III. Ünite: ŞİİR

Şiir

İmgeleri zengin olup ritimli sözler ve seslerin birbirine olan uyumu ile oluşan edebi türe denir.

  • Şiir insanın düşünce dünyası, duygularına hitap eder ve kişide coşku uyandırır. Ayrıca şiirde ahenkli ve etkili bir söyleyiş vardır.
  • Şiir oluştuğu dönemden hem siyasi hem de sosyal hayatın, kültürün, inancın izlerini içinde barındırır.

Şiir Geleneği: Şekil özellikleri, ahenk unsurları, imge ve temaları ortak olan, ortak zevk ve dil anlayışına sahip ortak şairlerin oluşturduğu şiir anlayışı.

Nazım Birimleri

Şiirin oluşumunda bir bütün olmasına yardımcı olan dizelerin kümeleniş biçimine nazım birimi denir.

  • Dize (Mısra): Şiirde olan her bir satırdır. Bir şiire ait de olabilir, başka bir parça da olabilir.

– Gökyüzünün başka rengi de varmış!

  • Beyit: İki dizeden oluşup aralarında anlam bütünlüğü olan ve daha çok Divan Edebiyatında kullanılan nazım birimine denir.

– Bir gün yine dolu dizgin atlarımızla

– Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

  • Dörtlük: Dört dizeden oluşan ve anlam bütünlüğe taşıyan bölümlerdir ve Halk şiirinde kullanılır.

– Aşın aldı benden beni

– Bana seni gerek seni

– Ben Yanarım dünü günü

– Bana seni gerek seni

  • Bent: Şiirde olan üç veya daha fazla dizden oluşan ve anlam bütünlüğü taşıyan bölümlerdir.

Nazım Biçimi

Nazım birimi, ölçüsü ve uyak örgüsüne göre kazanılan biçimsel özelliklerin genel adıdır. Türk Şiirinde kullanılan 3 çeşit nazım biçimi vardır.

1. Halk Şiiri: Bu şiir türü de kendi içinde 3’e ayrılır.

– Anonim Halk Şiiri: Mani, Türkü.

– Aşık Tarzı Halk Şiiri: Koşma, Semai, Varsağı, Destan.

– Aruz Ölçüsüyle Yazılan Halk Şiiri: Divan, Kalenderi, Semai, Selis, Satranç, Vezniahar.

2. Divan Şiiri: Bu şiir türü kendi içerisinde 2’ye ayrılır.

– Beyit ile Kurulanlar: Gazel, Kaside, Mesnevi, Kıt’a, Müstezat.

– Bentlerle Kurulanlar: Tuyuğ, Rubai, Murabba, Şarkı, Muhammes, Terkibibent, Terciibent.

3. Batı Etkisindeki Türk Şiiri: Sone, Terzerima, Triyole, Balat, Serbest Nazım.

Nazım Türü

Şiirde işlenmiş olan konu ile alınılan isimdir.

1. İslamiyet Öncesi Türk Şiiri:

  • Sagu, Koşuk, Destan.

2. Halk Şiiri:

– Aşık Tarzı Halk Şiiri: Güzelleme, Koçaklama, Taşlama, Ağıt.

– Anonim Halk Şiiri: Ninni, Ağıt.

– Dini-Tasavvufi Halk Şiiri: İlahi, Nefes, Deme, Nutuk, Şathiye, Devriye.

