Eski Anadolu Tarihi

AÖF Tarih: Eski Anadolu Tarihi

Eski Anadolu Tarihi 1. Ünite Konu Özeti

Anadolu’nun Tarih (Yazı) Öncesi Dönemi

  • Arkeoloji: İnsanlık tarihini, insanın geçmiş yaşamını günümüze kadar ulaşan kanıtlar ve maddi kültür kalıntılarıyla inceler.
  • İnsanın ürettiği ilk aletlerden yazının keşfedilip kullanmaya başlanmasına kadar gecen süreye tarih öncesi (prehistorya) olarak adlandırılır.
  • Tarih öncesi çağlar bugünkü bilgiler ışığında Afrika’da Homo habilis olarak adlandırılan insan türünün iki buçuk milyon öncesinde üretmeye basladığı taş aletlerle başlar. Tarihi çağların başlangıcı ise yazı ile başlar.
  • Yazının kullanıldığı tarihler farklı dönemlerde başlar. Anadolu’da 4000, Mezopotamya’da ise 5000 yıl öncesine dayanır. Yazı Öncesi Çağlar: Paleolitik (eski taş), Epipaleolitik (paleolitiki izleyen), Meozolitik (orta taş), Neolitik (yeni taş), Kalkolitik (bakır taş), İlk tunç çagı, Orta tunç çağı, Son tunç çağı…
  • İnsanın konakladığı mekanlarda arkasında bıraktığı ve insanın varlığını gösteren somut izler Maddesel kalıntıdır.

PALEOLİTİK ÇAĞ (Tüketici ve Göçer yasam tarzı)

  • En eski taş aletler ile tanımlanan eski taş ya da yontma taş çağı (paleolitik cag), İnsanın doğada hazır bulup kullandığı ve tükettiği aşamadır.
  • Sığınma olarak doğal mağaraları, kaya sığınaklarını, ağaç kovuklarını kullanmaktaydılar.
  • İlk insanlar konaklama ve beslenme için 15-20 kişilik küçük gruplar halinde yaşamışlardır.
  • Homo habilisin adlı homo erectus yaklaşık 1.8/1.5 milyon önce Afrika kıtasında çıkıp (Asya ve Avrupa’ya yayılmışlardır)
  • Bu insan toplulukları Paleolitik dönem boyunca Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yayılmış 100 üzerinde konaklama yerleri bilinmektedir.
  • Konya il sınırı içinde kalan Dursunlu, Niğde ilindeki Kaletepe deresi, Antalya (Karain) İstanbul (yarımburgaz) son ikisi mağara yerleşimidir. Geçtiğimiz yıllarda Denizli’de bir traverten ocağındaki çalışmada bulunan home erectus insanına ait kafatası Anadolu’daki varlıklarını kanıtlamışlardır.

EPİPLAEOLİTİK / MEZOLİK ÇAĞ (Değişen çevre, değişen yaşam biçimi)

  • Üst paleolitik sonunda son buzul çağının (würm) sona ermesiyle yasanan iklimsel değişiklikler sonucu başlamıştır.
  • Bu değişim yasam biçimlerini de değiştirmiştir. Avcılık toplayıcılık balıkçılık faaliyetleri ile göçebelikte yaşayan değişimlerle birlikte yerini mevsimlik ve kalıcı yerleşime bırakmıştır.
  • Anadolu’da meozolitik topluluklar oluşmuştur. Ülkemizde bu topluluğa ait buluntu yerleri saptanmıştır. Biris mezarlığı ve söğüt tarlası gibi (Güney Anadolu) diğeri ise öküzini mağarasının kış ayları dışında en az üç mevsim kamp yeri olarak kullanılmıştır.
  • Dönemin belirleyici maddesi minik taş anlamına gelen genellikle geometrik biçimli mikrolit aletlerdir.

