4. Ünite: Çevre ve Toplum

ÇEVRE VE TOPLUM

A) DOĞAL ÇEVREYİ KULLANMA BİÇİMLERİ:

İnsanlar; tarihin ilk dönemlerinde yeryüzünün yaşama uygun yerlerinde beslenme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını doğal ortamdan doğrudan karşılamıştır. Uzun bir süre doğadan basit bir şekilde yararlanıp ilkel bir yaşam sürdürmüştür. Günümüzden 10-12 bin yıl önce insanlar, tarım yapmayı öğrenmiş ve besin maddelerini üretmeye başlamıştır. İnsanların ilerleyen dönemlerde hayvancılık yapmaya ve maden işlemeye başlaması, doğal ortamı kullanma becerilerini artırmıştır. Doğayı kullanma becerileri geliştikçe ve nüfus arttıkça doğadan yaralanma biçimleri de çeşitlenmiştir. Günümüzde insanlar, doğal ortamdan farklı amaçlar doğrultusunda değişik biçimlerde yararlanmaktadır. 18. yüzyılın sonlarına doğru başlayan Sanayi Devrimi’yle insanların ihtiyaçları çoğaldı ve çeşitlendi. Bu nedenle ham maddeye olan talep arttı. Hızla artan insan nüfusu sadece temel ihtiyaçları değil ulaşım, iletişim, turizm, spor, sosyal, kültürel vb. yaşamsal faaliyetlere bağlı ihtiyaçlarını da hızla artırdı ve çeşitlendirdi. Bu durum, insanların doğal çevreyi çok daha fazla kullanmaya başlamasına neden oldu. Bununla birlikte bilim ve teknolojinin gelişmesi insanların doğayı etkileme gücünü artırdı. Böylece insanların doğal çevreyi kullanma biçimleri değişti. İnsanlar, başlangıçta avcılık ve toplayıcılık yaparak doğadan basit bir şekilde yararlanıyordu. Ardından alet kullanmayı ve tarım yapmayı öğrenerek doğayı kullanmaya başladı. İnsanlar, Sanayi Devrimi’nden sonra artan ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamsal faaliyetlerini kolaylaştırmak için doğal çevrede ciddi değişimler yapmaya başladı. Akarsular üzerine barajlar ve hidroelektrik santraller kurularak başta tarım alanlarının sulanması ve enerji üretimi olmak üzere birçok fayda sağlanmaktadır. İnsanlar, ekonomik faaliyetlerini geliştirmek ve yaşamsal faaliyetlerini kolaylaştırmak için doğal çevrede değişimler meydana getirmektedir. Bu değişimlerin önemli bir kısmını dağlık bölgelerin dar kıyı şeritlerinde denizin doldurulmasıyla elde edilen alanlar üzerinde yapılan ulaşım projeleri oluşturur. Türkiye’nin Karadeniz kıyılarındaki Karadeniz Sahil Yolu’nun önemli bir kısmı ve Ordu-Giresun Havalimanı, denizin doldurulmasıyla elde edilen alanlar üzerinde yapılmıştır.

İnsanların doğal çevreyi kullanırken doğal çevrede yaptığı değişimlerin bir başka örneği de nüfusu çok yoğunlaşmış kıyı kentlerinde görülür. Bu kıyı kentlerinde aşırı yapılaşmanın etkisiyle yeni yerleşim veya kullanım alanı oluşturmak için boş arazi kalmamıştır. Bu nedenle böyle kıyı kentlerinde yeni yerleşmeler, ulaşım yolları, yeşil alan veya toplanma meydanları oluşturmak için gereken arazi denizin doldurulmasıyla elde edilmektedir. İstanbul’daki Maltepe Sahil Parkı ile Dubai’deki Palmiye Adası, bu tür projelerin dünya çapında örnekleridir. İnsanın ihtiyaçları doğrultusunda doğayı kullanırken doğal çevrede yaptığı değişimlerin bir kısmını da ulaşımı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla yaptığı köprü, tünel ve tüp geçitler oluşturmaktadır. Örneğin İzmit Körfezi üzerine yapılan Osman Gazi Köprüsü, İzmit Körfezi’nin etrafını dolaşmaya gerek kalmadan körfezin iki yakası arasındaki ulaşımın daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamıştır. İstanbul Boğazı’nın altından yapılan Marmaray Tüp Geçidi ve Avrasya Tüneli de ulaşımı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla gerçekleştirilen dünya çapındaki projelerdir.

