Çocuklarda ve Bebeklerde Dil Gelişimi

DİL GELİŞİMİ

Dil; bilgi iletmek için, sınırsız birleşimi olan istemli sembollerin kullanıldığı karmaşık bir iletişim sistemidir.  Dil, insan ve toplumdan ayrı düşünülemeyecek, bilim, sanat, teknik, kültür gibi bütün alanlarla ilgisi bulunan, aynı zamanda onları oluşturan bir kurumdur. Dil ve düşünce çalışmalarında yoğunlaşan yirminci yüzyıl dilbilimcileri, psikologları ve sosyologları, bu ikisi arasında sıkı bir ilişki bulmuşlardır. Dil, hem donanım, hem de kazanım ile ilgili bir gelişim alanıdır.

Dil bilişsel alanda;
– Düşünme
– Bellek,
– Muhakeme,
– Problem çözme,
– Planlama  gibi bilişsel süreçleri de içermektedir.

Dil Psikolojik alanda;
– Kelime kullanımını,
– Kelimlerin seçimini,
– Kelimelerin anlamla ilişkilendirilmesini psikolojik alanda gruplandırmaktadır.

Dil Gelişimi İçin Gerekli Donanımlar
1) Ses Sistemi
• Konuşma dilinde anlamı ayırt etmeye yarayan en küçük ses birimleri ses sistemlerini oluşturur.
• Çocuklar sesin akışını duymalıdır.
• Sesin akışını algılayan çocuk, bu sesleri küçük parçalara bölerek kendi dilini oluşturmaya başlar.
• Ünlü ve ünsüz ses birimlerinin farklı bileşimler halinde kullanılmasıyla sözcükler meydana getirecektir.
2) Sıra Sistemi
• Cümlenin yapısını oluşturan ses gruplarının cümle içinde sıralanmasını ifade eder.
• Cümlenin yapısını oluşturan ögelerin anlamlı bir biçimde birleştirilmesi ile ilgili kuralları kapsar.
• Çocuğun ilk ifadeleri tek sözcükten oluştuğu için çocuk sıra sistemi ile ilgili kuralları, iki sözcük döneminde kullanır.
• Çocukların ses gruplarındaki sıraya dikkat etmesi gerekir. Dikkat edilmediğinde cümlelerin anlamları değişebilir. Örneğin “Ali elma ister.”cümlesi sıra değiştiğinde “elma ister Ali” anlamsız bir biçime dönüşebilir.
3) Anlam Sistemi
• Anlam, dili kullanmanın en önemli bölümünü oluşturur. Seslerin, semboller aracılığı ile nesne ve olaylarla ilişkisini ifade eder.
• Sözcükler, belli bir anlamı ifade etmek için gereklidir. Çocuk, dili anlamlı olarak kullanmaya başladığında belirli durumlar ve nesnelerle kendi düşünceleri arasında anlamlı ilişkiler kurmaya başlar.
• Çocuk, sözcük ve cümlelerini belli anlamlar oluşturmak üzere kullanır.
• Anlamsal gelişim ile bilişsel gelişim düzeyi paralel ve yakın bir gelişme gösterir. Çocuk, bilişsel kavramları kazandıkça, dilin anlamsal yönü de zenginleşerek gelişir.

  • Kişinin, doğuştan getirdiği dil donanımları beyin ile ilgilidir.
  • Beyin, dil sisteminin yöneticisi ve kendisi de bir donanımdır.
  • Konuşma, temelde beyin kabuğundaki iki alan tarafından kontrol edilmektedir.
  • Konuşma ve konuşulan dili anlama ile ilgili Broca ve Wernickle alanları beyin lokalizasyonuna ilişkin iki merkezdir.
  • Dili her türlü ifade biçimiyle anlama yeteneği, Wernickle alanının incinmesi ile önemli ölçüde aksar. GeneL olarak Wernickle alanı duyusal, Broca alanı ise motor alandır.