NEOLİTİK ÇAĞ (Çanak Çömleksiz)

  • Buzul çağın sona ermesiyle başlayan iklimsel ve çevresel değişimler ile insanın yıllık birikimi ve zihinsel birleşimiyle yasam biçimlerinde değişiklik olmuştur. Toprağa bağlı yerleşik yaşam başlamıştır. Önceki dönemde mevsimlik özel amaçlı (balıkçılık toplayıcılık) gibi yerleşme yerini bu dönemde kalıcı sürekli yerleşime bırakmıştır.
  • Ekonomik açıdan; avcılık toplayıcılıktan yani tüketicilikten üreticiliğe geçmişlerdir. Bu değişim devrim niteliği taşır. Anadolu’daki kazılarda yeni bulgularda (örneğin Göbekli tepe) bu değişim sürecinin anlaşılmasına yönelik yapılan tartışmalara katkılar sunmaktadır.
  • Neolitik Çağda yenitaş ve obsidyen geliştirilmiştr.
  • İlk kez kilden çanak çömlek üretilmiştir.
  • Tarım yapılmaya başlanmıştır.
  • Yerleşik köyler oluşturulmuştur.
  • Hayvanlar evcilleştirilmştir.
  • Anıtsal boyutlarda heykeller ve kabartmalar yapılmıstr.

M.Ö. 10.000 yıllarında başlayan ve M.Öö 6000 yıllarına kadar devam eden Neolitik Çağ da insanlarda yenilikler esas alınarak iki aşamada incelenmiştir.

a-) Çanak Çömleksiz Neolitik çağ

b-) çanak çömlekli neolitik çağ

  • İlk aşama olan çanak çömleksiz neolitik dönem yaklaşık tarih olarak mö. 10.000 ile 7000 yılları arasında yaşanmıştır.

ÇANAK ÇÖMLEKSİZ NEOLİTİK DÖNEMDE İLK AŞAMA

  • Aletlerin çoğunluğu bu dönemde Bingöl civarından getirilen obsidyenden yapılmaktadır. Göbeklitepe bu toplulukların kült alanıdır. Obsidyen: Volkanik cam. Özellikle neolitik çağda yaygın olarak alet yapımında kullanıldı. Kült: İnanç sistemiyle ilgili yapı ve uygulamaların tümüne verilen isim.

ÇANAK ÇÖMLEKSİZ NEOLİTİK DÖNEM İKİNCİ AŞAMA

  • Tahıl üretimin belli yerleşmelerde denenmiş ve hayvanlar evcilleştirilmiştir. Evcilleşen hayvanlar arasında domuz koyun keçi ve sığır bulunmaktaydı.
  • Mimaride yuvarlak plandan dörtgen plan yapılara geçilmiş tek ve çok odalı taştan yada kerpiçten binalar yapılmıştır.
  • Konya Çatalhöyük 1990 yılı kazılarında çanak çömleksiz Neoltik Çağ tabakalarının varlığı saptanmıştır.
  • Bölgedeki yerleşim düzen bal petek konumundadır. Sıkışık yerleşim düzeni hakimdir.
  • Kerpiçten yapılan evler damlardan girilmektedir.
  • Damlar günlük yaşam alanı olarak kullanılırdı.
  • Güneybatı Asya’daki en zengin obsidyen yataklarına sahip olan Kapadokya bölgesi Göllü dağda yapılan Kaletepe obsidiyen atölyesi kazısında en eski çanak çömleksiz Neolitik Çaga ait ilişkiler bulunmuştur.

ÇANAK ÇÖMLEKLİ NEOLİTİK ÇAĞ (Gelişkin Neolitik Çiftçi Köyler)

  • Güneydoğu ve Orta Anadolu’da M.Ö. 7000’lerde ilk çanak çömlek üretimi başlamıştır.
  • Taş, deri ve sepetten yapılan taşıma depolama pişirme kapları bu kez kilden yapılmaya başlanmıştır.
  • Kil, kerpiç, sıva boncuk ve heykelcilik yapımında zaten kullanılmaktadır.
  • Temel değişim, sosyo- ekonomik açıdan bugünkü tarımcı ve hayvancı köy yaşamına benzer çiftçi köylerin kurulmasıdır. Anadolu’nun birçok bölgelerinde görülmüştür. Doğu Anadolu’da Elazığ, Malatya Tepecik ve Tülin tepe; güneyde Çayönü; Orta Fırat havzasında mezra-telellat ve Akarçay tepe Çukurova bölgesindeki Yumuktepe gibi yerleşmelerde bu dönem özelliklerini gösteren kalıntılar incelenmiştir. Orta Fırat’ta mezra-telellat ve akarçay tepe, ilk çanak çömleğin ortaya çıkısı ve gelişimi taş temelli kerpiç duvarlı muntazam dörtgen planlı çok odalı konutlar ve yerleşim düzeni ile bu döneme ışık tutan yerleşmelerdir.