B) DOĞAL ORTAMDA İNSAN ETKİLERİ:

İnsanların doğal çevrede meydana getirdiği değişimler; doğal ortamı oluşturan atmosfer, hidrosfer, biyosfer ve litosferi etkilemektedir.

İnsanların Atmosfere Etkileri:

Atmosferin sıcaklığının, nemliliğin, hareketlerinin ve atmosferi oluşturan gazların oransal dağılımının binlerce yıldır süregelen bir dengesi vardır. Atmosferdeki doğal dengenin bozulması, hem doğal çevre hem de insan yaşamı üzerinde önemli etkilere neden olabilmektedir. Atmosferin dengesini bozan çeşitli etkenlerden biri de insan faaliyetlerinin etkileridir. Bu etkilerin başında fosil yakıt adı verilen kömür, petrol ve doğal gaz kullanımının artması vardır.

Sanayi faaliyetlerinde, ulaşım araçlarında ve meskenlerin ısıtılmasında fosil yakıtların kullanımı; son yüzyılda çok artmıştır. Bu durum; atmosferde karbondioksit, karbonmonoksit, metan gibi ısıyı artıran gazların miktarını artırmıştır. Isıyı artıran bu gazlar, atmosferin ve yerin yeterince soğumasını önlemekte ve sera etkisine sebep olmaktadır. Sera etkisi de binlerce yıl sürmesi gereken iklim değişmelerinin çok kısa bir zamanda gerçekleşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Küresel iklim değişmesinin kuraklaşma, çölleşme, buzulların erimesi, ormanların azalması, birçok canlı türünün neslinin tükenmesi gibi sonuçlara neden olabileceği öngörülmektedir.

Afrika’nın Sahel Bölgesi’nde 1970‘li yıllarda gerçekleşen kuraklıkta 100 bin civarında insanın açlıktan ölmesi, bu etkininin en çarpıcı örneklerindendir. Sera gazı adı verilen bu gazların, kül ve toz gibi parçacık maddelerin atmosferde artışı, aynı zamanda hava kirliliğine de sebep olmaktadır. Bu kirlilik, son yüzyılda başta nüfusu fazla sanayi şehirleri olmak üzere birçok şehirde insan sağlığını tehdit eden astım ve kanser gibi ciddi hastalıklara neden olmaktadır. Kirli havaya sahip bu yerlerde ortaya çıkan asit yağmurları da doğal ve beşerî ortama ciddi zarar vermektedir. Çeşitli sanayi mamullerinin üretiminde ve spreylerde kullanılan, başta kloroflorokarbon olmak üzere, sentetik sera gazları ise atmosferdeki ozon moleküllerinin parçalanmasına neden olarak ozon tabakasını delmektedir. Bu durum da güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınların yeryüzüne ulaşmasına neden olmaktadır.

İnsanların Hidrosfere Etkileri:

İnsanlar; okyanuslar, denizler, göller, akarsular ve yer altı sularının oluşturduğu hidrosferi etkilemektedir. Bu etkilerin başında sanayi tesislerinin atık suları ile yerleşim birimlerinin kirli sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılmasıyla ortaya çıkan su kirliliğidir. Kirli akarsularla tarım alanlarının sulanması, toprağın ve yer altı sularının da kirlenmesine yol açmaktadır. Denizlerde petrol çıkaran platformlarda meydana gelen kazalar ve petrol tankerlerinin yaptığı kazalar sonucu meydana gelen petrol sızıntıları, son yıllarda çok ciddi boyutlarda çevre kirliliğine neden olmaktadır. Akarsular üzerine kurulan barajlar akarsuların doğal akışını durdurmakta, oluşan yapay göller vadideki bitki ve hayvan varlığını ortadan kaldırmaktadır. İnsanların hidrosfere bir diğer etkisi de su kaynaklarının aşırı miktarda kullanılması sonucunda akarsu ve göllerin kurumasıdır. Kuruyan su kaynaklarındaki canlı yaşamı tamamen yok olurken kuruyan göl alanlarının çölleşmesi ve oluşan kumulların geniş bir alana yayılması, geniş bir bölgede yaşamın yok olmasına sebep olmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği, Orta Asya’daki dünyanın en büyük göllerinden biri olan Aral Gölü’nün %90 oranında kurumasıdır.