Daha öncede ifade edildiği gibi, dil gelişimini tamamen biyolojik donanım olarak açıklamak imkânsızdır. Dil, hem donanım, hem de kazanım ile ilgili bir alandır. Dil, belli evreler veya zamanla kazanılan kurallar bütünüdür.
Çocuk, çevreyle iletişim sonucu; 

  • İster bilişsel süreçler,
  • İster taklit,
  • İsterse model alma gibi yollarla dil kazanımını elde eder.
Davranışçı Görüş

Bu görüşe göre, çocuklar konuşulan dili, herhangi bir şeyi öğrendikleri gibi öğrenirler. Çevreden gelen birçok ses uyaranının zamanla sınıflandırılması, şekillendirilmesi ve benzer durumlarda aynı ses ve tepkilerin verilmesi gerçekleşmektedir.  Anne veya önemli diğer kişilerin çocukla ilişkilerinde vermiş oldukları tepkiler çocuk tarafından zamanla dile dönüştürülür. Ödül ve ceza gibi pekiştireçler yoluyla bu gelişim sürdürülür. Sonuçta konuşma şekillenir. Pekiştirilmenin yanı sıra, bebeklerin sıklıkla duydukları sesleri taklit etmeleri de dilin kazanılmasında önemli yer almaktadır.

Sosyal Etkileşim Kuramı

Davranışçı yaklaşımın bir ileri boyutu olan sosyal etkileşim kuramı da dil kazanımını doğrudan taklit ve model alma ile ilişkilendirmektedir. Bu kuramda, dil öğreniminde sosyal ve kültürel ortamdan etkilenildiği vurgulanır.

Ana Dili (nativist) Yaklaşımı

Ana dili yaklaşımı, dil kazanımı ile ilgili başka bir görüştür. Bu yaklaşım, dilin genetik olarak aktarıldığını ve tüm insanların dil kazanım araçlarına önceden sahip olduklarını savunmaktadır.

Dil Gelişimini Biyolojik Temellere Bağlayan Görüş

Dil gelişimini biyolojik ve psikolojik temellerden yola çıkarak açıklayan kuramcılara Psikolinguistik kuramcılar denmektedir. Bunların içinde en önemlisi Noam Chomsky’nin kuramıdır.  Bu kurama göre insanlar doğuştan, dil öğrenebilmek için özel bir mekanizmaya sahiptir. Bu mekanizma, çocuğun yakınında konuşulan dili içselleştirmesini, kurallarını anlayıp öğrenmesini, sonra da uygun kurallar ile konuşmasını sağlar. Bu mekanizma sayesinde tüm çocuklar aynı aşamalardan geçerek, biyolojik olarak belli bir olgunluk düzeyine geldiklerinde, tıpkı yürümeyi öğrenir gibi konuşmayı öğrenmektedirler.

Chomsky, her ifadeyi dilbilimsel sistemde derin ve yüzeysel olmak üzere iki yapıya ayırmaktadır.   Derin yapı, kavramların anlamsal yönü ile yüzeysel yapı ise konuşulan sözcükler ile ilgilidir.  Çocuklar dili öğrenirken önce düşünsel olarak seslerin anlamlarını kavrarlar, daha sonra onları yüzeysel yapıya dönüştürürler.

Psikolinguistik kurama göre konuşmayı öğrenmede;
•Sözcüklerin anlamlarını kavrama ile
•Anlamlı sesler çıkarma ya da konuşma olmak üzere iki farklı süreçten söz edilebilir.
•Bu süreçler birbirleri ile iç içedir ve bilişsel gelişime paralel olarak gelişme gösterirler.
Dil gelişimi konusunda araştırmalarıyla bilinen Vygotsky, dilin düşünce ile paralel geliştiğini vurgulamaktadır. Vygotsky’ye göre, sözcük nesnenin yapısına gitmekte ve böylece fonksiyonel bir anlam kazanmaktadır.  Vygotsky, aynı zamanda çocuğun içinde bulunduğu dil ortamının düşünme düzeyine etki ettiğini söylemektedir.  Bu nedenle, sözel düşünmenin, çocuğun geçirmiş olduğu, gelişmemiş, ilkel dil aşamalarını inceleyerek anlaşılabileceği vurgular.
Bilişsel gelişim ve genetik epistemoloji alanında önemli çalışmalar yapmış olan Jean Piaget çocukta düşünce ve dil gelişiminin bir süreklilik içinde değil de, evrelerden geçerek oluştuğunu ve birey çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını savunmuştur.  Piagete  göre, bilişsel gelişim ilk planda yer almaktadır. Dil gelişimi, genel bilişsel değişimlerin bir koordinasyonudur ve bilişsel gelişim dilden etkilenmemektedir.  Küçük çocukluk dönemindeki gelişme sembolik düşünme yeteneğinden oluşmaktadır.  Sembollerin istemli beyanı, çocuğa, imgelediği her şeyi söylemesini mümkün kılmaktadır.