ÖNCÜ KENTLER – KALKOLİTİK ÇAĞ

  • Köy yerleşmelerinden sonra kentleşme yolunda gelişen yerleşmelerin ortaya çıktığı dönemdir. (M.Ö. 5500 ile 3000 yılları arasında)
  • Kalkolitik sözcük anlamıyla (bakır+taş ) tan birleşmedir.
  • Kalkolitik çağ zaman içindeki gelişmelere göre ilk, orta ve son olarak üç bölümde incelenir.

ANADOLU PLATOSUNDA KALKOLİTİK

  • Bir önceki dönemden farklı olarak yerleşim yerleri, yüksek ve korunaklı alanlar tercih edilmiştir. (savunma endişesinden) hayvancılıkta elde edilen yan ürünler ekonomiyi belirleyici roldedir, bölgeler arası ilişkiyi arttırmıştır. Bu buluntulara sahip yerleşim yerleri ise köşk höyük tepecik-çiftlik Çatalhöyük ve can hasan, höyücek kurucay hacılar güvercin kayası gelveri Alişar, Çadır höyük Çamlıbel tarlası, büyük Güllücek ile batı Anadolu orman fidanlığı.
  • Karadeniz kıyı bölgesi yerleşim yeri: Dürdan tepe ve ikiz tepe ve Marmara denizi güneyindeki Ilıpınar aktopraklık barcın kuzeyinde kalan top tepe hoca çeşme ve Trakya’daki aşağı pınar kazıları ile ege bölgesi yerleşimleri olan ulucak yeşil ova ege gübre yer aldıkları çevresel koşullarla gelişmiş ekonomileri mimari özellikleriyle ve ilişkileri ile bölgesel gelişmeleri yansıtırlar.
ÜNİTE 2: YAZILI (TARİHİ) SÜRECİN BAŞLANGICI COĞRAFİ ÇEVRE
  • M.Ö. ikinci bin yılın başlarında (M.Ö. 1950-1975) Anadolu ve Mezopotamya arasında bir ticaret köprüsü kurulmuştur. 
  • Mezopotamya’da hammadde kaynaklarının olması ticareti zorunlu hale getirmiştir. 
  • Bu oluşan ticaret sürecine Assur Ticaret Kolonileri adı verilir.
  • Gümüş, bakır ,altın ve demir yatakları vardır.

Anadolu’da Yazının Kullanılması

  • Yazı ilk olarak Mezopotamya’da icat edilmiştir. (M.Ö. dördüncü bin yılın sonlarına doğru)
  • MÖ 1950 yıllarında Anadolu’da yayılan Assur Ticaret Kolonileri Anadolu’ya yazıyı getirmiştir.
  • Kullanılan yazı ıslak kile, stylus adlı kalem ile bastırılarak uygulanmıştır.
  • Çiviye benzeyen yazıya çivi yazısı,yazıldığı satha ise kil tableti denir.
  • Assurca, Sami Dil Ailesi’ne bağlıdır.

ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞINDA TİCARET

Ticaretin Önkoşullarının Oluşması:

  • Bu dönem Orta Tunç Çağı olarak adlandırılır.
  • Anadolu’da bulunan bakır tunç yapımında, gümüş ise para niteliğinde kullanılmıştır.
  • Anadolu’da ticareti yapılan diğer bir mal dokumadır, ASSUR ve BABİL’den getirilmiştir.

Ticaret Ağı: Bu konuyla alakalı en yeni bilgi Kayseri/Kültepe’de KANİŞ-NEŞA’da bulunan çivi yazılı tablet arşivinden sağlanmaktadır.

KARUM: Liman/rıhtım anlamına gelen ticaret merkezi kentlere denir.

WABARTUM: Misafir/konuk anlamına gelen Karum’lara bağlı Karumdan küçük kentlere denir.

BİT WARBİM: Kervanların durabilecekleri konaklama tesisleridir.

