Atatürkçülük ve Türk İnkılabı

3. Ünite: Atatürkçülük ve Türk İnkılabı

TÜRK İNKILÂBI

  • Osmanlı Devleti XIX. ve XX. yüzyılda çağdaş milletlerden geri kalmamak için çeşitli adımlar atmıştır.
  • Çağdaşlaşma adına birçok kanunlar çıkarılmış ve “ıslahat” adı verilen pek çok yenilikler yapılmıştı ama başarılı olunamamıştır.
  • XX. yüzyılda, Atatürk önderliğinde birçok alanda yeni kurumlar oluşturuldu.
  • Çağın gereklerine uymayan eski kurumlar yenilendi.
  • Türk milletinin tarihî birikimleri esas alınarak yapılan tüm bu çağdaşlaşma çabalarına Türk inkılabı adı verilir.
  • Türk inkılabının esasları Atatürkçü düşünce sistemini oluşturur.

ATATÜRK İLKELERİ

  • Atatürk ilkeleri 6 ana ilkeden ve bütünleyici ilkelerden oluşur.
  • İlkeler dogmatik değildir.
  • Durağan bir yapıda olmayıp dinamiktir.
  • Çağdaş gelişmelere uygundur.
  • Katı kuralcı değildir.
  • Canlıdır.

İlkelerin uygulanışı sırayla şu yıllarda oluşmuştur.

Temel ilkeler:

  • Milliyetçilik (Ulusçuluk) 1919
  • Halkçılık 1920
  • Cumhuriyetçilik 1923
  • Laiklik 1924
  • Devletçilik 1931
  • İnkılapçılık 1931

Cumhuriyetçilik

  • Atatürkçü düşünce sisteminin dayanağı olan en temel ilke cumhuriyetçiliktir.
  • Cumhuriyet, milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu bir devlet şeklidir.
  • Cumhuriyet’te egemenlik; kişi, zümre, sınıf gibi toplumun bir kısmına değil tüm halka aittir.
  • Cumhuriyet yönetiminin esası; halkın ülke yönetiminde kendisini temsil edecek devlet başkanını, yöneticileri ve temsilcileri, anayasada belirlenen sürelerde, seçim yoluyla işbaşına getirmesidir.
  • Cumhuriyet düşüncesinin temel felsefesi, millî egemenlik anlayışıdır.
  • 1919’da başlayan Millî Mücadele, kongrelerde alınan kararlarla, millî iradeyi esas alarak yürütülmüştür.
  • 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla cumhuriyet yönetimine doğru giden süreç hızlanmıştır.
  • 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla yeni Türkiye Devleti resmî olarak, millî egemenliğe dayalı bir yönetime kavuşmuştur.
  • Cumhuriyet yöntemlerinin temel ilkelerinden biri de devletin yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrı olması anlamına gelen “kuvvetler ayrılığı”dır.
  • Atatürk’e göre halkın kendini doğrudan yönetmesi demek olan demokrasi en ideal rejim olan Cumhuriyet içinde gerçekleşebilir.
  • “Türk Devleti’nin yönetim şekli Cumhuriyettir” İlkesi 1924 anayasasından itibaren bütün anayasamızda yer almıştır.
  • TBMM’nin açılması, saltanatın kaldırılması, Halifeliğin kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı 21 ve 24 Anayasalarının kabulü, çok partili hayat denemeleri ilgili inkılaplar Cumhuriyetçilikle ilgilidir.
  • Atatürkçü düşüncenin en büyük hedeflerinden birisi millî egemenliktir.
Milliyetçilik (Ulusçuluk)
  • Atatürkçü düşünce milliyetçiliği esas alır.
  • Milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de temel felsefesidir.
  • Millet “Sınırları belli toprak parçası üzerinde yaşayan, duygu, düşünce ve kültür özellikleriyle öteki toplumlardan ayrılan, birlikte yaşamalarına ve özgürlüklerine karşı bir tehlike belirdiği zaman tepki gösteren bir ya da birden fazla topluluğun oluşturduğu bütündür.”
  • Milliyetçilik kaynağını milletten alır.
  • Bu ilke Kurtuluş Savaşımızın çıkış noktasını oluşturmuştur.
  • Türk milliyetçiği Fransız ihtilalinden sonra özgürlük düşüncesinin sonucu ırkçı ve dinsel milliyetçilik anlayışının birbirleriyle çarpıştığı bir dönemde doğdu.
  • Türk milliyetçiliği, vicdan ve duygu işidir. Kader birliği yapmış herkesi Türk sayar.
  • Bu ilke anlayışında kesinlikle ırk ve din birliği ölçü alınmaz.
  • “Ne mutlu Türküm Diyene” sözü milliyetçilik anlayışının bir özelliğidir.
  • Misak-ı Milli esastır.
  • Milliyetçilik ilkesi tam bağımsızlığa dayanır.
  • Milli Ekonomi, Milli Egemenlik, Milli Kültür milliyetçilik temeline dayanan temel inkılaplardandır.
  • Türk milliyetçiliğinin amacı, Türkün her alanda yükselmesidir.
  • Milliyetçilik duygusu mensubu olduğu milleti sevme yüceltme ve bu duygu gelecek nesillere aktarma duygusudur.
  • Bu ilke ile ilgili inkılaplar; Türk Tarih Kurumunun ve Türk Dil Kurumunun açılması.
  • Üstün millet anlayışı ve ırkçılık reddedildiğinden Atatürk milliyetçiliği hukuk, özgürlük ve adalet ile uluslararası barış ve güvenliğin devamını arzular.
  • Atatürkçü düşüncede milliyetçilik düşüncesi değerlerini tarihten aldığı için, çağdaşlaşmayı ilke edinir.

