VI. Ünite Masal/Fabl

Masal: Bu edebi tür genellikle halk tarafından oluşturulan söyleyeni belli olmayan, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa gelen daha sonra yazıya geçirilmiş olan, olağanüstü kişilerin başından geçen olağan üstü olayları anlatır.

  • Temelinde olay olup, sanatsal metinlerdir. Çoğunlukla tekerleme işle başlarlar ve anlatımda öğrenilen geniş zaman veya geniş zaman kullanılır. Anlatımı duru  bir dil ve anlatım ile olur, ayrıntılı betimlemelere yer verilmez.
  •  Yer ve zaman; çoğunlukla belirsiz olup, hayali mekanlar ve belirsiz bir zamanda gerçekleşir.
  • Kahramanlar; devler, periler, cinler, padişahlar, prensler gibi kişilerden oluşur.
  • Konusu; iyilik, güzellik, doğruluk, yardımseverlik gibi evrensel değerler söz konusudur. Masallarda dini ve milli unsurlar yer almaz.

Masalın Planı (Bölümleri): 5 adet unsuru vardır;

  1. Döşeme: Dinleyicilerin ilgisini çekme amacı ile oluşturulan tekerleme bölümüdür. Örneğin: ‘’Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde..’’ gibi kalıplaşmış sözler ile başlar.
  2. Serim: Bu bölümde masala konu olan kişiler tanıtılır. ‘’Bir memleketin birinde..’’ gibi ifadeler ile giriş yapılır.
  3. Düğüm: Bu bölüm olayların gelişip, çatışma ortaya konur. İyiler ve kötüler bu bölümde artık daha belirgin bir hal alır ve olayların ayrıntısına girilip, dinleyicideki merak duygusunda yoğunluk kazanılır. Olaylar hızlanır ve çözüm noktasına  gelmeye başlar.
  4. Çözüm: Düğüm bölümünde çatışan kişiler (iyiler-kötüler gibi) bu bölümde iyilerin kazanması ve kötülerin cezalandırılmasıyla çözülür.
  5. Dilek: Masal ‘’Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine’’, ‘’Darısı yurdumuzun güzelleri başına’’ gibi iyi dilek bildiren kalıplaşmış sözler ile sona erer.

Masalın Oluşum Tarihi: Bu konu hakkında çeşitli görüşler söz konusudur. Yaygın görüşe göre;

  • Masal Eski Yunan ve Hint mitolojilerindendir.
  • Eski Yunanda Ezop Masalları bilinen en eski masal/fabl örneğidir.
  • Hint edebiyatında Pançatantra adlı eser ile Beydaba’nın yazdığı Kelile ve Dimne, Doğu’daki ilk masal/fabl örnekleridir.
  • Arap ve İran edebiyatındaki örnek ise Binbir Gece Masalları.
  • Almanya’da halk tarafından oluşturulan masalları derleyen Grimm Kardeşler 1812 yılında Çocuk ve Yuva Masalları adıyla yayımlanmıştır. Bu masallar Grimm Masalları adı ile tanınmıştır.
  • Danimarkalı Andersen ise Kibritçi Kız masalını 1835 yılında Çocuk Masalları adlı eserini yayımlamıştır. Bu yazarın bazı masalları fabl özelliği taşımaktadır.
  • Türk edebiyatında Uygur Dönemine ait olan Kalyanamkara ve Papamkara masal özelliği taşıyan ilk eserlerdir.
  • Osmanlı Dönemi’nde  Billur Köşk sözlü gelenekten derlenerek hazırlanıp, ilk Türk masalı özelliği taşır.
  • 19. yüzyıldan itibaren, Türk Halk Edebiyatının sözlü ürünlerine ‘’kıssa’’ adı ile anılan masal için ’’mesel’’  sözcüğü kullanılmaya başlanılmıştır.
  • Masal sözcüğünü gerçek anlamıyla kullanan ilk sanatçı Namık Kemal’dir.

Fabl: Kahramanların çoğunlukla hayvanlar tarafından oluştuğu, ders verme amacı güdülen ve genellikle manzum olan bir edebi türdür.