Ödeme Araçları ve Ağırlık Ölçüleri: Bu dönemde ticaret “barter” usulü ile yapılmaktadır. Barter; değiş-tokuş yani takas demektir.

  • III.Ur Hanedanı Dönemi’nde bazı metinlerde ödeme aracı olarak gümüş halkalar kaydedilmiştir.
  • En çok kullanılan ölçü birimleri MİNA ve ŞEKEL dir.
  • ŞİBİRTU (gümüş kırıkları), BİTGU (gümüş parçası)

Ticaretin Organizasyonu:

  • Assur’dan yola çıkan bir kervan buradan WASİTUM adını alan, bir çeşit çıkış vergisi, Anadolu’da iş “baş parası” anlamına gelen bir vergi ödüyordu. Buna ilaveten ticaret odasına (bit karim), “bağış”yada üyelik vergisi (datum) veriyordu. Şaddutum vergiside vardır.
  • Sadece Assur tapınağından gelen mallardan vergi alınmıyordu.
  • Assurlu tüccarların inanç özgürlüklerini, oturma ve kişisel haklarını korumak Anadolu Beyi’nin göreviydi. Ayrıca bölgesindeki yol ve mal güvenliğini sağlamak zorundaydı.
  • Soygun gibi durumlarda malların tazmini Anadolu Beyi’ne aitti.

KÜLTEPE(KANİŞ/NEŞA):

  • Kayseri civarındadır.
  • Kaniş kralının oturduğu saray, araştırmacılar tarafından “WARŞAMA SARAYI” olarak adlandırılmıştır.
  • Kültepe’deki ticarette teslim ve iade belgeleri, kayıtlar, satın alma belgeleri,borç senetleri, rehin muameleri, isim listeleri, yol masraf kayıtları,mahkeme tutanakları ve mektuplar kullanılmıştır.
  • Karum Hattuş, Acemhöyük (Aksaray), Kayalıpınar (Sivas) Karum örnekleridir.

Karumların Sonu: M.Ö. 1750 yıllarından sonra bu merkezlerde ticaret kesintiye uğramıştır. M.Ö. 1650 yıllarında ise I. Hattuşili Anadolu’nun ilk güçlü krallığı olan Hitit Devleti’ni kurmuştur.

3. ÜNİTE: ANADOLU’NUN İLK İMPARATORLUĞU

HİTİTLER

Hititliler kendilerini NEŞALI ve dillerinide NEŞACA, olarak isimlendirdikleri bilinmektedir.

ÇİVİ YAZISI:

  • Tabletlerin adı Sümerce’de DUB, Akkadca’da TUPPA, Hititce’de ise TUPPİ’dir.
  • Çivi yazısı soldan sağa yazılan bir yazı sistemidir.
  • Zarfın kullanılması ilk defa III. Ur Sülalesi Dönemi’nde özellikle idari metinlerin yazımında kullanılmıştır.
  • Hiyeroglif yazı sistemi Mısır’da, çivi yazısı Mezopotamya’da doğmuştur.

Hitit Çivi Yazısı:

  • Çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Eski Babil Çivi Yazısı üslubunu kabul etmişlerdir.
  • Hititoloji, Hititlerin (MÖ 1650-1200) dillerini çivi yazısıyla yazılan tabletleri okuyarak, hitit toplumunu araştıran bilim dalıdır.
  • Hititçe (NEŞACA) HİNT-AVRUPA DİL AİLESİ’nin yazılı belge bırakmış en eski üyesidir.
  • Hititliler ikinci bir yazı sistemi olarak HİTİT-LUWİ HİYEROGLİFİ’yi kullanmışlardır.Esin kaynağı Mısır Hiyeroglif yazısıdır.

HİTİT İMPARATORLUĞU’NUN SİYASAL TARİHİ

Hititlerin Kimliği:

  • Anadolu’ya MÖ üçüncü bin yılın sonlarında yada ikinci bin yılın başlarında göç ettikleri varsayılır.
  • Hititlerden önce Anadolu’da HATTİLER yaşamıştır.
  • Hurri dilini kullanmışlardır.

Hurri Dili: Kuzey Suriye’de Anadolu ile Mezopotamya kültürlerinin geçiş bölgesinde yer alan Hurri Toplumunun dilidir.