Halkçılık

  • Aynı ülkede yaşayan, aynı kültürel özellikleri paylaşan, aynı uyruktaki insan topluluğuna halk adı verilir.
  • Halkçılık kavramı, Türk demokrasisinin temelidir.
  • Atatürkçü düşüncede halkçılık, herkesin kanun önünde eşitliğine, hiçbir kişi ya da gruba ayrıcalık tanınmamasına denir.
  • Halkçılık ilkesi, millî iradeyi ve millî egemenliği esas alan Atatürkçü düşüncenin doğal bir sonucudur.
  • Halkçılık ilkesi, siyasi alanda demokrasi düşüncesinin karşılığıdır.
  • Sosyal adalet, sosyal güvence ve ekonomik yönden güçsüz kesimlerin korunmasını esas alan sosyal devlet anlayışı halkçılığın bir gereğidir.
  • Bu ilke Milliyetçilik ve Cumhuriyetçiliğin tabii sonucudur.
  • Bu ilkeyle ilgili kanunlar; Aşar vergisinin kaldırılması, Medeni kanun kabulü, Kadınlara Siyasal Haklar Verilmesi, Kılık Kıyafet Kanunu, Soyadı Kanununun Kabulü, Bazı Ünvan ve Lakapların Kullanılmayacağına Dair Kanun Halkçılık ilkesi doğrultusunda yapılmıştır.
Devletçilik
  • Devletçiliğin esası, başta ekonomi olmak üzere her alanda devletin planlamacı bir tutum takınmasıdır.
  • Devletçilik ilkesi, devletin planlama görevinin yanında bireysel faaliyeti ve çalışmayı da kabul eder.
  • Zaman içerisinde devletçilik ilkesi sadece ekonomik alanla sınırlı kalmamış, devletin millî birlik ve beraberliğin korunması, toplumun çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşturulması için devletin rol oynamasına kadar sınırları genişletilmiştir.
  • Türkiye 1933’ten itibaren devletçilik politikasını yaygın olarak tatbik etmeye başlamıştır.
Laiklik
  • Bir kavram olarak laiklik, dinî olanla dünyevi olanın birbirinden ayrılmasıdır.
  • Laik bir devlet bireyin tüm inanç ve ibadet hakkını tanır.
  • Vatandaşların inançlarını özgürce yaşaması için gereken tüm tedbirler alınır.
  • Atatürk inkılapları ile siyasal, sosyal, kültürel ve hukuksal alanlarda yapılan tüm düzenlemelerde laiklik düşüncesi esas alınmıştır.
  • Laiklik yoluyla devlet yaşamında aklın ve bilimin egemen olması sağlanır.
  • Laiklik düşüncesi dinin alternatifi değildir.
  • Laiklik ve demokrasi, daha özgür bir din alanının oluşması için yardımcı ögelerdir.
  • Laiklik düşüncesi, inanç özgürlüğü ve demokrasi ile ilgili sorunların bilimin ışığında ve bilimsel yöntemlerle çözümlenmesini öngörür.
  • Saltanatın Kaldırılması, Halifeliğin Kaldırılması, Öğretimin Birleştirilmesi, Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldırılması, Hukuk Alanında Yenileşme, Tekke, Türbe Zaviyelerin Kapatılması gibi İnkılaplar laiklik alanında gerçekleştirilmiştir.
İnkılapçılık
  • Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişikliklere inkılap denmektedir.
  • Türk toplumunu çağın gerisinde bırakan kurumları ortadan kaldırmak veya bu kurumları yeni gelişmelere uygun hâle getirmektir.
  • İnkılapçılık ilkesi çağdaşlaşmayı sağlayan güçtür.
  • Atatürk inkılapları çerçevesinde yapılan her yenilik hareketi, Atatürkçü düşüncenin inkılapçılık ilkesi kapsamında değerlendirilir.
  • İnkılapçılık ilkesinin uygulanması, Cumhuriyet’in ilk yıllarında aydın bir nesil oluşmasına zemin hazırlamıştır.
  • İnkılapçılık ilkesi sürekli yenileşmeyi ve çağın gereklerine ayak uydurmayı amaçlamıştır. – Çağ dışı kalmış kurumların, çağa uygun olanlarla değiştirilmesidir.
  • İlkenin amacı Türk milletinin en kısa zamanda çağdaş medeniyetler üzerine çıkarmaktır.

SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

  • 23 Nisan 1920 yılında kurulan Meclis kurucu meclisti.
  • Savaş sonrasında meclisin yenilenmesi düşüncesi ağırlık kazandı.
    • M. Kemal’e karşı saltanatın kaldırılması ile bir muhalefetin oluşması,
    • I. TBMM’nin savaş sırasında yıpranması,
    • Yeni Türk Devletini çağdaşlaştırma düşüncesi,
  • 23 Nisan 1923’te yeni bir meclis oluşturmaya çalışıldı.
  • M. Kemal daha önce oluşan Müdafaa-i Hukuk grubunu esas alarak 9 Ağustos 1923’te yeni Türkiye’nin ilk siyasi partisini kurdu.
  • Halk Fırkası 11 Ağustos 1923’te yeni çalışmalara başladı.
  • II. Meclis oluştu.
  • İnkılapları gerçekleştiren meclis bu meclistir.
Saltanatın Kaldırılması

Nedenleri:

  • Lozan Konferansına TBMM yanında İstanbul hükümetinin de çağrılması (iki başlığı ortadan kaldırmak),
  • TBMM açılışı ile saltanatın varlığının gereksizliği (Millet iradesinin gerçekleştirilmesi),
  • Saltanatın varlığının millet iradesi ile uyuşmaması,
  • Padişahın TBMM karşı tavrının devam etmesi,
  • 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali ile Saltanatın işlerliğini kaybetmesi,
  • Dini otorite ile siyasi otoritenin ayrılarak, Laikliğe geçişin hızlandırılmak istenmesi.

Sonuçları:

  • 1 Kasım 1922′ de saltanat kaldırıldı.
  • İngilizlerin padişahın Halifelik gücünü kullanarak etkili olması önlendi.
  • Osmanlı Devleti son buldu.
  • Halifelik makamına TBMM Abdülmecit Efendi atandı. (Böylece hem halk tepkisi önlendi hem halifelik makamı korunarak, İngilizlerin bundan faydalanması önlendi)
  • TBMM Hükûmeti, Türk Milleti’nin tek temsilcisi olduğunu dünyaya ilan etti.
  • Egemenlik TBMM’nin, dolayısıyla millî iradenin eline geçti.
  • Saltanatın kaldırılması millî egemenlik anlayışının kökleşmesini sağladı.
  • Cumhuriyete giden yolu açıldı.

Not: Saltanatın kaldırılması, Atatürkçü düşüncenin cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda Millî Mücadele’yi yapan I. TBMM’nin yaptığı tek inkılap olmuştur.

Ankara’nın Başkent Oluşu

  • Saltanatın kaldırılmasından sonra, yeni Türkiye’nin başkentinin neresi olacağı problemi çözüldü.
    • Millî Mücadele yıllarında TBMM’nin Ankara’da olması,
    • Burasının güvenli bir konumda olması,
    • Millî Mücadele sonrası imparatorluktan millî bir devlet yapısına geçilmesi,
  • Yeni bir dönemin başlamasının da bir sembol olması nedeniyle Ankara, TBMM’de 13 Ekim 1923’te “Türkiye Devleti’nin Makarr-ı İdaresi Ankara Şehridir.” şeklinde çıkan kanunla resmen Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti oldu.

Cumhuriyetin İlanı

Nedenleri:

  • 23 Nisan 1920’de oluşan Meclis’in millet egemenliğine dayanması,
  • Kurtuluş savaşının kazanılması,
  • Lozan Barış Antlaşması sonrası yeni Türkiye Devleti’nin uluslararası alanda resmen kabul edilmesi,
  • Yeni bir meclisin oluşması,
  • TBMM’de oluşan siyasi gruplar arasında çıkan fikir ayrılıklarının siyasi krize dönüşmesi,
  • Saltanatın kaldırılmış olması,
  • Devletin yönetim biçiminin belirgin olmaması,
  • Devletin rejimi ve devlet başkanlığını belirlemesi zorunluluğu,
  • Kamuoyunda cumhuriyet düşüncesi zemininin oluşması.

Sonuçları:

  • 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.
  • “Türkiye Devleti’nin şekli cumhuriyettir, Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur” şeklinde kanunlaştı.
  • Cumhuriyetin ilanından sonra seçimlere geçildi.
  • Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı; İsmet Paşa da ilk Başbakanı olarak seçildi.
  • Cumhuriyetin ilan edilmesiyle Türk tarihinde yeni bir dönem açıldı.
  • Millî egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu düşüncesi resmen gerçekleşti.
  • Meclis hükûmeti sisteminden, kabine sistemine geçilerek hükûmet kurma bunalımı aşıldı.
  • Yeni Türkiye devletinin yönetim sisteminin resmî olarak cumhuriyet olmasıyla rejimin adı belirlenmiş oldu.
  • İleriki yıllarda yapılacak olan inkılaplara da elverişli bir zemin hazırladı.
  • Cumhuriyetin ilanıyla, Atatürk ilkelerinden cumhuriyetçilik ilkesi hayata geçirilmiş oldu.
Halifeliğin Kaldırılması
  • Hazreti Muhammed’in vefatıyla İslâm devletlerinde devlet işlerinin yürütülmesi işini halifeler üstlendiler.
  • Devlet başkanları halife ismi ile birlikte anıldı.
  • Memluklerin ortadan kalkması ile Yavuz Sultan Selim Döneminde Osmanlı Devletine geçen halifelik (1517), Saltanatın kaldırılmasına kadar (1 Kasım 1922) saltanatla birlikte anılan bir siyasi güç oldu.
  • Saltanatın kaldırılması ile halife, siyasi yetkilerinden ayrılıp dini yetkiler ile varlığını sürdürdü.
  • Eski rejim yanlıları Cumhuriyet’e karşı muhalefetlerini ifade edebilmek için halife Abdülmecit etrafında etkili olmaya başladı.
  • “TBMM halifelerin halifede TBMM’nindir” düşüncesi ile hareket ediyorlar ve yeni rejime karşı cesaretleniyorlardı.
  • 3 Mart 1924’te dönemin Urfa Milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve 53 arkadaşının verdiği kanun teklifi TBMM tarafından kabul edildi ve böylece halifelik makamı kaldırıldı.
  • Halifeliğin kaldırılması ile birlikte Halife Abdülmecid Efendi ve bütün Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarıldı.
  • TBMM’ye sunulan kanun tekliflerinin kabulü ile Erkan-ı Harbiye Reisliği ile Şer’iye ve Evkaf Vekâletleri de kaldırıldı.
  • Ordu ve din işleri siyasetten ayrıldı.

