Türklerde Ekonomi

1) İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EKONOMİ

a) Hayvancılık: Türklerde ekonomik hayatın temelini hayvancılık faaliyetleri oluşturuyordu. Konargöçer yaşam çerçevesinde şekil alan bu hayat; at, koyun, deve, sığır gibi hayvanların beslenmesi ve bu hayvanlardan elde edilen yiyecek, içecek, giyim vb. ürünlerin hayatın her alanında kullanılması ile devam ettiriliyordu.

b) Tarım: Türkler hayvancılığın yanında tarıma elverişli bölgelerde tarımsal üretimde yapmışlardır. Türklerin kullandıkları en önemli tarım aletleri saban, orak ve düven’dir. Türklerde tarım deyince ilk akla gelen devlet Uygurlardır. Sulama kanalı açmak, üzüm, kavun karpuz yetiştiriciliğiyle ön plana çıkmışlardır. Ayrıca Köktürk Hakan’ı Kapkan Kağan’ın Çin’den vergi olarak tohumluk buğday ve tarım aleti alması Türklerde tarıma bakış açısını Uygurlardan öncesine de taşımaktadır.

c) Madencilik: Maden işçiliğinde ileri giden Türkler kendi silah ihtiyaçlarını karşılamanın yanında bu işin aynı zamanda ticaretini de yapmışlardır.

d) Ticaret: Türk Devletleri’nin ekonomisinde önemli bir yere sahip olan İpek Yolu ve Kürk Yolu tarih boyunca Türk Devletleri’nin ekonomisine önemli bir katkı sunmuştur. Bu sebeple bu yolların elde tutulması Türk Devletleri için kaçınılmaz olmuştur.

e) Vergi Sistemi: Ekonominin ana kaynaklarından olan vergi toplama işine Hunlar, Köktürkler ve Turfan Uygurları özel memurlar tahsis ederek bu konuya önem verdiklerini ortaya koymuşlardır. Ticari ödeme modelleri olarak Türklerde uygulanan en yaygın model hizmet karşılığı mal takası şeklindeydi. Ayrıca Uygurlar ödeme aracı olarak böz (mühürlenmiş kumaş) madeni para, altın, gümüş ve bakır paraların yanında Çav adı verilen kağıt parayı da kullanmışlardır.

2) TÜRK – İSLAM DEVLETLERİNDE EKONOMİ

İlk Müslüman Türk Devletleri’nde eski ekonomik anlayışın devam ettirilmesi yanında, İslâmiyet’le birlikte iktisadi anlayışta yeni anlayış ortaya çıkmıştır. İlk Müslüman Türk Devletleri tarım ve hayvancılığın yanı sıra ticarete de büyük önem vererek ticaret yollarına hem hakim olmak hem de güvenliğini sağlamak için büyük çaba sarfetmişlerdir. Selçuklular bir taraftan İpek Yolu üzerindeki şehirleri ele geçirmeye çalışırken diğer taraftan fethedilen şehirlerde vergi indirimi başlamasına giderek imar faaliyetlerine katkıda bulunmuşlardır. Melikşah Döneminde birçok sosyal kurumun inşası imar faaliyetlerine en güzel örnektir. İlk Türk Devletleri’nden Mısır’da kurulan Tolunoğulları ve İhşidler ticareti geliştirmek için bir taraftan Baharat Yolu’nun Akdeniz’e açılan limanlarını elde tutmaya çalışırken diğer taraftan Avrupa ülkeleri ile ilişkili ticari anlamda sıkı tutmuşlardır.

 a) Türk – İslâm Devletleri’nde İktisadi Kurumlar

İkta Sistemi: Mülkiyeti devlete ait olup, ordu mensuplarına ve memurlara hizmet veya maaş karşılığında verilen topraklar İkta Sistemi’ni oluşturmaktaydı. Hz. Ömer Dönemi’nde uygulanmaya başlayan İkta Sistemi Emeviler ve Abbasilerle devam etmiş, Selçuklu Devleti bu sistemi daha da geliştirmiştir.