İnsanların Biyosfere Etkileri:

İnsanların farklı amaçlarla doğal ortamda gerçekleştirdiği değişimler, canlı türlerini ve topluluklarını da etkilemektedir. Bu etkiler, insanların ateş yakmaya başlaması ve alet kullanmayı öğrenmesiyle başlamıştır. İnsanların biyosfer üzerindeki etkilerinin başında bitki örtüsü üzerindeki etkileri gelmektedir. Bu etkilerin en önemlilerinden biri, bitki örtüsünün tahrip edilmesidir. Tarım ve yerleşme alanı açmak, sanayi tesisleri kurmak, yakacak odun ve kereste elde etmek, hayvanları otlatmak için yapılan tahribatlar doğal bitki örtüsüne yönelik başlıca olumsuz etkilerdir. Bu tahribatlar, bitki topluluklarının yeryüzündeki dağılış alanlarını da ciddi bir şekilde etkilemiştir.

Akdeniz iklim bölgelerinde kızılçam ormanlarının tahrip edildiği yerlerde maki toplulukları yayılması, iç bölgelerde meşe ormanlarının tahrip edildiği yerlerde antrapojen bozkırların yayılması; bu etkilerin örnekleridir. Son yıllardaki ağaçlandırma ve ormanları koruma çalışmaları ise insanların bitki örtüsü üzerindeki olumlu etkileridir. İnsanlar, başta buğday gibi tarımsal bitkiler olmak üzere, çeşitli bitki türlerinin yayılmasını sağlamaktadır. Bunun yanında uzak mesafelere seyahat eden ulaşım araçlarıyla çeşitli bitki hastalıklarının ve zararlılarının yayılmasına da sebep olmaktadır. İnsanların biyosfere bir diğer etkisi de insan faaliyetlerinin hayvanlara olan etkisidir. İnsanların yaşam alanlarını hızla genişletmesi, aşırı miktarda avlanma gibi doğal çevrenin dengesini bozan faaliyetler; birçok hayvan türünün yaşam alanlarının daralmasına, sayılarının azalmasına ve bazılarının neslinin tükenmesi tehlikesinin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

İnsanların Süveyş Kanalı, Panama Kanalı gibi kanalları açması; o zamana kadar bağlantısı olmayan okyanusları ve denizleri birbirine bağlamıştır. İki denizin kendine has türlerinin diğer denizlere veya okyanuslara yayılmaya başlaması, okyanusların ve denizlerin dengesini bozmuştur. Bu olay da insanların biyosfere etkisine diğer bir örnektir.

İnsanların Litosfere Etkileri:

İnsanların doğal ortamda yaptığı bir kısım değişimler, litosferin bazı unsurlarını etkilemektedir. Bunların başında topraklar ve yer şekilleri gelir. Tarımsal faaliyetlerinin etkileri ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi nedeniyle eğimli arazilerdeki toprakların erozyona uğraması bu etkilerdendir. Tarımsal faaliyetler amacıyla eğimli yamaçlardaki teraslama çalışmaları, tarımsal ilaçların toprağı kirletmesi de insan faaliyetlerinin litosfere etkilerindendir.

İnsanların ihtiyaçları doğrultusunda bataklıkları kurutması, denizi doldurması, akarsuların yataklarını değiştirmesi; jeomorfolojik yapıda değişimlere neden olmaktadır. 19. yüzyılın sonunda İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin yatağının değiştirilmesi, bu tür değişimlerin bir örneğidir. İnsanların yaptığı çeşitli inşaat faaliyetleri yer şekillerinin genel görünümünde küçük çaplı da olsa değişmelere neden olmaktadır. Yol açma, konut yapma, baraj yapımı gibi inşaat faaliyetleri litosfer unsurlarını etkilemektedir. Madenlerin açılması ve işletilmesi faaliyetleri sırasında ortaya çıkan çeşitli büyüklüklerdeki çukurluklar da insan faaliyetlerinin litosfere etkilerine örnek gösterilebilir.

Çevre ve Toplum Konu Anlatım
9. Sınıf Coğrafya Konuları