  • Fabllarda bir öğüt yer alır ve bu öğüt genellikle atasözü veya özdeyiş yoluyla verilir. Fabllarda soyut kavramlar, somut olaylar yoluyla anlatılır. Genellikle teşhis ve intak sanatlarından yararlanılır. Öyküleyici anlatım ön planda olup dili sadedir ve zaman zaman kalıp sözlere yer verilir.
  • Konusu; insanların başından geçen her türlü olay, iyilik-kötülük çatışmalarıdır. Hayvanlar fablda  kurnazlık, cesaret, kibir, kıskançık, kahramanlık gibi insani özellikleri temsil eder. Dostluk, dayanışma, korku, öfke, kurnazlık gibi evrensel temalar fablın konusudur.
  • Karakterler; genellikle hayvanlardır fakat zaman zaman insanlar da kahramanlar arasında yer alır.
  • 13. yüz yılda İranlı şair Sadi’nin Gülistan adlı eserinde fabl özelliği mevcuttur.

17. yüz yılda Fransız yazar La Fontaine, Ezop ve Beydaba’nın fabllarından esinlenerek  fabl yazmıştır.

Amerikalı Richard Bach’ın Martı; İngiliz George Orwell’ın Hayvan Çiftliği; Fransız Antoine de  Saint-Exupery’nin  Küçük Prens gibi eserler fabl türünün etkisi ile yazılmıştır.

Türk edebiyatında ise fabllar, Hint, Arap ve İran edebiyatından esinlenerek oluşturulmuştur. Belli başlı örnekler: Mevlana’nın Mesnevisi; Gülşehri’nin Farsçadan çevirmiş olduğu  Mantıkul Tayr adlı eseri fabl özelliği göstermektedir.14. yüz yılda Şeyhi’nin yazdığı Harname, Türk edebiyatındaki ilk fabl örneğidir. Şinasi, 1859 yılında La Fontaine’in fabllarını Türkçeye çevirmiştir.

Fabl Planı (Bölümleri): 4 adet unsuru vardır.

  1. Serim: Fabldaki kişiler kısaca tanıtılır ve olayın geçtiği çevre belirtilerek olay başlatılır.
  2. Düğüm: Çatışma ortaya konur ve olay düğümlenmiş olur. Olaylar anlatılırken ayrıntıya girilir ve dinleyicide veya okuyucuda merak duygusu yoğunluk kazanır.
  3. Çözüm: Düğüm çözülür, çatışma da sona erer ve olay genellikle beklenmedik bir sonuca varır.
  4. Öğüt: Olayda verilmek istenen ana fikir öğüt biçiminde verilir, daha çok atasözü ile ortaya konur.

EDAT, BAĞLAÇ, ÜNLEM:

a. Edat: Kendi başına bir anlamı olmayan ancak cümlede başka cümleye farklı anlam ilgileri katan, sözcüklerle öbekleşerek anlam kazanan sözcüklerdir. Başka sözcüklerle öbekleşebilir, bunlara ilgeç öbeği denir ayrıca isim çekim eklerini aldığında isimleşir.

– Bazıları bağlaç olarak da kullanılabilen edatlar vardır (koyu renkli olanlar hem bağlaç hem edat): İle,  için, gibi, üzere, yalnız, sadece, ancak, -e kadar, -e göre, -e doğru..

– Baban sizin için katlandı bu zorluğa.

– Yemek konusunda senin gibisini görmedim. (isim çekim eki almış)

– Sınavı kazanmış gibi davranıyor. (İlgeç öbeği)

– Ben Ahmet kadar kaslı bir futbolcu görmedim.

b. Bağlaç: Cümleleri ya da aynı görevdeki sözcük ve sözcük öbeklerini birbirine bağlayan sözcüklerdir.

Bağlaçlar: İle, ve, de, ki, veya, ama, fakat, yalnız, ancak, ise, çünkü, halbuki, oysaki, mademki, nitekim, bu yüzden, öte yandan, ne var ki…

– Zeki bir çocuktu fakat ders çalışmayı sevemezdi.

– Eve gelirken cips veya çekirdek getirmeni istiyorum.

Not: ‘’ile’’ yerine ‘’ve’’ getirilebiliyorsa bağlaç; getirilemiyorsa edattır. Aynı şekilde ‘’ancak’’ ve ‘’yalnız’’ yerine ‘’fakat’’ veya ‘’ama’’ getiriliyorsa bağlaç; getirilmiyorsa edattır.

c. Ünlem: Seslenme, duygularını anlatma vb. amaçlarla kullanılan sözcüklerdir.

– Aaa, ağlıyorsunuz siz!

– Haydi, öyle olsun!