Anayasa Hareketleri

  • Hukuk düzenleri iyi işleyen devletler sağlıklı ve uzun yaşarlar.
  • Adalet bir devletin vatandaşlarının en önemli ihtiyacıdır.
  • Adalet ise iyi işleyen hukuk kuralları ile sağlanır.
  • Millî Mücadele Dönemi’nde TBMM açıldığında Osmanlı Kanun-ı Esasi’si yürürlükteydi.
  • Millî egemenliğe dayalı meclisin ve hükûmetin işleyişini Kanun-ı Esasi’si ile sürdürmek sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktaydı.
  • Teşkilat-ı Esasîye Kanunu bu sorunları ortadan kaldırmayı hedef aldı.
  • 20 Ocak 1921’de kabul edilen ilk anayasa 23 madde ve bir ek maddeden oluştu.
  • Cumhuriyetin ilanı ile birlikte savaş döneminin olağanüstü şartlarında yapılan Teşkilat-ı Esasîye yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılayamadı.
  • 20 Nisan 1924’te yeni anayasa TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe girdi.

1924 Anayasası ile birlikte;

  • Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu kabul edilmiştir.
  • Türkiye Devleti’nin bir cumhuriyet olduğu belirtilmiştir.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin dininin İslam, başkentinin Ankara, resmî dilinin Türkçe olduğu kabul edilmiştir.
  • Yasama TBMM’ye, yürütme Cumhurbaşkanı ve hükûmete, yargı ise bağımsız mahkemelere bırakılmıştır.
  • amu özgürlükleri düzenlenmiştir.
  • 1924 Anayasası, 27 Mayıs 1960 askerî darbesine kadar yürürlükte kalmıştır.

1924 Anayasasında zaman içerisinde şu değişiklikler yapılmıştır:

  • 1928’de “Devletin dini İslam’dır.” ibaresi anayasadan çıkarılmıştır.
  • Kadınlara 1930’da belediyede seçimlerinde, 1933’te muhtarlık seçimlerinde, 1934’te de genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.
  • 1937’de Atatürk ilkeleri anayasaya girmiştir.

HUKUK ALANINDAKİ YENİLİKLER

Çağdaş Hukuk Sistemine Geçilmesi

  • Türkiye Cumhuriyeti de dünya milletleri arasında güçlü bir biçimde yer almak ve çağdaş bir hukuk sistemi kurmak için birtakım yenilikler gerçekleştirmiştir.
  • Osmanlı Devleti’nde şer’i (dinî) ve örfi (geleneksel) hukuk kurallarına dayanan bir hukuk sistemi oluşturulmuştu.
  • Batılılaşmak için şer’i ve örfi hukuk yerine akıl ve bilimsel düşünceyi esas alan çağdaş ve laik hukuk kurallarının benimsenmesi hedeflenmişti.
  • Türkiye Cumhuriyeti, millî ve üniter bir devlet anlayışını benimsediğinden dolayı hukuk alanında birliği sağlayıcı adımlar atmayı hedeflemişti.
  • Hukuk alanında yapılan inkılaplarla Türk toplumunda birlik sağlanarak millî bünye güçlendirilmiştir.
  • Türkiye Cumhuriyeti Avrupa devletlerinin değişik yasalarından faydalanmıştır.

    – İsviçre’den Borçlara Yasası     – İtalya’dan Ceza Yasası     – İsviçre’den İcra ve İflas Yasası

bunlardan bazılarıdır.