İkta Sistemi Uygulama Şekli: İkta olarak verilen bölgelerin vergileri ikta sahipleri tarafından toplanmakta idi. Böylece merkezden herhangi bir vergi memuru tayin edilmeden, ikta sahiplerinin maaşlarının dışında kalan miktar hazineye devrediliyordu. İktalarda toplanacak vergiler kanunla tesbit ediliyordu. Devlet feodal bir yapıya geçilmesini önlemek için büyük ikta’larda babadan oğula geçme durumuna izin vermiyordu. İkta Sistemi Anadolu Selçuklularında küçük iktalar şeklinde devam etse de miri toprakların malikâne ve vakıf hâline getirilmesi, Moğol istilası, iktaların özel mülk olarak dağıtılması sistemi zayıflatmıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen Beylikler Dönemi’nde sistem korunmuş daha sonra Osmanlı Devleti bunu geliştirerek Tımar Sistemi’ne dönüştürmüştür. İkta Sistemini İlhanlılar, Eyyubiler, Memlüklerde uygulamış hatta Hindistan’a kadar yayılmıştır.

Vergi Sistemi: Türk – İslâm Devletleri’nde ekonomiyi oluşturan en önemli kalemlerden birisi de vergi idi. Bu dönemde vergi sistemi İslâm hukuku çerçevesinde oluşmuştur.

Vergi Gelirleri

  1. Zekât: Müslüman halktan 1/40 oranında alınan vergi.
  2. Öşür: Müslüman halkın yetiştirdiği ürün üzerinden alınan vergi.
  3. Haraç: Gayrimüslim halkın vermekle yükümlü olduğu ürün ve toprak vergisi
  4. Cizye: Gayrimüslim erkeklerden askerlik hizmetinden muaf olmalarına karşılık alınan vergi. Çocuklar, papazlar ve yaşlılardan bu vergi alınmazdı.
  5. Bağlı devlet ve beyliklerin ödediği vergiler.
  6. Ülkede var olan değişik iş kolları, kervanlar, tüccarlar ve pazar yerlerinden alınan vergiler.

Ahilik: Türkiye Selçuklu Devleti Dönemi’nde ortaya çıkan Ahilik, esnaf ve zanaatkârların ticari hayatını şekillendiren dini ve iktisadi yönü ağır basan sosyal bir teşkilattır.

Ahilik Teşkilatı: Çırak, kalfa, usta ilişkisini kurarak mesleki eğitim yapmıştır. Esnaflar arası dayanışmayı sağlamıştır. Üretimin kalitesini ve fiyatların ayarlanmasını sağlamıştır. Üyelerin dini ve ahlaki bilgilerinin artırılmasını sağlamıştır. Moğol istilası sonrası Anadolu’da huzuru ve güvenliği sağlamaya çalışmışlardır. Ahilik teşkilatına gayrimüslim esnaf ve tüccarlar alınmayarak ticaret ve sanayi hayatına Müslüman Türklerin hakim olması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu dönem Avrupası’nın en önemli dini ve iktisadi birlikleri Gild ve Hansa birlikleridir.

Vakıf Sistemi: Türk – İslâm tarihinde önemli bir yere sahip olan Vakıf’ların tarihi Uygurlara kadar uzanmaktadır. Vakıf sistemi Türk – İslâm tarihinde Büyük Selçuklu Döneminde hızla gelişmiş, Türkiye Selçuklularında I. Gıyasettin Keykavuz ve I. Alaaddin Keykubat zamanlarında zirve noktaya ulaşmıştır.

3) 11. ve 13. YÜZYILLARDA ANADOLUDA EKONOMİK HAYAT

Anadolu tarih boyunca stratejik önemini korumuş, Türkiye Selçukluları Dönemi’nde tarım, ticaret, sanayi gibi alanlarda merkez olma durumunu devam ettirmiştir.

Anadolu’nun Ticari Açıdan Gelişmesinin Nedenleri

  • Madenlerin işletilmesi
  • Fetih hareketlerinin ticari amaçlı yapılması
  • Sanayinin Âhiler tarafından teşkilatlandırılması
  • Latinlerle ticaret anlaşmaları yapılması
  • Yabancılara düşük gümrük vergisi uygulanması
  • Kervansarayların yapımına önem verilerek zarara uğrayan tüccarlara “devlet sigortası” sisteminin getirilmesi

Karadeniz ve Akdeniz limanlarının fethedilmesi Kösedağ Savaşı (1243)’ndan sonra Anadolu’nun iktisadi yapısı büyük zarar gördü. Toprak sistemi altüst oldu. Tarlalar boş kaldı. Ürünler hasara uğradı. Bunlara ek olarak kuraklı ve çekirge âfeti ülkede açlık ve sefaleti beraberinde getirdi.

