim

Ortaöğretim daha önceleri medrese çatısı altında devam etmekte idi. Yeni dönemde eğitim meclisleri  ortaöğretime yeni düzenlemeler getirdi. Ortaöğretim Rüştiyeler, İdadiler, Sultaniler olarak düzenlendi.

Rüştiyeler: Askeri okullara öğrenci yetiştirmek için kurulan okullar

İdadiler: Yüksekokullara öğrenci yetiştiren okullar. Daha sonra rüştiyeler idadilerle birleşerek eğitim süresi uzamıştır.

Sultaniler: Her vilayet merkezinde idadilerin üzerinde Mektebisultani adı verilen lise konumunda okul. Darüşşafaka Lisesi de Sultani seviyesinde eğitim veren bir okuldur.

3) Yükseköğretim

İlk defa 1845’de Darulfünun’un kurulmasına karar verildi. Darulfünun’a öğrenci yetiştirmek için Darulmaarif açıldı. Öğretim elemanı ihtiyacını karşılamak için Avrupa’ya öğrenciler gönderildi. Darulfünun’un ders kitaplarının  hazırlanması için bilim akademisi gibi çalışmak üzere “Encümenidaniş” kuruldu.

4) Mesleki Eğitim

Avrupa’daki gelişmeler mesleki eğitimi olumsuz yönde etkiledi. Devlet 19. Yüzyılda meslek okullarının açılmasına ağırlık verdi. 1848 yılında İstanbul’da öğretmen yetiştirmek için Darulmuallimin (erkek öğretmen okulu) açıldı. Daha sonraki yıllarda bu mektebi ıslahane adı verilen sanat okulları, Lisan Mektebi, Eczacı Mektebi, Hukuk Mektebi, Ticaret Mektebi, Ziraat Mektebi, Baytar Mektebi gibi okullar izledi. I. ve II. Meşrutiyet Dönemleri’nde Güzel Sanatlar, İktisat Okulu, Polis Mektebi, Konservatuvar Ormancılık Mektebi, Maden Mektebi, Telgraf Mektebi ve Müze Mektebi gibi okullar açıldı.

5) Azınlık ve Yabancı Okullar

Osmanlı Devleti’nin bünyesinde yaşayan gayrimüslimler eğitim faaliyetlerini ibadethanelerinde ve açtıkları okullarda bir kısmı ise Avrupa ülkelerinde sürdürmüşlerdir. Tanzimat’la birlikte azınlıklar Osmanlı ülkesinde birçok okul açmışlardır. Aynı zamanda devletin açtığı okullara gayrimüslim öğrencilerde alınmıştır. Azınlıkların açtığı okullar azınlıklar arasında milliyetçilik fikrinin yayılmasına etki etmiştir.

Yabancı Okullar

Yabancılara ekonomik anlamda tanınan ayrıcalıklar eğitim alanında da birçok ayrıcalığı beraberinde getirmiştir. Birçok misyoner Osmanlı ülkesine geldi. Yabancıların kendi politik çıkarları için en fazla okul açtıkları dönem 19. yüzyıl oldu. Daha sonra bu okullara Müslüman halkta çocuklarını vermeye başladı. 20. yüzyıl başlarında Osmanlı ülkesinde yedi bin civarında azınlık okulu dört yüze yakın yabancı okul bulunmakta idi.

Yabancı Okullar: Modern eğitim sistemlerini, yeni ders araç ve gereçlerini, yabancı dil öğretilmesini ve Osmanlı Devleti’nin Batı’ya açılmasını sağlamışsa da yıkıcı faaliyetlere zemin hazırlaması, azınlıklar arasında milliyetçiliğin yayılması, Osmanlı bütünlüğünün parçalanması ve Rum, Ermeni isyancı liderlerinin bu okullarda yetişmiş olması bakımından zararlı bir unsur olmuşlardır.

5) CUMHURİYET DÖNEMİNDE EĞİTİM (1938’e kadar)

a) Eğitim Anlayışı

Cumhuriyet Dönemi eğitim anlayışının temeli Milli Mücadele yıllarında atılmıştır. Milli Mücadele Dönemi’nde eğitime halkın bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi ile başlanmıştır. Eğitimin öneminin farkında olan Mustafa Kemal, batı cephesinde savaş devam ettiği sırada 1921 yılında Ankara’da toplanan Muarif Kongresi’ne katılarak eğitimin önemine vurgu yapmıştır. Mustafa Kemal Kongre’de eğitimcilere ve ülkeyi yönetenlere hedefler göstererek üç konu üzerinde durmuştur.

a) Daha önce izlenen öğretim yöntemleri

b) Eğitimin milli olması

c) Çocuklarımıza, gençlerimize milli varlığa düşman yabancı unsurlarla mücadele gereğinin öğretilmesi

b) Eğitim Politikasının Temelleri

Mustafa Kemal’in değişik zaman dilimlerindeki konuşmalarında vurguladığı Çağdaşlaşma, Eğitim ve Öğretimin Birliği ve müsbet ilim vurgusu eğitim politikalarının temelini oluşturur. Atatürk’e göre eğitim politikası Milli, Çağdaş, Halkcı, Akılcı ve Gerçekci bir temele oturmalıdır. Cumhuriyet Dönemi’nde eğitim alanında yapılan çalışmaların hedefi;  Osmanlıdan kalma problemleri çözmeye çalışırken diğer taraftan da dünya standardını yakalamayı hedefliyordu.

Yapılan Çalışmalar

  • Öncelikle 3 Mart 1924 tarihinde “Tevhiditedrisat” kanunuyla eğitim ve öğretim birleştirildi.
  • Milli eğitim bütçesi müstakilleştirildi.
  • Din uzmanları yetiştirmek için İlahiyat Fakülteleri din hizmetleri için ayrı okulların kurulması kararlaştırıldı.
  • Yabancı okulların ders programlarına Türkçe dersi konulması ve Türk öğretmenlerce okutulması sağlandı.
  • Azınlık ve yabancı okulların zararlı faaliyetleri önlenmeye çalışıldı. (Lozan Antlaşmasıyla Türk kanunlarına diğer okulların tabi olduğu tüzük ve yönetmeliklere uyma zorunluluğu getirildi)
  • 2 Mart 1926’ da kabul edilen Maarif Teşkilatı hakkında kanun ile eğitim hizmetleri düzenlendi.
  • Eğitim alanında en önemli adımlardan birisi de, şüphesiz 1928’ de kabul edilen Türk Harfleri Hakkındaki kanundur. Ülkede yeni harflerin öğretilmesi için Millet Mektepleri açılmıştır.
  • Bu hamleler neticesinde 1927’ de % 10 olan okuma yazma oranı 2000 yılında % 87’ ye ulaşmıştır.
  • Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren eğitimin yaygınlaşması için büyük çaba sarfedilmiş, Türk insanının cehaletten kurtulması için yaygın eğitime de önem verilmiştir. Halk eğitimini sağlamak için yapılan faaliyetlerin yanında Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün açılması da ülke genelinde eğitimi hızlandırmıştır.