Türk Medeni Kanunu

  • Hukuk alanında kişilerin birbirleriyle ilişkilerini, aile, eşya, borçlar ve miras hukukunu düzenleyen kanuna, medeni kanun denilmiştir.
  • Osmanlı’nın son döneminde medeni kanun olarak Mecelle kullanılmıştır.
  • Mecelle, İslâm hukukundan zamanın ihtiyaçlarına uygun kanunlar yapılabileceğini göstermiştir.
  • Mecelle, hukuk alanında batılılaşmaya yönelinmesi nedeniyle yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, laik ve demokratik bir yapıya kavuşturulması hedeflendi.
  • İsviçre Medeni Kanunu Türk sosyal hayatına en uygun medeni kanun olarak kabul edildi.
  • 17 Şubat 1926’da TBMM, çıkardığı kanunla Türk Medeni Kanunu’nu kabul etti. Kanun 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi.
  • Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile aile yapısı çağdaş toplumlara göre yeniden düzenlendi.
  • Türk toplumunda hukuksal eşitlik sağlandı.
  • Hukuk sisteminin laikleştirilmesi konusunda önemli bir adım atıldı.
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
  • Ülkede eğitim ve Kültür alanında çağdaşlaşmak amacı ile önemli çalışmalar yapıldı.
  • Mustafa Kemal Paşa 1 Mart 1922’de yeni dönemin eğitim anlayışını belirtmiştir.
  • Devleti yaşatacak, millî varlığının bilincinde olan çağdaş bir toplum da hedeflenmiştir.
  • Hedeflerin gerçekleşmesi de sağlıklı eğitim anlayışına ve sağlam bir eğitim sistemi kurmaya bağlanmıştır.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu  (3 Mart 1924)

  • Halifeliğin kaldırılması ile ülkedeki her çeşit eğitim ve öğretim kurumlarının denetimi devlet eline geçti ve tek elde toplandı.
  • Eğitim öğretimde dağınıklık ve çok başlılık ortadan kaldırıldı.
  • Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün okulların programlarının ve eğitim sisteminin düzenlenmesi Millî Eğitim Bakanlığına bırakıldı.
  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitim sisteminde laik, millî, akla dayalı, bilimsel ve çağın sosyal ihtiyaçlarına göre düzenleme yapabilme imkânı getirdi.
  • Azınlık okullarının denetimi sağlandı.
  • Medreseler kapatıldı. (11 Mart 1924)
  • Tevhid-i Tedrisat kanunu ile tüm okullar bir çatı altında toplandı.
  • Bu uygulama sonunda medreselerde ikiliğin oluşmaması ve laikliğe geçişin hızlandırılması amaçlandı.
  • Din öğretimini devlet kendi üstüne aldı.
  • Demokratik ve laik bir anlayış geliştirmeye çalışıldı.
  • Bugünkü eğitim sisteminin temeli atıldı.
  • Laikleşen eğitimin millî olma niteliği de sağlamlaştırıldı.

Harf İnkılabı (1 Kasım 1928)

  • Türkler tarih içinde Uygur, Göktürk, Arap ve Latin alfabeleri kullanmışlardır.
  • Yeni Türk alfabesi Latin alfabesi esas alınarak hazırlandı.
  • Alfabe değişikliği eğitim ve kültür alanında kalkınma için önemli bir adımdır.
  • 1 Kasım 1928’de yeni harflerin kullanılması bir kanunla resmî hâle geldi.
  • 3 Kasım 1928’de yürürlüğe giren kanunla bütün resmî yazışmaların yeni Türk harfleri ile yapılması yasal zorunluluk oldu.
  • Yeni harflerin resmen kabulü ile ülkede okuma yazma seferberliği başlatıldı.
  • 11 Ekim 1928’de Millet Mekteplerinin açılması kararlaştırıldı. Gazi Mustafa Kemal, halkçılık ilkesi doğrultusunda kurulan ve kendisine başöğretmenliği teklif edilen Millet Mektepleri’nin başöğretmenliğini kabul etti.

Tarih Alanındaki Çalışmalar

  • Tarih bir milletin kimliğidir.
  • Milletin bireylerini ortak bir bilinçle birbirine bağlama işlevi görür.
  • Atatürk, ortak bir payda oluşturacak millî kimlik inşası için Millî Mücadele sonrasında Türk tarihi çalışmalarına bizzat öncülük etmiştir.
  • Atatürk’e göre, millî kültürün temelleri esas olarak millî tarihte aranmalıdır.
  • Yeni Türk tarih görüşüne “Türk Tarih Tezi” denmiştir.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin tarih görüşü olan Türk Tarih Tezi, hanedan eksenli tarih yerine millet eksenli tarih yazımını esas almıştır.
  • Türk Tarih Heyeti “Türk Tarihinin Ana Hatları” adlı bilimsel eseri meydana getirmiştir.
  • Ardından 15 Nisan 1931’de Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) kurulmuştur.
  • Atatürk’ün katılımıyla 2 Temmuz 1932’de I. Türk Tarih Kongresi toplandı.
  • 9 Ocak 1936’da Ankara’da Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi kuruldu.
  • Tarih Alanındaki Çalışmalar milliyetçilik ilkesi doğrultusunda atılan bir adım olmuştur.

Dil Alanındaki Çalışmalar

  • Dil, millî kültürü kuşaktan kuşağa aktaran en güçlü araçtır.
  • Milleti oluşturan etkenlerin en başında gelir.
  • Türk dili, tarihî akış içerisinde Arapça ve Farsçadan aldığı kelime ve tamlamalarla özünden uzaklaşmıştı.
  • 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında, Atatürk’ün de katılımıyla I. Türk Dili Kurultayı toplandı.
  • 12 Ekim 1932’de Türk Dili Tektik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu.
  • Kurumun kuruluş hedefi: Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmaktı.
  • Türk Dili Tektik Cemiyeti’nin 1936’da ortaya koyduğu “Güneş Dil Teorisi” de bu doğrultuda oluşturulan somut bir örnektir.
  • Türk dilini zenginleştirmek, canlı tutmak ve yabancı kelimelerden kurtarmak için yapılan çalışmalar ve açılan kurumların faaliyetleri Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi gereğidir.