Beylikler Dönemi’nde Anadolu’da ekonomi kısmende olsa canlanmaya başlamıştır. Bu dönemde Venedik, Ceneviz, Napoli, Fransa gibi devletlerle ticari anlaşmalar yapılarak ticarete devam edilmiştir. Karamanoğulları, Ramazanoğulları, Candaroğulları, Saruhanoğulları ve Menteşeoğulları bu dönemde ön plana çıkan beyliklerdir.

4) OSMANLI EKONOMİSİ

Osmanlı ekonomisinin temelini; örfler, gelenekler, İslâmi anlayış ve fethedilen toprakların kültürleri  oluşturmaktadır.

Osmanlı Klasik Dönem Ekonomisinin İlkeleri

  1. İaşecilik (Provizyonizm): Toplum içinde her türlü malın (metanın) bol olması ve buna bağlı olarak fiyatların düşük olması esasına dayanır.
  2. Gelenekselcilik: Ekonominin; kişilerin, kurumların ve toplumun içinde anlamını bulduğu geleneğe göre işlemesidir. Devlet tüketimle birlikte üretimide kontrol altında tutmayı amaçlar. İhtiyaç duyulan miktarda ithalata izin verir.
  3. Fiskalizm: Devletin ekonomik kararlar alırken bir taraftan hazine gelirlerini yükseltme diğer yandanda gelir seviyesinin düşmemesi için harcamaları kısma esasına dayanır.

Klasik Dönem Ekonomik Yapı

Bu dönemin ekonomik yapılanması Merkez Maliyesi, Tımar sistemi ve Vakıf sistemi olmak üzere üç kısımda incelenmektedir.

1. Merkez Maliyesi: Osmanlı Devleti’nde merkezde baş defterdar Rumeli ve Anadolu eyaletlerinin dışında kalan diğer eyaletlerde baş defterdara bağlı taşra defterdarlıkları bulunmaktaydı.

Devletin en önemli gelir kaynağı vergilerdi. Vergiler şeri vergiler ve örfi vergiler olmak üzere iki kısma ayrılmakta idi.

Şeri Vergilere Örnekler

Öşür vergisi: Müslümanlardan ürettikleri ürün üzerinden alınan vergi.

Tapu vergisi: Miri arazi üzerine yapılan bina, harman vb. yapılan yapılardan alınan vergi.

Maden Gümrük Vergileri

Haraç vergisi: Gayrimüslimlerin ürettikleri ürün üzerinden alınan vergi.

Otlak – yaylak vergileri

Ağıl, ağnam vergisi: Sipahinin yaptığı ağıl  ve hayvan vergileri.

Çift bozan vergisi: Toprakları sebepsiz yere üst üste üç yıl boş bırakanlardan alınan vergi.

Örfi Vergilere Örnekler

Avarız vergisi: Olağanüstü durumlarda toplanan vergi.

İzni sefine vergisi: Yabancı tüccarlardan Boğazlardan geçmelerine verilen izinlere karşılık alınan vergi.

Derbent resmi vergisi: Tüccarların geçtiği kapı ve geçitlerde elde edilen vergiler.

İaneicihadiyye vergisi: Hane reislerinden savaşa yardım için alınan vergi.

İmdadiyyeiseferiyye vergisi: Hane reislerinden savaş harcamalarını karşılamak için tahsil edilen vergi.

2. Tımar Sistemi: Selçuklu Devleti’ndeki ikta sisteminin devamı olan “Tımar Sistemi” Osmanlı Devleti’nde askerlere ve devlet görevlilerine belli bir bölgenin vergi ve maaş karşılığı verilmesidir. Devlet görevlilerine verilen bu bölgelere dirlik adı verilmektedir. Dirlikler gelirlerine göre üç kısma ayrılmaktadır.

  1. Has: Yıllık geliri yüz bin akçeden fazla olan topraktır.
  2. Zeamet: Yıllık geliri yirmi bin ile yüz bin akçe arası olan topraklar.
  3. Tımar: Yıllık geliri yirmi bin akçeye kadar olan topraklar.

Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olduğu için tımar sistemine çok önem vermiş, tımar toprakları devlet mülkü sayıldığından dolayı, miras bırakılması, bağışlanması ve vakfedilmesi yasaklanmıştır. Devlet Sipahi – Reaya ilişkilerini kanunla düzenlemiş, üretimin sürekliliğinin sağlanması için hem sipahinin  sorumlulukları hem de reaya’nın sorumlulukları yakın takibe alnımış böylece suistimallerin önüne seçilmiştir. Böylece “Tımar Sistemi” ile hem bölgenin güvenliği sağlanmış, hem üretimde süreklilik korunmuş hem de hazineden para harcamasının önüne geçilmiştir.

3. Vakıf Sistemi: İslâmiyete gönülden bağlanmış zengin kişilerin alın teri ile kazandıkları mallarının bir kısmını ömür boyu insanlığın hizmetine sunmasına vakıf denir. Vakıflar Osmanlı toplumunda toplumsal dayanışma ve sosyal refahı artırmak için birçok yatırım yapmışlardır.

Vakıfların Faaliyetleri

Vakıflarda biriken paralar geri ödeme şartıyla tüccarlara kredi olarak verilerek ticari hayat canlı tutulmuştur. Mahallelerde sıkıntıya düşenler desteklenmiş kervansaray, han ve yolların yapımında etkili olmuşlardır. Sağlık, eğitim ve öğretim faaliyetlerini desteklemişlerdir. Şehir surları ve kale inşa ederek savunma çabalarına katkıda bulunmuşlardır. Kütüphaneler, eğitim kurumları imarethaneler inşa edilerek hem halkın eğitim seviyesi yükseltilmiş hem de sosyal devlet anlayışına yardımcı olunmuştur.

Üretimin Yapısı

Üretime büyük önem veren Osmanlı Devleti Zırai üretimi “Tımar sistemi” çerçevesinde Sınai Üretim’i ise “Loncalar” kanalıyla sağlamakta idi. Miri arazi olarak adlandırılan devlet toprakları üretimin sürekliliği için kullanım hakkı fertlere bırakılmıştır. Osmanlı Devleti üretim ve tüketim dengesini korumak için kaynakların paylaştırılmasında büyük farklılıkların oluşmaması için “eşitlikçi” eğilime önem vermiştir.

Zırai Üretim

Osmanlı Devleti; ülke topraklarında hububat üretiminin yanı sıra bahçecilik, sebzecilik ve bağcılık da yapılmaktaydı. Devlet, üretimin artırılması ve üretici için destekleme fonlarına da başvuruyordu. Osmanlı toplumunda konargöçerler hayvancılıkla uğraşmakta idiler. Ordunun et ihtiyacının karşılanmasında önemli bir açığı kapatan da konargöçerlerdi. 16. ve 17. yüzyıllarda Celali İsyanları, Savaşlar, otorite boşluğu gibi sebeplerle tımar sistemi bozulmaya başlamış bu durum üretimin düşmesine sebep olmuştur.

Sınai Üretim

Osmanlı Devleti’nde sanayi Loncalar etrafında şekillenmiştir. Loncalar bir meslek örgütlenmesi olarak gelişmiş, kentler büyüdükçe Lonca sayısı artmıştır. Osmanlı Devleti’nde Tarım ve hayvancılığa dayanan sanayiler ve gemi inşa sanayi önemli ölçüde gelişmiştir.

Tarım ve Hayvancılığa Dayanan Sanayiler

  1. Dokumacılık: Osmanlı Devleti’nde dokuma sanayi; lifli bitkiler, yünlü kumaş üretilenler, ipekli dokumacılar olmak üzere üç kısımda faaliyet göstermiştir. Bursa, İstanbul, Ankara, halıcılıkta Uşak, Gördes, Milas ön plana çıkan yerlerdir.
  2. Dericilik: Hayvancılık sektörüne bağlı olarak gelişen deri sanayi daha çok İstanbul, Edirne, Kayseri, Konya, Ankara ve Bursa’da ön plana çıkmıştır. Dericilik ve dokuma sanayi Boyacılığında gelişmesini sağlamıştır.