3. Divan Şiiri: Tevhit, Münacaat, Naat, Mersiye, Hicviye, Fahriye.

Şiirle ilgili birkaç kavram:

  • Söyleyici: Öncelikle bu kavramı anlamalıyız; şiirde konuşan, şairin sesini ve söyleyişini emanet ettiği kişi ya da varlıktır. Söyleyicinin şiiri nasıl bir ton ve vurguyla okuyacağını şair belirler.
  • Mahlas: Şiirde kullanılan takma addır. Fakat bu Kavram Divan şairine özgüdür ve genelde son beyitte kullanılır.
  • Tapşırma: Halk şiirinde aşıkların mahlas almalarına, adlarına veya mahlaslarını kullanılmasına verilen addır ve genellikle son dörtlükte kullanılır.
Ahenk Unsurları

Şiirde olan ahenklerin, seslerin kulağa hoş gelmesi sonucunda ortaya çıkan önemli bir kavramdır. Bazı ahenk unsurlarından bahsetmek gerekirse:

1. Ölçü (Vezin): Türk şiirine 3 tür şiir hakimdir.

a. Hece Ölçüsü: Dizelerde olan hece sayısının eşitliğine dayanan ölçüdür. Buna milli ölçü de denebilir. İslamiyet Öncesi Şiirlerde hece ölçüsü genellikle 7’li, 8’li ve 11’li kalıpları kullanılmıştır. Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Döneminde ise pek çok kalıp kullanılmıştır.

Örnek: Boşa arandım, boşa dalardım

Açıldım engine kıyına vardım

Canım pahasına inci çıkardım

Bir sağlam ipliğe dizemiyorum

b. Aruz Ölçüsü: Dizedeki hecelerin açık ve kapalı olmalarına bağlı oluşan ölçü türüdür. Ünlü harf ile biten heceye açık yani kısa denir ve ( );  ünsüz veya uzun ünlüyle biten hecelerde (-) şeklinde gösterilir. Arap edebiyatında doğup, İran edebiyatında gelmiş oradan da Türk edebiyatına gelmiştir. Servetifünun ve Fecriati edebiyatında aruz kullanılmıştır, Tanzimat şiirinde de aruz kullanılmış olup, Cumhuriyet döneminde örnekleri pek azdır.

Örnek: Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

c. Serbest Ölçü: Dizelerdeki hece sayısı veya hecelerin açık-kapalı olması gibi kurallara bağlı olmayan ölçü çeşididir. Bu tarz şiirlerde ahenk; vurgu tonlama, aliterasyon ve asonans ile sağlanabilir.

Örnek: Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap mesela (…)

2. Redif: Dize sonlarında aynı harflerden, aynı görev ve anlamdaki ekler, kelime ve keline gruplarının tekrarlanması ile oluşur.

Örnek: Akıncılar yollar açar,

Altınordu iller açar…

Kızanlık’ta güller açar,

Balkanlara çıktığım yaz..

Bu şiirde de görüldüğü üzere ‘’açar’’ kelime halinde bir rediftir.

3. Kafiye (Uyak): Şiirde iki veya daha çok dize arasında oluşan farklı anlam ve görevlerdeki seslerin, kelimelerin benzerliğidir. Kafiye çoğunlukla dize sonlarında ve kelimelerin köklerinde aranır.

– Kafiye dörde ayrılır:

a. Yarım Kafiye; tek ses benzerliği sonucu oluşur.

– Bir yaz günü, odamda koparken bavulumu

– Çekerek koltuğumun parmakları kolumu

b. Tam Kafiye; iki ses benzerliği sonucu oluşur.

– Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

– Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum;

c . Zengin Kafiye; ikiden çok ses benzerliği olması sonucunda oluşur.

– Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

– Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

– Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince;

– Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

ç. Cinaslı Kafiye; sesteş kelimelerle yapılır.

Kafiye Düzeni: Dizelerin dizilmesi sonucu son harflerin oluşturduğu düzene denir.

– Düz:

…………….a

…………….a

…………….a

…………….a

– Mani Tipi:

……………a

……………a

……………b

……………a

– Çapraz:

……………a

……………b

……………a

……………b

– Sarma (Sarmal):

……….a

……….b

……….b

………..a

– Örüşük:

………….a

…………b

…………a

…………b

…………c

 ………..b       

4. Asonans: Dizedeki aynı ünlülerin tekrarlanması sonucu oluşturulan ahenktir.

* Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

5. Aliterasyon: Dizedeki aynı ünsüzlerin tekrarlanması sonucu oluşan ahenktir.

* Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında.