Üniversite Reformu

  • Darülfünûn, Cumhuriyet öncesinde Batılı ölçütlerde kurulmuş yükseköğretim kurumlarından biriydi.
  • Darülfünûn, üç kez kapatılmış ancak 1900 yılından itibaren sürekli eğitime geçmişti.
  • Yeni Türkiye Cumhuriyeti 1931 yılında Darülfünûn’da yeni bir düzenleme yapılmasına karar verdi.
  • Düzenlemenin nasıl yapılacağı konusunda yabancı bir uzmandan yararlanılması uygun görüldü.
  • 16 Ocak 1932’de Cenevre Üniversitesinden Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Albert Malche (Albert Malke) incelemelerde bulundu ve hazırladığı raporu Millî Eğitim Bakanlığına sundu.
  • 31 Mayıs 1932’de çıkan kanunla Darülfünûn kapandı.
  • 31 Temmuz 1933’te İstanbul Üniversitesi kuruldu.
  • 1925’te Ankara Hukuk Mektebi açıldı.
  • 1936’da Dil ve Tarih, Coğrafya Mektebi açıldı.

Güzel Sanatlar ve Spor

  • Türk inkılabının toplum hayatına getirdiği en büyük dönüşümlerden birisi de güzel sanatlar alanında olmuştur.
  • Atatürk, sanat alanındaki gelişmelere öncülük ederek çağdaş uygulamaların hızlı bir biçimde gelişmesini sağlamıştır.
  • 1926’da açılan Gazi Eğitim Enstitüsünde resim bölümü açılmıştır.
  • 1928’de Osmanlı döneminden kalan Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel Sanatlar Akademisine dönüştürülerek çağdaş bir nitelik kazandırılmıştır.
  • 1937’de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi açılmıştır.
  • Müzik alanında klasik Türk müziği yanında halk müziği araştırmaları ve çok sesli Batı müziği çalışmalarına yer verilmiştir.
  • 1924’te Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) kurulmuştur. 
  • 1932’de Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası kurulmuş, 1934’te Millî Musiki Akademisi, 1936’da Ankara Konservatuvarı açılmıştır.
  • Darülbedayi, 1934’te çağın gereklerine göre İstanbul Şehir Tiyatrosuna dönüştürülmüştür.
TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
  • Ülkede çağdaşlaşmayı, demokratikleşmeyi ve laikleşmeyi hızlandırmak için toplum yaşantısı ile ilgili düzenlemeler yapıldı.

Şapka İnkılabı ve Kıyafette Yapılan Düzenlemeler (25 Kasım 1925)

  • Osmanlı toplumunda II. Mahmut döneminde Fes kullanılmaya başlanmıştır.
  • Çağdaşlaşmak ve batılılaşmak amacıyla “Şapka kanunu” çıkarıldı.
  • İlk kez M. Kemal şapkayı Kastamonu’da giyerek bu yeniliği başlattı. 3 Aralık 1934’te çıkarılan başka bir kanunla, dinî kıyafetlerin din adamları tarafından yalnızca ibadethanelerde kullanılabilmesi zorunluluğu getirildi.
  • Ülke de kılık kıyafet birliği sağlanmaya çalışıldı.
  • Diyanet İşleri başkanı, Haham babası ve Patrikler dini kıyafetle dolaşabilecekti.
  • Laiklik ilkesi çerçevesinde yapılan şapka, kılık ve kıyafet düzenlemeleriyle hem toplumda laiklik anlayışı güçlendirildi hem de kıyafette birlik sağlanarak Atatürkçülük’ün halkçılık ilkesi doğrultusunda sosyal eşitlik sağlanmış oldu.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)

  • Osmanlı toplum yapısı içinde Allah’a erişmek maksadı ile bir yol ve yöntem takip eden dini akımlar mevcuttu.
  • Bu yollara “Tarikat” adı verilmiştir.
  • Tarikat üyelerinin bir araya gelip, zikir ve fikirle uğraştıkları yerlere de Tekke ve Zaviyeler adı verilmiştir.
  • Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında tarikatlar önemli görevler üstlenmişlerdir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu sırasında Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi yenilik ve çağdaşlaşma hareketlerine ciddi tepkiler gösteren kurumlar olan Tekke ve Zaviyeler, Şeyh Said isyanının olmasında da etkili oldu.
  • 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla çağdaşlaşma ve inkılap hareketlerinde önemli bir engel olarak görülen Tekke, Zaviye ve Türbeler kapatıldı.

Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan Değişiklikler

  • Osmanlı Devleti’nde sosyal yaşamda ve devlet hayatında kullanılan takvim, saat ve ölçüler çağdaş dünya ölçülerinden farklıydı.
  • Hukuk ve eğitim alanında yaşanan çok başlılık takvim, saat ve ölçüler alanında da kendisini gösteriyordu.
  • Miladi takvim 1 Ocak 1926’dan itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî takvimi olarak yürürlüğe girdi.
  • 1928’de yeni Türk harfleri kabul edildi. Bunun yanında batılı ülkelerin kullandığı rakamlar da kabul edildi.
  • 1931’de yapılan yasal düzenlemeyle bu alanda da dünyanın yaygın olarak kabul ettiği metre ve kilogram gibi ölçü birimleri kabul edildi.
  • Takvim, saat, rakamlar ve ölçüler konusunda çağdaş dünya ile uyumlu hâle gelen idari ve sosyal hayat 1935’te, hafta tatili düzenlemesiyle tamamlandı.
  • Hafta tatili cuma gününden pazar gününe alındı.
  • Bütün bu düzenlemelerle sosyal hayatın çağdaşlaşması ve laikleşmesi sağlandı.

Soyadı Kanununun Kabulü

  • Bütün uygar toplumlarda bir önemli uygulama olarak göze çarpan soyadı uygulaması toplum alanındaki karmaşayı önlemek amacı ile ortaya konmuş bir uygulamadır.
  • Resmi işler kolaylaştırılmak istenmiştir.
  • Halkçılık ilkesi Türk milletini ayrıcalıksız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle halinde kabul etmiştir.
  • Osmanlı Devletindeki uygulamalara 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edilerek son verilmiştir.
  • Ağa, hacı, hafız, hoca, molla, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazretleri gibi unvanların resmî kullanımı yasaklandı.
  • Soyadı Kanunu’yla yapılan düzenleme, resmi işlerde yaşanılan sıkıntıları ortadan kaldırdı ve halkçılık ilkesi doğrultusunda toplumsal hayatta eşitliği sağladı.
  • Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM tarafından 24 Kasım 1934’te “Atatürk” soyadı verildi.

Türk Kadınına Verilen Haklar

  • Türk kadını, Millî Mücadele Dönemi’nde gösterdiği fedakârlıkla tüm dünyaya örnek olmuştu.
  • Atatürk, Cumhuriyet Dönemi’nde kadın haklarının gelişmesine bizzat öncülük etmiştir.
  • Kadınların sosyal hayatta erkeklerle eşit konuma yükseltilmesinde ilk adım 1926’da Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile atıldı.
  • Çağdaş bir Medeni Kanun’un kabulü ile kadınlara sağlanan haklar yasal güvenceye kavuştu.
  • 1927-1928 öğretim yılından itibaren karma eğitime geçildi.
  • Türk kadını erkeklerle aynı şartlarda eğitim ve iş yaşamına katılabilme hakkını elde etti.
  • Cumhuriyet kurulduğunda yüksek öğretimde hiç kadın öğretim üyesi yokken, 1938 yılında bu sayı 99’a çıktı.
  • Kadınların siyasal eşitliğe kavuşturacak ilk adım 1930’da Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmesiyle atıldı.
  • 1933’te Türk kadını muhtarlık seçimlerine katılma hakkı elde etti.
  • 5 Aralık 1934’te kadınlar genel seçimlerde de seçme ve seçilme haklarını kazandılar.
  • 1935’te  18 kadın vekil milletin temsilcisi oldu.
  • Türk kadını sosyal ve siyasi haklara dünyadaki birçok medeni ülkeden önce ulaştı.
  • Fransa’da kadınlar 1944’te, Yunanistan’da 1952, İsviçre’de 1974’te seçme ve seçilme hakkına kavuştu.
EKONOMi ALANINDAKi GELİŞMELER

İzmir İktisat Kongresi

  • I. Dünya Savaşı ve ardından Millî Mücadele, Türk milletinin ekonomik kaynaklarını tüketmişti. 
  • Türk milletinin askerî ve siyasi alanda kazandığı büyük başarılar sonucu kurulan yeni Türkiye’nin, ekonomik bir savaş da vermesi gerekiyordu. 
  • 17 Şubat 1923’te yeni Türk Devleti’nin ekonomi politikasını belirlemek ve ülkeyi kalkındırmak için İzmir İktisat Kongresi toplandı. 
  • Lozan Antlaşması öncesinde İzmir’de 1135 kişinin katıldığı bir iktisat kongresi yapıldı.
  • Misak-ı Ekonomi (Milli Ekonomi Andı) kabul edildi.

Kongre Kararları

  • Hammaddesi yurt içinde olan sanayi dalları ve işletmeler kurulmalı,   
  • Küçük işletmelerden büyük işletmelere geçilmeli,  
  • Devlet bankası kurulup, özel teşebbüs desteklenmeli,  
  • Tekelleşmenin önüne geçilmeli,  
  • Teşvik kredisi verilmeli,   
  • Dış rekabet gücü olanlar desteklenmeli,    
  • Devlet ekonomik görevler almalı, özel teşebbüsün yapamadığı işleri devlet üstlenmeli.

Bu uygulama “devletçilik” ilkesi olarak Atatürk ilkelerinde yer almıştır.