Dil ediniminin ilk safhalarında karşılıklı paylaşım ön planda yer almaktadır.  Çocuk, doğuştan itibaren yakınında bulunan kişiler ile direkt ilişkilerinde iletişimsel paylaşımın kurallarını öğrenmektedir ve dilin iletişimsel ortamında büyümektedir. Bu ilk safhanın ilk paylaşımlarında yalnızca çevresinde var olan nesneler hakkında nasıl bir iletişimin söz konusu olduğunu kavramaktadır. Bununla birlikte ilk sözcükleri anlayıp üretebilmektedir. Fakat bunların henüz bir temsil özelliği bulunmamaktadır.

Dil ediniminin ikinci safhası bilişsel süreçler ile tanımlanmaktadır. Bunlar, çocuğu, sözcüklerin temsili boyutunu kavramaya ve dilin anlamsal düzlemini geliştirmeye yönlendirmektedir.  Çocuk, bilişsel süreçte, tutulup görülemeyen olay ve nesneleri de düşünüp kurgulamayı öğrenmektedir.  Böylece çocuk, yavaş yavaş somut ortamdan sembolik düzleme geçmektedir.

Dil yeterliliği için beş tür bilgiye ihtiyaç vardır.
Bunlar;

  • Fonoloji,
  • Morfoloji,
  • Semantik,
  • Sentaks
  • Pragmatiktir.

Fonoloji; dilin temel ses yapılarını araştırır. Her dilde aynı olan seslerin yanı sıra farklı sesler de bulunmaktadır. Çocuk, dilinin gelişiminde ilk olarak seslerle karşılaşır ve bu sesler üzerinde yeterlilik kazanır. Bu seslere fonem adı verilmektedir.

Morfoloji; Dildeki, anlam içeren en küçük birimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu birimlere morfem adı verilmektedir

Semantik; genel olarak dilin anlam yönünü ele almaktadır. Cümlelerin, kelimelerin incelemesini anlam açısından yapmaktadır.

Sentaks; kelimelerden oluşan cümlelerin kurallarını işleten sistemdir.

Pragmatik ise; farklı sosyal bağlamları  yöneten kuralları araştırmaktadır.  Kullanılan dilin sosyal bağlamda kullanım uygunluğu, yani pragmatiklerle çocuklar, Küçük yaşlarında nezaket ifadelerini, argo sözcükleri, emir kavramlarını, dilek ve arzularını iletme kurallarını öğrenirler.  Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk 2 yaşındaki bir çocuğa
bir şeyler anlatırken, kendisine pragmatik bilgi verilmiş gibi, daha basit cümleler kullanır, yavaş konuşur ve onun anlaması için sözcüklerini tekrarlar.

Çocuklar, normal olarak okula gidinceye kadar temel dil becerilerini kazanırlar.   Dil gelişimi hem sözlü, hem yazılı iletişimle ilgilidir.  Sözel iletişim daha erken gelişir.  Yazılı iletişim ise okul ile başlar. Dil öğrenmek karmaşık bir süreçtir, ama insan dil öğrenmeye doğuştan yeteneklidir. Çocuk daha annesinin karnındayken, onun sesini ve dilinin vurgularını fark edebilmekte, doğduktan sonra da aynı dili, aynı çevrede yaşarken kolaylıkla öğrenebilmektedir.
Dil yeteneklerinin gelişimi de motor yeteneklerin gelişimi gibi düzenli bir sıra izler. Ayrıca çocuklar üzerinde yapılan dil gelişimi çalışmaları sonunda, konuşmayı öğrenmenin ilk dönemlerinde yaklaşık olarak tüm dünya çocuklarının temelde aynı gramer kurallarını kullandıkları görülmüştür.

Aylara göre Dil Gelişimi

(0-2 ay)

  • Bebekler daha birkaç haftadan itibaren sesli uyarımları algılamaya ve onlara tepkide bulunmaya başlarlar.
  • Huzursuzluk kaygı durumlarında üretilen ağlama, öksürme, hapşırma ile çıkarılan seslere REFLEXİF sesler adı verilir.
  • Ebeveynler, bebeklerinin verdiği refleksif seslere çokça duyarlıdır.

