Beşeri Sistemler Yerleşmeler

2. Ünite: Beşeri Sistemler

Yerleşmeler

  • Yerleşme; insanların barındıkları, ekonomik ve sosyal faaliyetlerini sürdürdükleri yerleri ifade eder. İnsanlar, tarih boyunca sürdürdükleri faaliyetlere ve doğal çevreye bağlı çeşitli yerleşmeler kurmuştur. Bu yerleşmeler de zaman içindeki gelişmelere bağlı olarak değişime uğramıştır.
  • İnsanların ilk dönemlerdeki yerleşim alanı seçimlerinde yerleşme alanına ait bazı özellikler etkili olmuştur. Bu özellikler şunlardır:

• Su kaynaklarının varlığı

• Korunaklı olması

• Barınak ve alet yapımı için kullanılacak malzemenin bulunması

• Av hayvanlarının varlığı

• Tohum ve meyve bolluğu

• İklim şartlarının elverişli olması

• Verimli tarım arazisinin bulunması

Yerleşmeyi Etkileyen Faktörler

A) Doğal Faktörler

  • İklim
  • Su Kaynakları
  • Yer Şekilleri
  • Toprak Yapısı
  • Kara ve Denizlerin Dağılışı
  • Bitki Örtüsü

B) Beşeri Faktörler

  • Ekonomik Faaliyetler
  • Ulaşım Olanakları
  • Göçler
  • Bilim ve Teknolojideki Gelişmeler

Kuruldukları alan üzerinde evlerin dağılış düzenine veya yerleşmelerin genel dış görünümüne yerleşme dokusu denir. Yerleşme dokularına göre toplu ve dağınıktır.

Su kaynaklarının ve yağışın fazla, yer şekillerinin engebeli, tarım arazisinin az ve parçalı olduğu bölgelerde evler birbirinden uzak ve mesafeli kurulmuştur. Bu tür yerleşme dokusuna dağınık yerleşme denir. Bu yerleşmelerde birbirinden uzak meskenler patika yollarla birbirine bağlanmıştır. Dağınık yerleşmeler Türkiye’de daha çok Karadeniz kıyı kuşağında dağ yamaçlarındaki kırsal kesimlerde görülür.

Su kaynaklarının sınırlı ve yetersiz, engebenin az olduğu kurak ve yarı kurak iklim bölgelerindeki kırsal alanlarda evler birbirine yakındır. Bu tür yerleşme dokusuna toplu yerleşme denir. Bu yerleşmelerde meskenler birbirine bitişik ya da çok yakındır ve sokaklar dardır. Toplu yerleşmeler Türkiye’de İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun kırsal kesimlerinde görülür.

Deniz kıyısı, akarsu vadisi ve yol boyunca uzanan yerleşmeler çizgisel bir hat oluşturur. Bu tür yerleşme dokusuna çizgisel yerleşme denir.

Genellikle geniş bir düzlüğün ortasında yer alan yerleşmeler dairesel bir gelişme gösterir. Bu tür yerleşme dokusuna dairesel yerleşme denir.

İnsanların barınma ve ekonomik faaliyetlerini sürdürme amaçlı yaptıkları meskenler, yerleşme alanlarına göre farklılık göstermektedir. Kırsal yerleşmelerde mesken yapımında kullanılan malzeme çevredeki doğal ortam koşullarına göre ahşap, taş, toprak vb. olabilmektedir. Ekonomik gelir seviyesi arttıkça kırsal yerleşmelerde betonarme meskenler de yapılmaktadır. Şehirlerde meskenler genelde betonarmedir. Meskenlerde kullanılan malzemenin belirlenmesinde; iklim, yer şekilleri, doğal ortamdan (taş, toprak, bitki örtüsü) kolay temin edilebilmesi etkilidir.

Yerleşme tiplerinin sınıflandırılmasında birçok faklı ölçüt kullanılmaktadır. Yerleşme tipleri, kapsayıcı bir bakış açısıyla kır yerleşmesi ve şehir yerleşmesi olarak ikiye ayrılır.

Kır yerleşmeleri; tarım, hayvancılık, ormancılık gibi ekonomik faaliyetlerin ön planda olduğu küçük yerleşmelerdir. Farklı ölçütler kullanılmakla birlikte kır yerleşmelerinde nüfus 20.000’in altındadır. Kır yerleşmelerinin yer seçiminde, gelişiminde ve meskenlerde kullanılan yapı malzemesinde büyük oranda doğal çevrenin etkisi görülür. Gelişmişlik seviyesi düşük, ekonomisi tarıma dayalı olan ülke ve bölgelerde yaygındır. Kır yerleşmeleri bulunduğu ülkenin coğrafi ortamına, kültürüne, gelişmişliğine ve ekonomik faaliyetlerine göre değişiklik gösterir. Kır yerleşmeleri büyüklüğüne göre üçe ayrılır. Bunlar; kasabalar, köyler ve köy altı yerleşmeleridir.

Kasabalar, nüfusu genellikle 2.000’den fazla 20.000’den az olan; temel geçim kaynakları tarım, hayvancılık, küçük çaplı sanayi ve ticaret olan yerleşmelerdir.

Köyler; nüfusun 2.000’in altında olduğu, insanların genellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle geçimini sağladığı, toplu veya dağınık yerleşmelerdir.