Maden ve Madencilik Sanayii: Maden sanayi daha çok madeni para ve savunma sanayisiyle ilgilidir. Maden işlemeciliği savaş malzemeleri, at koşum takımları gülle döküm fabrikaları ve savaş gemisi yapımını hızlandırmıştır. II. Mahmut Dönemi’nde madenlerin işletilmesiyle ilgili tedbirler alındı. Osmanlı Devleti 17. yüzyıldan itibaren Tersanedeki gemi inşa faaliyetlerinde Avrupalı teknisyenlerden faydalanmaya başladı.

Tüketim: Osmanlı Devleti’nde tüketim alışkanlıkları halkın, yaşadığı sosyal sınıfa göre farklılık göstermektedir. İnsanlar yaşadığı köy, kasaba, şehir yaşamına göre tüketim anlayışı mevcuttur. Tüketimin en yoğun olduğu il İstanbul’dur. Buranın ihtiyacı Anadolu ve Rumeli’den sağlanırdı.

Büyük şehirlere gelen ihtiyaç malları kapan adı verilen toptancı hâllerine getirilir Kapan Emini adı verilen görevlilerce satıcılar ve imalatçılara verilirdi.

Ticaret ve Ulaşım Sistemi: Osmanlı Devleti Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde Kırım’ın fethi ile İpek Ticaret Yolu, Yavuz Dönemi’nde Mısır’ın fethi ile Baharat Ticaret Yolu’nu denetimine aldı. Devlet bu yollar sayesinde önemli ölçüde ticari canlılık kazandı. Osmanlı Devleti ticareti geliştirmek ve mal sıkıntısını yaşamamak için 1479 Venedik 1535 Fransa daha sonraki yıllarda ise İngiltere ve Hollandaya kapitülasyonlar vermiştir. Aynı zamanda devlet bu kapitülasyonları vererek Atlas Okyanusu’na kayan Avrupa tiransit ticaretini Akdeniz’e çekmeyi hedefliyordu. Osmanlı Devleti hem deniz hem de kara ticaretinin gelişmesi için gerekli önlem ve projeleri (Süveyş, Don Volga vb.) üretmeye çalışmış, özellikle de kara ticareti için ulaşım güvenliği için memurlar ve tüccarların rahatı için han ve kervansaraylar inşa etmiştir.

Para ve Finansman Sistemi: Para bir bağımsızlık sembolüdür. Osmanlıda ilk para Osman Bey Dönemi’nde basılmıştır. Kullanılan bu ilk paralara “Sikke” adı verilmektedir. Osmanlı Devleti’nin temel para birimi Akçe idi. İlk Osmanlı kağıt parası “Kaime” dir. I. Abdülmecit Dönemi’nde 1840 yılında bastırılmıştır. Osmanlı Devleti 1915 yılından itibaren 4 yıl boyunca 160 milyon liranın üzerinde banknot çıkarmıştır. Bu paralara “evrakınakdiye” adı verilmiştir.

Esnaf Birlikleri

Osmanlı Devleti’ndeki esnaf ve zanaatkârlar Lonca adı altında teşkilatlanmışlardır. 20. Yüzyıla kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. En büyük liderleri “Ahi Evran” dır.

Lonca ile ilgili bazı kavramlar

Gedik: Bir iş yeri ya da dükkân açma hakkına verilen ad

Şeyh: Yönetim kurulu başkanı

Kethüda: Lonca ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen kişi

Yiğit başı: Esnaflara verilen cezaları uygulayan kişi

 İşci başı: Standartları denetleyen kişi

Ehli hibre: Yeni üyeleri seçen kişilere verilen ad

Narh Sistemi: Esnaf ve zanaatkârların kâr oranlarının devlet ve Lonca teşkilatı tarafından belirlenmesine narh denilmektedir.

ı) Osmanlı Ekonomisinde Meydana Gelen Değişmeler

Osmanlı ekonomisi 17. ve 18. Yüzyıllarda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Uzun süren ve yenilgiyle sonuçlanan savaşlar, Celali İsyanları bütçe açıklarının meydana getirdiği, Tağsişler (devalüasyon) yönetim, ordu ve Tımar Sistemi’nin bozulması ekonominin bozulmasında başlıca etken olmuştur.