Fabl ve Masal Yazma Aşamaları:

1. Hazırlık:

– Konu ve temanın belirlenmesi

– Şahıs kadrosunu/hayvanları ve temsil edecekleri insani özellikleri belirleme

2. Planlama: Olay örgüsünü ve serim, düğüm, çözüm, dilek/öğüt bölümlerini belirleme.

3. Taslak Metin Oluşturma:

– Plan doğrultusunda metni yazmak

– Hayali ve olağanüstü olan unsurların kullanılması

– Dilek/öğüt bölümlerini yazma

4. Metni Düzeltme ve Geliştirme:

– Metnin tutarlılığını değerlendirme

– Anlatım bozukluklarını düzeltme

– Yazım ve noktalama hatalarını düzeltme

5. Yazılan Metni Paylaşma

Dinleme Türleri: Dinleme, sözlü olan iletileri işitmek, anlamlandırmak ve bu iletilere tepkide bulunma sürecine denir. Dinleyici kişi, amacına uygun dinleme tekniklerini kullanmalıdır. Bunlardan başlıca teknikleri:

  1. Aktif Dinleme: Bu dinlemede dinleyen aktiftir. Jest ve mimikleriyle konuşmacıya değer verdiğini hissettirip, dinleme sırasında başka bir işle uğraşılmaz, konuşmacıyla göz teması kurulur. Dinleyici zaman zaman konuşmacıya sorular yöneltebilir.
  2. Pasif Dinleme: Dinleyicinin konuşmacıyı sözlü tepkide bulunmadan, sessizce dinlediği dinleme çeşididir. Burada dinleyicinin sessiz kalması, konuşmacı tarafından söylediklerinin kabul görüldüğü izlenimini verir.
  3. Not Alarak Dinleme: Konuşmacının yaptığı konuşmanın unutulmasını önlemek için kısa not alma ile desteklenen dinleme biçimidir. Burada dinleyici; konuşmanın ana düşüncesini, önemli bulduğu bölümleri, güzel sözleri hatırlamak üzere not alır.
  4. Empati Kurarak Dinleme: Dinleyicinin kendisini konuşan kişinin yerine koyup, konuşmacının neler hissettiğini, sözlerinin hangi deneyimleri yansıttığını anlamaya yönelik dinleme çeşidine denir. Bu tür dinleme, önyargılı dinlemeyi engeller.
  5. Yaratıcı Dinleme: Dinleyici konuşmacının sözlerinden yeni düşünce ve hayaller üretmesine dayanan dinleme çeşididir.
  6. Seçici Dinleme: Bu tarz dinlemede dinlenenlerin içinden ilgili ve ihtiyaca yönelik olanların seçilmesine dayalı dinlemedir. Bu dinlemede önceden belirlenen sorulara cevap bulma amaçlanır.

Etkili Dinleme:

  • Dinlemenin belli bir amaç göz edilerek örenme amacına ulaşması etkili dinleme ile mümkündür.
  • İşitme ve dinleme kavramları karıştırılmamalıdır. İşitme, sesin kulak tarafından algılanmasıdır. Dinlemede ise, işitilenin düşünülmesi, bilinçli olarak değerlendirilmesi söz konusudur.
  • Etkili dinlemede sözel olan mesajlar dinlenir; sözel olmayan mesajlar ise izlenir.
  • Etkili dinleme bir hazırlık süreci gerektirir. Bu süreçte dinleme zihinsel ve fiziksel olarak hazırlık yapılır, görsel ve işitsel araçlar kullanılır.
  • Bu hazırlık sürecinin tamamlanmasının ardından, dinleme sürecine geçilir. Bu süreçte en önemli şey dikkattir. Dinleyici dikkatle konuşmacıyı ve konu akışını takip eder, bilmediği sözcüklerin anlamını dinleme sırasında tahmin eder.
  • Dinleme sırasında konuşmacıya saygı duyulmalı, empati kurup yargılayıcı davranışlardan kaçınmalıyız.
  • Konuşmacının anlattığı konu dinleyicinin kendi ifadesiyle özetlenmelidir. Konuşmadaki açık ve örtük iletiler belirlenmelidir.
  • Dinleme sırasında konuşmacının sözü kesilmemelidir eğer soru varsa konuşmanın sonu beklenmelidir. Konuşmacıyı takip etmeli ve not alınmalıdır. Dinleyici, rahat olduğunu konuşmacıya hissettirmelidir.
9. Sınıf: Türk Dili ve Edebiyatı
4. Ünite: Masal/Fabl