Kongrenin Önemi

  • Siyasal bağımsızlık yanında ekonomik bağımsızlıkta hedeflenmiştir.
  • Ekonomide “devletçilik” ilkesi ortaya çıkmıştır.
  • 1934’te yürürlüğe konulan “Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı” ile kalkınma hamlesi devlet gözetiminde ve müdahalesiyle gerçekleştirilmeye başlandı.
  • Atatürk döneminde Misak-ı İktisadi programı çerçevesinde alınan ekonomik tedbirler sonucu kişi başına düşen millî gelir yükseldi.
  • Altın birikimi arttı. 
  • Sanayi, tarım, bayındırlık ve ulaştırma faaliyetlerinde geçmiş yıllara göre mesafe kaydedildi. 
  • Türk ekonomisi kendine yetecek hâle geldi.

Sanayi ve Ticaret Alanındaki Gelişmeler

  • Cumhuriyet döneminde kalkınmanın temeli sanayiye dayanıyordu. 
  • 26 Ağustos 1924’te Türkiye İş Bankası kuruldu.
  • 19 Nisan 1925’te Ticaret Bakanlığı tarafından Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. 
  • Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı. (28 Mayıs 1927)
  • 1929 Ekonomik bunalımı ile yerli malı ve üretim kullanımı teşvik edildi.
  • 1933’te ilk planlı ekonomi uygulaması olan 1. Beş yıllık kalkınma planı yürürlüğe girdi.
  • Karabük’te Demir Çelik Fabrikası açıldı. (1939)
  • Uşak’ta şeker fabrikası açıldı.
  • Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kuruldu. (1935)
  • Etibank kuruldu. (1935)

Tarım Alanındaki Gelişmeler

  • Cumhuriyet döneminde ülkemizin ekonomisi tarıma dayalı olduğu için bu alanda da iyileştirme çalışmaları yapıldı.

Bu amaçla;

  • Aşar vergisi kaldırıldı. (17 Şubat 1925)
  • Halkçılık anlayışı doğrultusunda yapılan bu hamle ile devlet, en büyük vergi kaynağından vazgeçti.  
  • Ziraat Bankasından çiftçiye kredi sağlandı.
  • 1929’da Zirai Kredi Kooperatifleri kanunu çıkarıldı.
  • Ziraat Yüksek Enstitüsü kuruldu. 
  • Bilinçli ziraat teşvik edildi. 
  • Halkçılık anlayışı doğrultusunda yapılan bu hamle ile devlet, en büyük vergi kaynağından vazgeçti.
  • Ankara’da, Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu, sonra Ziraat Fakültesi oldu.
  • Tohum ıslahları yapıldı.
  • Yeni ürün yetiştirilmesi teşvik edildi. (çay, şekerpancarı gibi)
  • 1926 toprak reformu ile topraksız köylüye toprak verildi.

Ulaştırma Alanındaki Gelişmeler

  • Ulaşım meselesi millî birliğin sağlanması ve ekonomik kalkınma için en başta gelen konulardandı. 
  • Osmanlı Dönemi’nde Anadolu ve Trakya’da toplam 3350 km demir yolu vardı. 
  • Cumhuriyet Dönemi’nde Türkiye, tamamen kendi kaynaklarını kullanarak 1925-1933 yılları arasında 2048 km demir yolu yaptı.
  • 1 Temmuz 1926’da çıkarılan Kabotaj Kanunu ile Türk kara sularında yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına gemi işletme hakkı verildi. 
  • Bu kanun, milliyetçilik ilkesi doğrultusunda atılan bir adımdı.

Sağlık Alanındaki Gelişmeler

  • Cumhuriyet Dönemi’nin millî sağlık politikası; vatandaşların sağlığını korumak, ölüm oranını azaltmak, nüfusu artırmak, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek ve bu yolla bireylerin sağlıklı yetişmesini sağlamayı hedef aldı. 
  • Numune hastaneleri, sağlık ocakları, doğumevleri açıldı. 
  • 1930’da Umumi Hıfzıssıhha Kanunu çıkarıldı. 
  • Hıfzıssıhha Kanunu ile kolera, veba, tifo, tifüs, zehirlenme, çiçek, difteri, kızıl gibi hastalıkların ilgili birimlere bildirilme mecburiyeti getirildi.
  • Bu tür salgın hastalıklar parasız tedavi edilmeye başlandı.
  • 1923’te ise “Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti”‘nin adı değiştirilip Kızılay adı verildi.
  • Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefine uygun olarak 1924’te Ebe Okulu, 1925’te ise Kızılay Hemşire Okulu açıldı. 1924’te İstanbul ve Sivas’ta sağlık memurları yetiştiren okullar açıldı.
ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ ÖNEMİ
  • Atatürkçü düşünce sistemi Türk milletinin kendi tarihî birikimleriyle çağdaş dünyaya uyumunu öngören bir sistemdir.
  • Egemenliğin millete ait olduğunu savunur.
  • Türk milletinin vatan ve millet sevgisi etrafında şekillenmesini öngörür. 
  • Türk millî kültürünün unsurlarını geliştirmeyi hedefler.
  • Türk milletinin dünya milletleri arasında bağımsız ve özgür yaşama idealini gerçekleştirmeye çalışır.
  • Devletin yapısını ve sosyal hayatı çağdaşlaştırmaya çalışır.
  • Türk milletini medeni dünyanın bir parçası hâline getirmeyi hedefler.