Osmanlı Devleti 17. yüzyıldan itibaren Tımar Sistemi’nden yavaş yavaş vazgeçerek İltizam Sistemi (toprak gelirlerinin açık artırma ile satılıp parasının peşin alındığı sistem) usulune yönelmiştir. Devlet bu sayede azda olsa nakit para ihtiyacını gidermiştir. Bu uygulamayı daha sonra Malikâne Sistemi (mukataa topraklarının hayat boyu kiralanmasıdır) takip etmiştir. Devlet 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra nakit ihtiyacını karşılamak için “esham kanunu” (hisse senedi) ni çıkarmıştır.

Osmanlı ekonomisinin bozulmasında Coğrafi Keşifler sonrası bol miktarda altın ve gümüşün Osmanlı ülkesine girmesi, Maden Ocakları’nın kapanması ve buna paralel darphanelerin kapanması etkili olmuştur. Bu yüzyılda ithalatı kısıtlayan ihracatı teşvik eden Merkantilizm anlayışı Avrupa’nın ana politikası olmuş. Osmanlı, Avrupa için açık bir pazar olmuştur. Osmanlı Devleti’nde ilk bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından yapılmıştır.

Sanayi İnkılabı ve Sonuçları: Osmanlı ticaretine ilk ciddi zarar veren olay Coğrafi Keşifler’dir. Bunu başlangıçta Osmanlı Devleti’nin lehine olan fakat daha sonra aleyhine döndüğü Kapitülasyonlar, Osmanlı ticareti özellikle Sanayi İnkılabı ile çok ciddi yara almıştır. 1750 li yıllarda İngiltere’de başlayan ve zamanla Avrupa’ya yayılan Sanayi İnkılabı sonucunda;

  • Osmanlı ülkesi yabancıların açık pazarı hâline gelmiştir.
  • Bol, ucuz, kaliteli üretim sağlanmıştır.
  • İşçi sınıfı ortaya çıkmıştır.
  • Üretimde makine gücü ve seri üretime geçilmiştir.
  • Köyden şehre göç başlamıştır.
  • Sömürgecilik gelişmiştir.
  • Dünya Savaşlarına sebep olmuştur.
  • Osmanlı el sanayi çökmüş küçük atölyeler kapanmıştır.

Alınan borçlar ve imzalanan Antlaşmalar (1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması) devleti Avrupalıların nüfusu altına itmiştir.

Sanayi Üretiminin Artırılması için yapılan çalışmalar

İthal ürünlerden alınan vergiler artırılarak, çuha, kumaş, ipek, feshane ve demir fabrikaları kurulmuş Avrupa’dan ustalar getirilmiş, Avrupa’ya öğrenci gönderilmiş Yeni kurulan fabrikalar vergiden muaf tutulmuş Islahısanayi Komisyonu kurulmuştur.

Tarım

Tanzimat Döneminde her alanda olduğu gibi tarım alanında da gelişmeler olmuştur. Tarım araştırmaları ve tarımın çeşitlendirilmesi için Ziraat ve Sanayi Meclisi ve Nafia Hazinesi kurulmuştur. 1858 yılında Arazi Kanunnâmesi çıkarılarak özel mülkiyete geçilmiştir. Vergi yükleri hafifletilmiştir. Yollar yapılmıştır. Nehirlerin ulaşıma açılmasına çalışılmıştır. Devlet tekelleri kaldırılmıştır. Bütün bu düzenlemeler tarımın gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Yabancı Yatırımlar: 19.zyıldan itibaren Osmanlı ülkesine yabancı yatırımlar artmıştır. Bu yatırımlar daha çok su, liman, demiryolu, havagazı ve madencilik alanlarında olmuştur.

Para ve Bankacılık: Daha önce “Kaimei Muteberei Nakdiye” adıyla basılan kağıt paranın sahteleri basılınca 1863 yılında tedavülden kaldırılmıştır. Sultan Abdulmecit Dönemi’nde 20 kuruş değerinde Mecidiye adı verilen gümüş para basılmıştır.

Bankacılık: Osmanlı Devleti’nde 1847 yılında Galata Bankerleri Bankı dersaadet’i kurdular. Daha sonra merkezi Londra’da olan İngiliz sermayeli Bankı Osmaniişahane kuruldu. Temelini Mithat Paşa’nın kurduğu Memleket Sandıkları’nın oluşturduğu Ziraat Bankası ise 1888 yılında kuruldu.

