Deyim ve Atasözü

Deyimler

Beşir Göğüş, deyimi “Bir anlamı bir sözcüğe göre daha etkili ve renkli anlatan, kalıplaşmış sözcük öbeği” olarak tanımlar. Demek ki birden fazla sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan sözcük öbekleridir deyim. Anlatıma akıcılık ve etki kazandırmak için konuşmalarda ve yazmalarda deyimlerden bol bol yararlanılır: “aşık olmak” yerine “abayı yakmak”, “sevinmek” yerine “etekleri zil çalmak”, “öfkelenmek” yerine “tepesi atmak”, “gizli iş yapmak” yerine “saman altından su yürütmek” gibi.

Deyimlerin Özellikleri

Tümce değildirler. Gerçek anlamlarını koruyan sözcük öbekleri deyim olamazlar. Aşağıda deyim olarak öbekleşmiş sözcüklerin özellikleri sıralanmıştır.
– Atasözleri gibi kalıplaşmış sözlerdir.
– Ulusal değerleri yansıtır.
– En az iki sözcükden oluşur.
– Kısa ve özlü anlatım araçlarıdır.
– Sözcükleri değiştirip yerine başka bir sözcük konulamaz: “Etekleri zil çalıyor.” yerine “Paçaları zil çalıyor.” denmez.
– Deyimlerde kalıplaşmış sözlerden çıkan anlam, deyimi oluşturan sözcüklerin gerçek anlamı dışında olabilir: çantada keklik olmak, hapı yutmak, pabucu dama atılmak, yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek…
– Kimi deyimlerde, sözcükler gerçek anlamlarını korurlar: çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, kara gün dostu olmak…
– Mastar halindedirler, aklı başından gitmek, tepesi atmak, etekleri tutuşmak… Kullanılırken yapım ya da çekim eki getirilerek kullanılırlar: Aklım başımdan gitti. Eteklerin zil çalıyor. Tepesi atmış. gibi.
– Anlamları dardır, açıklanmaya pek uygun değildirler.

Argo

Argo sözcüğünün kökeni bilinmemekle birlikte Fransızcada argo sözcüğüne 17. yüzyılın sonlarından beri rastlanmaktadır. Argo bir özel dildir. Bir tür gizli dildir. Bir dilin sözcükleri küçük bir topluluk içinde gerçek anlamı dışında, fakat yalnız o grubun belirlediği anlamlar karşılığında kullanılır. Argonun söz varlığı; günlük dilden, ortak dilin eskimiş söz varlığından, aynı dilin lehçelerinden ya da yabancı dillerden alınmış sözcüklere yeni anlamlar yüklemekle elde edilir: araklamak (çalmak), moruk (ihtiyar), marizlemek (dolandırmak), manita (sevgili) gibi. Argo aynı zamanda işlenmiş, sanatlı bir dildir. Argo sözdizimi ve tümce yapısı bakımından ana dilden ayrılmaz. Eskiden argoyu hırsızlar, yankesiciler, kaçakçılar kullanırken günümüzde asker, öğrenci, şoför, pazarcı argosu gibi toplumun çok değişik kesimlerinin kendilerine göre argoları vardır. Hepsinin ayrı ayrı özel sözcük ve deyimleri vardır. Argo yalnız konuşma dilinde kullanılır. Argo bir sözcük yaygın olarak kullanıldığında ya da yazıya geçirildiğinde artık argo olmaktan çıkar; argoyu kullanan toplumca hemen yerine yenisi konur. Bu yüzden beş on yılda bir söz varlığı değişir. Onun için incelenmesi en zor dildir.
kaldırmak: çalmak (hırsız, yankesici argosu)
çakallamak: anlamak (hırsız, yankesici argosu)
ineklemek: çok çalışmak (öğrenci argosu)
kırmak: okuldan kaçmak (öğrenci argosu)
yolunu bulmak: eline para geçmek (halk argosu)
uçlanmak: sıvışmak, gözden kaybolmak (hırsız, yankesici argosu)
makaraya almak: alay etmek (halk argosu)
yeşillenmek: bir bayana sarkıntılık etmek (kabadayı argosu)