Köy altı yerleşmeleri; köyden küçük, köy olmanın gerekli şartlarını taşımayan, idari olarak köye bağlı, tek ev ya da birkaç evden oluşan yerleşmelerdir.

Şehir yerleşmeleri; sanayi ve ticaret gibi tarım dışı faaliyetlerin ön plana çıktığı, nüfusu genellikle 20.000’in üstünde olduğu yerleşmelerdir. Şehirlerde genellikle planlı bir yerleşme görülür. Kalabalık nüfusun ihtiyaçlarına yönelik meslek ve iş kolu çeşitliliği fazladır. Şehir yerleşmeleri, nüfuslarına ve fonksiyonlarına göre sınıflandırılabilir.

ŞEHİR YERLEŞMELERİ

A) Nüfusa Göre

  • Küçük Şehirler: 20.000 – 100.000
  • Orta Büyüklükteki Şehirler: 100.000 – 500.000
  • Büyük Şehirler: 500.000 – 1.000.000
  • Metropol Şehirler: 1.000.000’dan fazla

B) Fonksiyona Göre

  • Tarım Şehri
  • Sanayi Şehri
  • Ticaret Şehri
  • Turizm şehri
  • Liman Şehri
  • Maden Şehri
  • Kültür Şehri
  • Ulaşım Şehri
  • Dini Şehir
  • İdari şehir

Arkeolojik kazılar, Türkiye’de yerleşmenin çok eskiye dayandığını gösterir. En eski yerleşim yeri olan mağara yerleşmelerine Karain (Antalya), Yarımburgaz (İstanbul), Öküzini (Antalya) mağaraları örnek olarak gösterilebilir. Türkiye’de tarıma uygun su kaynakları çevresinde köy tipi ilk yerleşmeler kurulmuştur. Yerleşik hayata geçilen ilk yerlerden bazıları höyük kalıntısı olarak günümüze ulaşmıştır. Tarihî çağlarda kurulmuş; savaş, deprem gibi faktörlerle yerleşmelerin üst üste yıkıldığı alanda yerleşmelerin tekrar kurulmasıyla oluşmuş; tepe biçimindeki eski yerleşim alanlarına höyük denir.

Türkiye’de devletin kamu hizmetlerini her yere götürebilmesi, vatandaşların iş ve işlemlerinin daha hızlı ve düzenli yapılabilmesi amacıyla bazı idari fonksiyonlara sahip birimler oluşturulmuştur. Bu idari birimler, merkezi yönetim ve yerel (mahallî) yönetim birimleri olarak ikiye ayrılır.

Merkezi yönetim, başkent ve taşra olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Ankara, Türkiye’nin merkezi yönetiminin idari başkentidir. 1982 Anayasası’na göre Türkiye’de merkezi idare; coğrafi konuma, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere, iller de diğer kademeli birimlere ayrılır. Diğer kademeli birimlerden kastedilen ilçe ve bucaktır. Ancak bucak yönetimleri kaldırılmıştır. Günümüzde mevcut tüm il ve ilçeler merkezi yönetimin taşra teşkilatını oluşturur.

Anayasaya göre iller, merkezî yönetimin temel örgütlenme birimidir. Türkiye’de yönetim sistemi içerisinde en büyük idari birim illerdir. İlin genel yönetiminden valiler sorumludur. İllerin sınırları içerisinde birden fazla şehir yerleşmesi bulunabilir. İstisnalar olmakla birlikte bu şehirlerden en büyüğü ilin yönetildiği ve valinin bulunduğu il merkezidir. İlin ismi bu merkez şehrin ismidir. Türkiye’de sadece üç ilde merkez şehirlerinin isimleri il ismi olarak kullanılmaz. Kocaeli ilinin merkez şehri İzmit, Sakarya ilinin merkez şehri Adapazarı, Hatay ilinin merkez şehri Antakya’dır. İl merkezleri için merkez ilçe tanımlaması da yapılmaktadır. Türkiye’de 2017 yılı itibariyle toplam 81 il bulunmaktadır.

İlçeler, il yönetiminin bir alt kademesindeki idari birimlerdir. İlçelerde genel idarenin başında kaymakam bulunur. Türkiye’de 2017 yılının sonu itibariyle 921 tane ilçe vardır.

Türkiye’de iki tür belediye vardır. Bunlar belediye ve büyükşehir belediyesidir. Belediyeler; il, ilçe ve belde belediyeleri olarak kademelidir. İl ve ilçe merkezlerinde belediye kurulması zorunludur. Son değişikliklerle bir yerde belediye kurulması için nüfusun 5.000 den fazla olması gerekmektedir. Türkiye’de toplam nüfusu 750.000’den fazla olan iller büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Türkiye’de 2017 yılı itibariyle 30 büyükşehir belediyesi, 51 il belediyesi, 921 ilçe belediyesi ve 396 belde belediyesi bulunmaktadır.

Köyler; cami, okul, otlak gibi alanların olduğu; nüfusun 2.000’in altında olduğu; toplu ve dağınık evlerde oturulan küçük idari birimlerdir. En küçük yerel yönetim birimi olan köylerde yönetimin başında seçimle görev alan muhtar bulunur. Türkiye’de 2017 yılı itibariyle 18.332 köy vardır. Köyler, yerel yönetim birimi olmasına karşılık merkezi yönetimin kırsal kesimdeki bir organı gibi de işlev görmektedir.