6. Nakarat: Şiiri oluşturan üçlük, dörtlük vb. bölümlerin her birinin sonunda aynen tekrarlanan dizelerdir.

7. Kelime ve Kelime Gruplarının Tekrarı: Ahengi sağlayan unsurlardan biri de bazı kelimelerin ve kelime gruplarının tekrarlanması sonucunda oluşur.

8. Ses Akışı: Şiir okunurken seslerin içeriği yansıtacak şekilde vurgu ve tonlama yapılarak çıkarılmasıdır.

Konularına Göre Şiir Türü

a. Lirik Şiir: Coşkulu bir anlatımın hakim olduğu ve aşk, tabiat, özlem, gurbet, vatan din ve ölüm gibi konuları esas alan şiirlerdir.

Türk Edebiyatında; koşma, semai, varsağı, ağıt, mersiye, ilahi, münacat gibi nazım şekilleri ve türleri lirik şiire örnektir.

b. Epik Şiir: Savaş ve kahramanlık konularına değinilen, coşkulu bir anlarımın olduğu şiirlerdir. Buna örnek olarak destanları örnek verebiliriz. Halk edebiyatında ise koçaklama, destan, varsağı gibi örnekleri vardır.

c. Satirik Şiir: Kişilerin veya toplumda oluşan aksamaların eleştirel bir dille anlatılmasıdır. Kişi, olay veya durumların; iğneliyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Türk edebiyatındaki örnekleri ise halk edebiyatında taşlama; divan edebiyatında hiciv; batı etkisindeki Türk edebiyatında ise yergi adını almıştır.

d. Didaktik Şiir: Bir düşüncenin belli bir konunu hakkında öğüt, bilgi, ders vermek amacıyla öğretici nitelikte yazılan şiir türüdür. Örnek olarak manzum hikayeler, fabllar.

e. Pastoral Şiir: Tabiatta olan güzelliklerin, kır ve çoban hayatının anlatılmasıdır ve bunların sade ve açık bir dille anlatılmasıdır.

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)

Edebiyatta anlatımın zenginleştirilmesi, renklendirilip, daha çarpıcı hale getirilmesinde; temelinde benzetme esasına dayanan, söz ve anlatıma bağlı  anlatım inceliği ve özelliğidir.

  • Teşbih (Benzetme): Aralarında benzerlik ilişkisi kurulan varlıkların veya kavramların, nitelikçe zayıf olanın kuvvetli olana benzetilmesidir. Teşbihin dört ögesi vardır; benzeyen, benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı. Yardımcı ögeler kullanılmadan da benzetme yapılabilir.

– Bin atlı akınlarda, çocuklar gibi şendik.

Benzeyen: bin atlı (akıncılar)                               Kendisine Benzetilen: çocuklar

Benzetme Yönü: şen olma                                  Benzetme Edatı: gibi.

* Yalın Teşbih (Teşbihibeliğ): Benzeyen ve kendisine benzetilen ile oluşturulan ve aynı zamanda güzel benzetme olarak da adlandırılan benzetmedir.

– Gümüş bir dumanla kapandı her yer.

Benzeyen: Duman      Kendisine Benzetilen: Gümüş

  • İstiare (Eğretileme): Benzetmede gördüğümüz asıl unsurlar olan benzeyen veya benzetilenden sadece bir tanesinin kullanılması ile oluşturulur.

– Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Bu dizelerde ağaran saçlardan kasıt ‘kar’a benzetilmesi fakat benzeyen (ağaran saç) söylenmemiştir.

  • Mecazımürsel (Ad Aktarması): Bir sözün söz konusu edebi eserde veya cümlede benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Bu edebi sanatta anlam ilgileri bulunur mesela parça-bütün, neden-sonuç, özel-genel, eser-sanatçı gibi..