(1-4 ay)

  • Bebek gığıldama sesleri üretir.
  • Ünlü ve ünsüz sesler birbirine birleşmeye başlar.
  • Daha çok nazal sesler üretir (ummmm!)
  • Birinci ayda bah ve pah, ga ve da gibi heceleri birbirinden ayırabilirler

(3-8 ay)

  • Konuşma organları üzerinde daha fazla kontrol sağlar.
  • Ses yükseltme ve alçaltmayı öğrenmiştir.
  • İlk babıldama başlar. (uzun ses dizelerini sıralama)

(5-10 ay)

  • Tek başına ünlü ve ünsüz seslerden oluşan heceleri üretmeye başlar. Düzenli mırıldanmalar olur.
  • Nazal sesle olarak M, N Durak sesleri olarak P/B/T/D tercih eder.
  • Çıkarılan sesler, yetişkin konuşmasındaki hece birleşimlerini andırdığı için ebeveynler çocuklarının konuştuğunu zanneder.

(9-18 ay)

  • Bu dönemde tek heceli ünsüz- ünlü (ma), ünlü-ünsüz-ünsüz (aet), ünlü-ünsüz- ünlü (bam), ve ya vurgunun değiştiği çok heceli (badagi) kelimeler türetir.
  • Bu sözcüklerin vurguları bazen konuştuğu yada spru sorduğu şeklinde algılanabilir.
  • Bu anadile özel melodik bir mırıldanma biçimidir.

(18 ay -2 yaş)

  • İfade edici dilin hızlı geliştiği evredir.
  • Önce yakın çevresideki nesneleri Hareketli olan nesneleri Eylemleri isimlendirirler.
  • İsimlendirmenin konuşma olarak kabul edilmesi için önkoşul, yetişkin kullanımına benzemesidir. Köpek – Töpet –Bada
  • Araba kelimesi hem arabanın kendisini hem de araba sürmeyi ifade eder. Giderek nesneleri ifade eden sözcüklerle eylemleri ifade eden sözcükler ayrışmaya başlar.
  • Farklı anlam bilimsel birleşimlerin var olması ve yeni sözcüklerin eski sözcüklerle birleştirilmesi yoluyla cümleler daha karışık bir yapıya kavuşur.
  • İletişimi başlatmakta başarılı değildir.

(2-3 yaş)

  • Gittikçe, yer, konum, renk, şekil, gibi betimleyici yapılar cümlelerin içerisine yerleşir. 3 yaş civarında olan çocuk, soru sormak, soru yanıtlamak, bilgi vermek, itiraz etmek yada istekte bulunmak için sözel dili kullanır.

YAŞ DİL GELİŞİMİ

* 0 – 6 hafta arasında ağlama evresi: İnsan sesine tepki verir. İhtiyaçları için ağlar.
* 1 ay ve sonrası ileride konuşmanın alt yapısını oluşturacak bazı sesler çıkarır; o- u gibi.
* 4 ay ve sonrası Agulama / babıldama evresi: Hece içeren ve ton yüksekliği değişen sesler, ünlü ve ünsüzleri birlikte çıkarılmaya başlar, Ba-ba, ma-ma, ta-ta, de-de gibi sesler. Çıkarılan sesler ve heceler evrensel ve anadiline özgün değildir.
* 6 ay ve sonrası Çağıldama/ heceleme Evresi: Ma-ma-ma-ma gibi tekrar eden heceler olur. Üç heceli kelimeler de olabilir ancak kavram gelişimi başlamamıştır. Çıkan sesler dil kullanımına benzemeye başlar ve kendi ana dilinin vurgulamalarına benzer tonda sesler çıkarır. Kullanılmayan sesler ise giderek yok olur.
* 8 ay ve sonrası Sosyal agulamalar ve dil imitasyonları olur.
* 10-12 ay arası Agulamalardan gerçek dile geçiş olur.

1 yaş ve sonrası Tek sözcük evresi / morgem: Bir sözcükle çok şey anlatılmaya çalışır ve farklı anlamlar üretir. Örneğin, çocuğun “su”, demesi “su istiyorum” anlamında kullandığı anlaşılır. Kelime kavram gelişimi olur. Kavrama, sözcük üretiminden önce gelişir.
1.5 yaş ve sonrası Telgrafik Konuşma evresi (Kelimelerin Birleştirilmesi) İki kelimeli basit cümle kurulur. İki kelime bir cümle içinde kullanılır ve sözcükler arasında bağlaç kullanılmadan yapılan konuşmalardır; “Anne su”, gibi.
2-3 yaş arası İlk Gramer Evresi (Cümle yapısını kavrama) Aşırı /eksik kurallaştırma ve benmerkezci konuşma olur. Sözcüklerin sonuna –yor veya –dı eki getirebilir. Kelime hazinesi artar, cümlelerde kullanılan kelime sayısı artar.
3-6 yaş arası Dil gramerini anlar ve gramer yapısı hızla gelişir.  Daha fazla kelimelerle cümleler kurabilir.  Cümlede isim, fiil ve sıfat gibi yapılar öğrenilir.

