Bebeklerde Beslenme Bozuklukları

Bebeklikte Beslenme Sorunları

Bebeklerin ve küçük çocukların %25-50 sinin beslenme bozukluğu olduğu düşünülmektedir. Bebeklik döneminde beslenme sorunları olan çocukların %70’inin sorunları en az 4 yaşına değin sürmektedir.

Sanıldığının aksine bebeklik dönemi aşırı kilolu olması çocukluk ve ergenlik çağında obesiteye neden olmaz. Tam tersine bebeklik döneminde az beslenmeye neden olan sorunların ileri yaşlarda aşırı kilo alması daha yüksektir.

HOMEOSTATİK BESLENME BOZUKLUKLARI

Durum Ayarlama Güçlüğüne Bağlı Beslenme Bozukluğu

İlk birkaç ayda başlar. Tabloya organik bir sorun eşlik eder. Yeni doğanın uygun olmayan miktarlarda az yemesi ve kilo kaybı karakterizedir. Kardiyak ya da solunum zorluğu olan yeni doğanlar özellikle risk altındadırlar. Bebek beslenirken, uyumsuz, aşırı uyarılmış, ya da aşırı uykuya eğilimli olabilir. Bebeğin labil otonomik sinir sistemi ve otoregülasyon güçlükleri vardır.

Organik sorunlar beslenme bozukluğunun ağırlığını açıklamaz. Annede yoğun kaygı ve panik vardır. Tedavi her anne-bebek için ayrı planlanmalıdır. Çoğunlukla organik sorun geç aydınlanabilir, anneye tıbbi danışmanlık
ve bakımda yardım önemlidir.

BAĞLANMA (ATTACHMENT) BESLENME SORUNLARI

Bağlanma sorununa bağlı yeme bozuklukları 2-8 ay arası başlar.  Anne bebek arasında belirgin bir bağlanma sorunu yaşanır. Anne genellikle bir beslenme sorunu olduğunu reddeder. Belirgin kilo kaybı ve büyüme gelişme geriliği aile tarafından değil de çocuk doktorları tarafından fark edilir.

Çocukta ayına göre sosyal, bilişsel ve motor gelişme geriliği de vardır. Daha çok annenin akut ya da kronik depresyonu, (post partum depresyon) kişilik bozukluğu, ilaç ve alkol kullanımı, fiziksel ya da ağır duygusal şiddet görmesi olayın nedenleridir. NFTT (nonorganic failure to thrive) daha çok pediatrik literatürde kullanılır. Maternal deprivation, psikososyal deprivation psikiyatrik literatürde kullanılır.

İNFANTİL ANOREKSİA (Bebeklik Anoreksisi) 

  • 6 ay – 3 yaş arası başlar.
  • En sık 9-18 ay arası görülür (kendi kendine beslenmeye başlama, otonomi kazanma).
  • Yemek yemeye karşı direnç, zıtlaşma ve annenin aşırı kaygısı ile başlar.
  • En kötü zıtlaşma anne ile yaşanır, başkalarından daha rahat yemek yiyebilir.
  • Çocuk parlak, zeki dikkatli ancak iştahsız olarak tanımlanır.

Ailenin kaygısı sonucu sürtüşme, ardından değişik rüşvetlerle yeme başlar. Bu durumda hiçbir organik bozukluktan söz edilemez. Ancak yine de bu çocukların seçici ve kokuya hassas oldukları bildirilir (Obsesif izler taşırlar). İlk kez Chatoor 1983de tanımlamıştır. Yazarlar çocuğun kendi kendine yemek yemeye başlaması, otonomi kazanması ile aile üzerinde sınırlarını deneme ve aileye baskı uygulama olarak değerlendirmişlerdir.

Anneler genellikle (obsesif) mükemmelliyetçi, kuralcı, düzen bağımlısı ve bebeği aşırı kontrollüdür. Bebek ikinci yaşına girdiğinde kontrolü daha fazla eline alır, anne daha da acizleşir. Yemek yeme evdeki en belirgin savaş alanı haline gelir ve kazanan daima bellidir. Bu durum çocuğun kilosunun beklenenin altına düşmesine neden olur. Bu tür büyüme sorunlarında zaman zaman kemik yaşı da gerileyebilir ancak beyin gelişiminde sorun belirlenememiştir.

Hatta bu çocukların IQ olarak üst düzeylerde oldukları belirlenmiştir. Tedavide hedef; Kısır döngüyü kırmak, anne bebek çatışmasını bu alandan çıkarmak, bebeğin sakinleşmesi ve annenin sakinleşmesi için ayrı ayrı çalışmak. Annenin kendi annesi ve beslenme ilişkisini değerlendirmek. Uygun sınırlar koyabilmek ve babayı beslenme ilişkisine sokmak. Aileye uygun yeme ritüelleri edindirmek. Erişkin dönemde bu çocukların daha fazla anorektik olduğuna ilişkin bir izlem çalışması yok.