Osmanlı Devleti’nin İç ve Dış Borçları: 18. yüzyıldan itibaren açık veren Osmanlı maliyesi, devlet için borçlanma kapısını açmıştı. Başlangıçta halktan alınan iç borçla (esham uygulaması) bu açık kapatılmaya çalışılmıştır. 1854 yılına kadar ara ara Galata sarraflarından borç alınmış. Osmanlı Devleti ilk dış borcu 1854 yılında İngiltere’den almıştır. Her yıl katlanarak artan dış borç 1875 yılında devletin borç ödemelerini durdurmasına ve Moratoryum (borçların ertelenmesi) ilan etmesine sebep oldu.

Osmanlı Devleti borçları ödemeyecek duruma gelince 20 Aralık 1881 yılında Muharrem Kararnâmesi yayınlanarak Duyunûumumiye İdaresi kurulmuş ve Osmanlı Devleti’nin mali kaynaklarına alacaklı devletler el koymuşlardır.

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile “Duyunûumumi İdaresi” kaldırıldığı gibi Osmanlı Devleti’ne ait borçlarda çözüme kavuşturulmuştur.

5) CUMHURİYET DÖNEMİNDE EKONOMİ (1938e kadar)

Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı ülkesi siyasi, askeri ve ekonomik açıdan tam bir yıkıma uğramıştı. Milli Mücadele Dönemi’nde Ankara’da toplanan TBMM çok büyük ekonomik sıkıntılar çekti. Mustafa Kemal; siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun ekonomik zaferler ile taçlandırılmaz ise elde edilen zaferin kalıcı olmayacağının farkındaydı. Bu nedenle hiç zaman kaybetmeden milli mücadele devam ederken 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi’ni topladı.

Mustafa Kemal bu kongrede alınan birçok kararın yanı sıra tarihteki başarı veya başarısızlıkların tümünün ekonomi ile bağlantılı olduğunu çağımızda ekonominin önemli olduğunu ve buna önem verilmesi gerektiğini dile getirdi.

İzmir İktisat Kongresi yeni hükümetin mali ve iktisadi politikasının temellerini oluşturmuştur. Kongre’de alınan kararların uygulanmasıyla ilgili;

  • Kapitülasyonların kaldırılması
  • Dış borçlar meselesinin çözülmesi
  • 1924 Türkiye İş Bankası’nın kurulması
  • 1925 Öşür Vergisi’nin kaldırılması
  • 1926 Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi önemli hamlelerdir.

Ekonomide Özel Sektör

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel sektöre önem verilmiş ve bu konuda bazı adımlar atılmış ise de özel sektörün devletten beklenti içinde olması, yeterli sermaye, nitelikli iş gücü ve teknik eleman eksikliğinden dolayı istenilen sonuç elde edilememiştir.

29 Ekim 1929 Dünya Ekonomik Buhranı

Türkiye’yi de derinden etkilemiş devlet 1930 yılından sonra ekonomide devletçi, müdahaleci ve korumacı politikalar izlemiştir. Türkiye’de benimsenen devletçilik politikası çerçevesinde 1931 yılında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kurulmasını değişik alanlardaki fabrikaları bünyesinde toplayan “Sümer Bank” ın kurulması izledi. 1934 yılında 1. Beş Yıllık Sanayi Planı ile devlet iktisadi hayata doğrudan doğruya girerek ülke genelinde planlı sanayileşmeye geçilmiştir. 1935 yılında yer altı kaynaklarını değerlendirmek üzere Etibank daha sonra Maden Tetkik Arama Enstitüsü kurulmuştur. 1938 yılında esnaf ve sanatkârların kredi ihtiyacı için Halk Bankası kurulmuştur. Ayrıca tarımla ilgili reformların yanı sıra devlet sermayeli büyük çiftlikler kurulmuştur. Devlet dış ticarette ithalata sınırlamalar getirerek Türk lirasının değerini korumaya çalışmıştır. Yapılan ekonomik hamleler sonucunda Türkiye 1938 yılına gelindiğinde pek çok alanda yeni fabrikalarının açıldığı, ulaştırma alanında ciddi atılımların yapıldığı, tarımda modern teknik ve araçların kullanılmaya başladığı ve sanayileşme yolunda ilerlenen modern bir ülke durumuna gelmiştir.