Atasözleri

Atasözleri doğruluğu, halkın yüzyıllar alan deneyimlerine dayanan, halkın sınama-yanılma yoluyla bulduğu doğruları anlatan özlü sözlerdir. Söyleyeni belli değildir; artık halkın ortak malı olmuşlardır. Atasözlerinin anlatım gücü, kavram zenginliği ve deyiş güzelliği ile anlatımda ayrı bir yeri vardır:
“Taşıma su ile değirmen dönmez.”,
“Üzüm üzüme baka baka kararır.”,
“Yuvarlanan taş yosun tutmaz.”…
Atasözleri yerine göre yaptırım getirecek güçtedir. “Atalar sözü Kuran’a girmez, yanınca yülüşür.” (ondan geri kalmaz) sözüyle atalarımız, atasözünün değerini yine atasözü ile anlatmışlardır

Atasözlerinin Özellikleri

Atasözleriyle deyimler sık sık karıştırılır; çünkü benzer özellikleri çoktur. Atasözlerinin en ayırıcı niteliği tam bir tümce olmalarıdır.
– Ulusal değerleri vardır. “Türk atasözleri”, “İngiliz atasözleri” diye anılırlar.
– Kalıplaşmış sözlerdir. Bir atasözünün içindeki sözcükleri değiştirilerek yerine yenisi, benzeri konulamaz.
“Taşıma su ile değirmen dönmez.” yerine “Taşıma benzin ile araba yürümez.” denmez ama o anlamda kullanılabilir.
– Kısa ve özlü anlatım araçlarıdırlar. Alet işler, el övünür.
– Deneylere ve gözlemlere dayanırlar: Son pişmanlık fayda etmez.
– Doğa olayları da yer alır. Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır. Mart yağar nisan övünür, nisan yağar insan övünür.
– Gelenek ve görenekleri anlatır: Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Kız beşikte, çeyiz sandıkta. Anasına bak kızını al. Kızını dövmeyen dizini döver, oğlunu dövmeyen kesesini döver.
– Atasözlerinin çoğunda mecazlı anlatım vardır: “Üzüm üzüme baka baka kararır.” “Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.” “Ateş düştüğü yeri yakar.”
– Tümcedirler. Çoğunlukla geniş zaman ya da emir kiplerindedirler, diğer kipler az kullanılır. Orijinal çekimli halleriyle kullanılırlar: Dikensiz gül olmaz. Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl. Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış. Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
– Kimileri sonradan uzatılmıştır: El elden üstündür, ta arşa kadar. Atasözleri ile deyimlerin ayrılan özelliklerini tartışınız

SÖZ ÖBEKLERİ

Birden çok sözcüğün bir varlığı, niteliği, kavramı, durumu ya da hareketi karşılamak üzere yan yana gelerek oluşturduğu dil birliklerine söz öbeği denir. Söz öbeklerinin başlıcaları ikilemeler, deyimler ve sözcük grupları (Tamlamalar, bağlama grupları, edat öbekleri ve fiilimsilerle oluşturulmuş gruplar) dır.

İkilemeler
İkilemeler anlatımı zenginleştirmek, cümlede anlam ilgisi kurmak ve etkili bir anlatım oluşturmak amacıyla oluşturulmuş söz öbekleridir. İkilemeler gerek anlam gerekse görevce tek sözcük gibi düşünülür.

İkilemeler farklı yollarla oluşturulabilir:

a. Biri Anlamlı Diğeri Anlamsız Sözcüklerle ör: Ufak tefek, çer çöp, incik boncuk, boy pos, abuk sabuk
b. Anlamsız İki Sözcükle ör: Mırın kırın, eciş bücüş, abur cubur, süklüm püklüm, ıvır zıvır
c. Bir Eylemin Hem Olumlu Hem Olumsuz ör: Şeklinin Bir Araya Getirilmesiyle Gelir gelmez, çıkar çıkmaz, söyler söylemez, olur olmaz, duyar duymaz
d. İlk Sözcüğün Birinci Harfinin “m” Sesiyle Değiştirilmesiyle ör: Para mara, defter mefter, yol mol, temizlik memizlik
e. Ünlemlerin Bir Araya Getirilmesiyle ör: Vah vah, ah ah, of of
f. Aynı Sözcüğün Tekrarıyla ör: Yavaş yavaş, iri iri, koca koca, ince ince, koşa koşa, sıra sıra
g. Eş Anlamlı Sözcüklerle ör: Bitmek tükenmek (bilmeyen), ses seda, sağ salim
h. Karşıt Anlamlı Sözcüklerle ör: Er geç, irili ufaklı, ölü ya da diri, dost düşman, aşağı yukarı, az çok …
ı. Yakın Anlamlı Sözcüklerle ör: Kılık kıyafet, eş dost, akıl fikir, şu bu, güçlü kuvvetli, güle oynaya …
k. Yansıma Sözcüklerle ör: Çıtır çıtır, fokur fokur, horul horul

DEYİMLER

Birden fazla sözcüğün bir durumu karşılamak amacıyla bir araya gelerek oluşturduğu, cümleye çekici anlatım özelliği katan, çoğu mecaz anlamlı, kalıplaşmış söz öbeklerine deyim denir.

Deyimlerin Özellikleri

** En az iki sözcükten oluşur:

• Göze girmek

• Yüzünden düşen bin parça olmak

• Kulağına küpe olmak

• Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş

• Burnundan gelmek

• Eli böğründe kalmak

** Durum bildirir:

• Küplere binmek: Sinirlenmek

• Kulak ardı etmek: Dikkate almamak

• Gözden düşmek: Rağbet görmemek

• Burnundan kıl aldırmamak: Çok huysuz olmak

Deyimler durum bildirirken atasözleri ders verir. Deyimler, atasözlerinden bu yolla ayrılır.
– Sakla samanı, gelir zamanı (Ders verir, atasözüdür.)
– Burnundan gelmek (Durum bildirir, deyimdir.)
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez, eş anlamlıları
kullanılamaz.
Deyimlerin arasına sözcükler girebilir. (Çocuğun ağzını dünkü olaylardan sonra bıçak açmıyordu.)
Aşağıda birtakım deyimler ve deyimlerin açıklamaları verilmiştir.
Ağzından bal damlamak (akmak): Çok tatlı konuşmak
Başına kakmak: İyiliği yüzüne vurarak birini üzmek
Bıçak kemiğe dayanmak: Çekilen sıkıntı artık katlanılamayacak bir duruma gelmek.

DİĞER SÖZ GRUPLARI
Tamlamalar: Türkçede ad ve sıfat tamlaması biçiminde oluşmuş pek çok söz öbeği vardır. Bu sözler genellikle mecaz anlamlıdır.
Edat Öbekleri: Edatların kendilerinden önceki sözlerle gruplaşarak oluşturdukları öbeklerdir. Bu yapılar da cümlelere farklı anlamlar katabilir.
Örnek:
“İş işten geçtikten sonra buraya gelmen ya da gelmemen kimse için bir şey ifade etmez.” cümlesinde geçen “İş
işten geçtikten sonra” sözü cümleye “yapacak bir şey yok, elden bir şey gelmez” anlamı katmaktadır.
Eylemsilerin Oluşturduğu Gruplar
Eylemsiler de kendilerinden önceki sözlerle gruplaşarak öbekler meydana getirebilir. Bu öbeklerin cümlelere
kattığı anlamlarla ilgili pek çok soru çıkabilir.
Örnek:
• “Kimi sanat yapıtları sanatın artılar hanesine yazılarak ölümsüzleşirken kimileri daha raflardayken ömürlerini
tamamlıyor.” cümlesinde altı çizili bölüm cümleye “sanat dünyasının örnek alınabilecek kadar iyi eserlerinden
olmak” anlamı katarak mecazlaşmıştır.
• “Bilgileri kendi düşünce süzgecinden geçirmek, aydın insanların özgünlüklerini ortaya koymalarını sağlar.”
cümlesinde altı çizili bölüm, cümleye “bilgileri özümsemek” anlamı katarak mecazlaşmıştır.

TYT Türçe Ana Sayfa

KPSS Türkçe Ana Sayfa