5-10 yaş arası  Detaylı ve kompleks (karmaşık) gramer yapısını anlar ve kullanabilir.

YAŞ ORTALAMA KELİME
8 AY                            0
10 AY                          1
1 YAŞ                          13
1 YAŞ; 3 AY              19
1 YAŞ; 6 AY              22
1 YAŞ; 9 AY             118
2 YAŞ                        200-300
3 YAŞ                        900
5 YAŞ                        2000

SONUÇ
Erken Dil Gelişiminin Desteklenmesi
• Çocuğun çıkardığı ilk konuşma seslerine dikkat etmek
• Sosyal oyunlar oynamak
• Yeni yürümeye başlayan çocukla oynamak
• Resimli kitaplara birlikte bakmak ve hikaye okumak
• Çocukla konuşurken seviyesine inmek
• İsmini kullanarak ve gülümseyerek konuşmak
• Doğru dilbilgisi kuralları ile konuşmak
• Normal ses tonu, jest ve mimikler kullanmak
• Onu dinlemek ve teşvik etmek
• Günlük yaşantı ile ilgili çocukla konuşmak

Bebekte Amaçlı İletişim Varlığının İşaretleri

  • Dikkati kendisine çekme
  • Olaylara insanlar, nesneler dikkat çekme
  • Bir eylemi isteme
  • Bilgi isteme
  • Selamalama
  • Nesneyi aktarma
  • Reddetme
  • Yanıtlama yada teşekkür etme
  • Bilgilendirme

Dil ve Konuşma Problemleri

  • Uygun iletişim kurma yeteneğine ilişkin problemler: Gecikmiş dil, çocuğun beklenen zamanda dilini geliştirememesi yaşıtlarına göre anlama ve anlatmada güçlük yaşaması olarak tanımlanır.
  • Bu tanımlamada çocuğun yaşı ile dil gelişimi arasında bir paralellik dikkate alınır.
  • Bu çocukların kelime dağarcığı sınırlıdır. Dillerinde anlatım noksanlığı, gramer ve söz dizimi yanlışları vardır.
  • Bu çocukların arzu ve duygularını jest, mimik ve hareketlerle anlatmaya çalıştıkları, çevrelerindeki konuşmalara pek ilgi göstermedikleri, durmadan anlamsız sesler çıkardıkları, yalnız kalmaktan hoşlandıkları görülmüştür.
Nörolojik Kökenli Problemler

Artikülasyon Problemleri: Ana dilinin seslerini (bağımsız ya da birleşik seslerini) doğru ya da anlaşılır biçimde çıkaramıyor, birbirine gereği gibi ulanmasında ya da bu seslerin çıkarılması ya da ulanmasında yaşıtlarından çok fazla ayrılık gösteriyorsa bu olay eklemleme (söyleyiş, artikülasyon) bozukluğu olarak tanımlanır.

Akıcılık Problemi: Konuşma için gerekli olan sesler, heceler veya sözcüklerde uzatma, tekrarlama, irkilme, duraklama ve bazen de bunların yanında el, yüz, kol ve vücut hareketleri gibi belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşan bozukluk olarak tanımlanır.

Ses Bozukluğu: Sesin şiddet, perde, ton, esneklik, yaş, cinsiyet ve duruma göre sürekli olarak beklenenden farklılık göstermesi ve iletişimi etkileyecek farklılıkların bulunması ses bozuklukları olarak tanımlanır.

Dil ve Konuşma Gecikme Nedenleri

• Zihinsel engel
• Duygusal algısal gelişim bozukluğu
• İşitme bozuklukları
• Beyin travmaları
• Özgün dil bozukluğu
• Otizm
• İki dillilik
• Psikososyal yoksunluk
• Seçici konuşmazlık
• Çevresel yetersizlik
• Kalıtsal / genetik yatkınlık