Tedavisi 3 aşamalıdır;

1. Ebeveynle, bebeğin zorlayıcı mizaç özellikleri tartışılır. Bebek, çevre ve ebeveynleri ile o kadar ilgilidir ki, acıktığını fark etmez. Ebeveynlerin, çocuğun yemektense, çevreyi araştırmada ve ebeveyni ile ilişki kurmada daha meraklı ve daha ilgili olduğunu, bu özelliklerin de açlık duygusunu fark etmesine engel olduğunu anlamasına yardımcı olunur. Bu mizaç özelliklerinden dolayı, bebeğin disiplin altına alınmasının daha zor olduğunu anlatılır. Bebek, yemek reddinin ebeveynin dikkatini kontrol etmede güçlü bir silah olduğunu öğrendiği için, ebeveynlerin bebeği yedirmek için dikkat dağıtma ya da eğlendirme gibi çabaları, sorunun sadece devam etmesini sağlar. Bu amaçla, dış uyaranlara karşı daha meraklı, fakat iç uyaranlarına karşı farkındalığı daha az olan bebeğin, öğün saatlerinde yemeğe ve iç sinyallerine (açlık) odaklanabilmesi için daha yapılandırılmış öğün saatlerine ve daha fazla sınır koymaya gereksinim olduğu ebeveynlerle tartışılır.

2. Ebeveynlerin sınır koyma ile ilgili kaygıları ve yaşadıkları sorunlar araştırılır. Bazı ebeveynler, hamilelik sırasındaki düşükler, uzun süren tedaviler sonucu olan gebelikler, değerli çocuk öyküsü yada kendi ebeveynlerinden gördükleri sertlik ve/veya duygusal ihmal gibi nedenlerden dolayı bebeklerine karşı daha duyarlı olabilirler.
Bebeklerine sınır koyma konusundaki zorluklarını anlama, bu alanda daha etkin olmalarını sağlamak için önemlidir.

3. Bebeğin zorlayıcı mizacı ve kendilerinin sınır koymada yaşadıkları kaygı ve sorunlar konuşulduktan sonra, yeme konusunda bebeğe daha fazla otonomi kazandırmayı ve ebeveynlerin kontrolünü azaltmayı, fakat beslenme sırasında ortaya çıkan uygunsuz hareketlere sınır koymayı amaçlayan davranışsal yöntemler üzerinde durulur.  Bu yöntemlerin amacı, bebeğin açlık duygusunu tanıması ve yemek yemeyi hissettikleri açlık duygusuna göre kendilerinin düzenlemesini sağlamaktır.

E3N + Ç1N KURALI

Ebeveynlerin 3N’ye
yemekte Ne yeneceği ve
öğünlerin Nerede ve
Ne zaman olacağı,
Çocuğun ise 1N’ye yani yemekten Ne kadar yiyeceği karar vermesini sağlamaktır.

TRAVMA SONRASI BESLENME BOZUKLUKLARI

Her yaşta görülebilir. Fobik kaçınma nedeni ile yeme tümü ile reddedilebilir ya da yenilen miktar belirgin bir biçimde azalır. Yemek yendiğinde aşırı şişkinlik ya da kusma sıktır. Kaygı o denli yüksektir ki çocuk yemek gördüğünde panik atak geçirebilir. Zorla yedirilmeye çalışıldığında senkop sıktır ve faydasızdır. Direnci daha da arttırır. Bazen yanlızca travmanın neden olduğu besin seçici olarak reddedilebilir.

Başlangıcında mutlaka bir stres etkeni vardır. Çoğunlukla çocuğun yaşamında başka korkular da belirlenebilir.
Obsesif kişilik hem çocukta hem de ailede belirgindir. Uzun süreli ve tekrarlayan bir durumdur. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, besin alımını dengeleme, yemekle yüzleştirme gibi davranışçı teknikler uygulanır.

Her grup bozukluk için ayrı tedavi biçimi seçilmelidir. Her çocuk için yaşa, ruhsal duruma ve kişilik özelliklerine göre izlenecek yol belirlenmelidir. Her aile için destek yöntemleri ve ailelerin kişilik özellikleri iyi kavranmalıdır. Hedef yalnızca kilo almak olmamalı, terapi ilişkisi kilo alımı ile izlenmemelidir.

SATTER – İYİ BESLENME KURALLARI

Bebek istediğinde beslenmeli. Beslenmeye uygun biçim ve koşulda tutulmalı. Yüz yüze olmalı. Yumuşak ve cesaretlendirici bir ses tonu ile konuşulmalı. Beslenme ile ilgilenmeli ama aşırı davranış ve konuşmayla dikkatinin dağılmasına neden olmamalı. Bebek kaşığın nasıl tutulduğunu görmeli. Bebeğin besini alması için ağzını açmasını beklemeli.

Bebeğin gıdaya dokunmasına ve parmaklarıyla yemesine izin vermeli. Çocuklar kendileri yemek yerken de yanlarında durarak onlara engel olmadan eşlik etmeli. Çocuğun yeme hızına müdahale etmemeli. Çocuğun gıda seçimine saygı göstermeli. Çocuk ne kadar yiyeceğine kendisi karar vermeli. Eğer değişik bir gıda öneriliyorsa bu gıdaya çekinikliğine saygı duymalı, önermeli ancak ısrar etmemeli. Tüm çocukların yeme davranışını sonunda başardığını akılda tutmalı.