– Bakımsızlıktan göçüp gitmiş bir cihan,

– Mevsimler soğumuş, sular azalmış,

– Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil.

– Bu dizelerde ‘cihan’ sözü ile Anadolu kastedilmiştir.

  • Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki varlıkları ve kavramlara insana ait olan duyuş ve davranış özellikleri yükleme sanatıdır. Buradaki önemli nokta kişileştirmenin olduğu her yerde istiare vardır.

– Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi,

– eli kolu bağlıydı ağlıyordu.

* İnsana özgü ağlama özelliği ‘vapur’a yüklemiştir.

  • Tenasüp (Uygunluk): Anlamca birbiriyle ilgili kelimelerin bir arada kullanılması sanatına denir.

– Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir,

– Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.

– Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,

* ‘Yemek, içmek, sofra’ kelimeleri anlamca birbiriyle ilgilidir.

  • Tezat (Karşıtlık): Birbirine karşıt olan duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramların bir arada kullanılması ile oluşur.

– Neden böyle düşman görünürsünüz.

– Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

* Birbirine karşıt olan kavramlar vardır bunlar: ‘dost’ ve ‘düşman’ kelimeleri.

  • Telmih (Hatırlatma): Geçmişte olan kişiler veya olayların kullanılması ile oluşan edebi sanata denir.

– O gece müthiş deniz durgundu,

– Ömründe susmayan rüzgar yorgundur,

– En kara gönüller aya vurgundu

– Leyla’yı içinde bulan er gibi.

  • Hüsnütalil (Güzel Neden Bulma): Bir olayın veya durumun gerçek nedeni dışında başka  bir anlama bağlamak.

– O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?

– Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?

  • Tecahüliarif (Bilmezden Gelme): Normalde bilinen bir durumu, olayı veya kişiyi,  bilmezlikten gelme sanatıdır.

– Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

– Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

* Burada şair şakaklarında olan akların kar olmadığını; yaşlanmış, çizgili yüzünü kendisine ait olduğunu bildiği halde bilmezlikten gelmektedir.

  • Kinaye (Değinmece): Atasözü ve deyimlerde genellikle kullanılan; gerçek anlamı düşünülebileceği gibi gerçek anlamı dışında anlamıyla kullanılmasıdır.

– Gene parmağım ağzımda kaldı

– Masumluk akıyordu yüzünden

  • Tevriye (İki Anlamlılık): Bir anlatım inceliği elde etmek amacıyla birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil uzak anlamının kastedilerek kullanılması sanatıdır.

– Baki kalan bu kubbe bir hoş sada imiş

* Baki’ye ait olan bu dizede şair, kendi adı da olan ‘baki’ sözcüğünü ‘sonsuz’ anlamını kastederek kullanılmıştır.

  • İrsalimesel: Atasözü veya vecize (özdeyiş) kullanma.

– Gün de doğar gün de doğar

– Bir gün mutlaka gün doğar

– Gün doğmadan neler doğan

– Gün doğmadan Şehzadebaşında

– Dörtlüğün üçüncü dizesinde atasözü kullanılmıştır.

Mübalağa (Abartma Sanatı): Sözün gücünü ve etkisini artırmak amacıyla bir durum, olay ya da varlığın olduğundan daha büyük veya küçük, çok ya da az gösterilerek anlatılması sanatına denir.

DİLBİLGİSİ

SIFAT TAMLAMALARI

1- Niteleme Sıfatı:

2- Belirtme Sıfatı:

  • İşaret Sıfatı: İsmi işaret yoluyla belirtiyorsa işaret sıfatı denir.
  • Belgisiz Sıfat: Hangi ismi belirttiği tam olarak belli değilse belgisiz sıfat denir.
  • Soru Sıfatı: İsmleri sayı yoluyla belirtilirse
  • Sayı Sıfatı: İsimler soru yoluyla belirtiliyorsa soru sıfatı denir.