HİTİT SİYASAL TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ

  • Anadolu’da ilk siyasal birlik MÖ 1750 dolaylarında kurulmuştur.
  • I. Hattuşili ilk Hitit Büyük Kralı sayılır. Bunun nedeni onun Anadolu sınırları dışına taşan yayılımcı bir politika izlemesidir.
  • Hitit prensi Zananza’nın Mısır’da öldürülmesi Hatti ve Mısır ülkelerini Kadeş Savaşına kadar sürükleyecek çatışmalar başlamıştır. Bu seferin Hatti ülkesine verdiği en büyük zarar, Suriye’den ülkeye getirilen esirlerin 20 yıldan fazla süren veba salgınının ülkeye gelmesidir.
  • Hitit devletinin İmparatorluğa dönüştüğü dönem I. Şuppuliliuma (MÖ 1380-1345) dönemidir.
  • Kadeş Savaşı MÖ 1285 I. Murşili döneminde gerçekleşti ve Hititler yendi savaşı.
  • MÖ 1270’te “edebi barışın ve edebi kardeşliğin”antlaşması gerçekleşmiştir.
HİTİTLERDE DEVLET İDARESİ VE HALK
  • Hitit Devleti’nin idare biçimi TEOKRATİK MONARŞİ olarak tarif edilebilir.
  • Kralların buyrukları tanrı buyruğu kadar baş eğdirici ve karşı gelmenin cezası ölümdü.
  • Hitit krallarının üç tür görevi vardır; başrahiplik, başkomutanlık, başyargıçlıktır.
  • Halk özgür insanlar ve köleler olmak üzere iki sınıfa ayrılır.

Panku: Kraliyet ailesine mensup kişilerden oluşan asiller meclisidir. Tuliya ve Yaşlılar meclisi de idare kurumlarındandır.

HİTİT EKONOMİSİ

  • Ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanır.
  • Hitit Devleti’nde toprak 3’e ayrılır; en büyük grubu saraya ait alanlardır. İkincisi tapınağa ait topraklardır. Üçüncü grup ise, şahsa ait topraklardır.

HİTİT İMPARATORLUĞU’NDA HUKUK DÜZENİ

  • Hititlerin kanun maddelerini içeren iki tablet bulunmuştur. Toplam 200 kanun maddesi içermektedir.
  • Hitit Kanunları 4 aşamadan geçmiştir;
  1. İlk önce geleneksel düzenlemeler toplanmıştır.
  2. İşkence cezaları yerine tazminat olarak hayvan kurbanları konmuştur.
  3. Ölüm cezaları kısıtlanmış ve maddi cezalar arttırılmıştır.
  4. Para cezalarının miktarlarında indirime gidilmiştir.
  • Hititlilerin hukuka bakış açısı tamamen dinseldir.
  • Talion ilkesi esas alınmıştır (göze göz, dişe diş). Ölüm cezaları kısıtlı ve sakatlama cezaları ise sadece kölelere verilebilirdi.

HİTİT DİNİ

Pantheon: Bir devletin oluşturduğu resmi Tanrılar topluluğuna verilen isimdir.

  • Hititliler kendilerini bin tanrılı olarak tanımlarlar.

Hitit Mitolojisi:

  • Din ve Mitoloji ile alakalı ilk yazılı belgeler Sümerler’e aittir.
  • Mezopotamya’da ilk defa yazılmaya başlanan mitolojik hikayeler,Hurriler aracıllığı ile Hititlere geçmiştir.

Hurri kökenli mitolojiler; Kumarbi Efsanesi, Hedammu edebiyatı ürünlerini teşkil eden mitolojileri kökenlerine göre şu gruplara ayrılır; Hatti kökenli mitolojiler; İlluyanka Hikayesi, Kaybolan Tanrı Mitosu, Gökten Düşen Ay Mitosu Mitosu, Ullikummi Şarkısı….

4. ÜNİTE: HİTİT İMPARATORLUĞUNUN SONU

GEÇ HİTİTLER-HİTİT İMPARATORLUĞUNUN SONU
  • Yaklaşık 5 asır kadar devam eden imparatorluk, M.Ö. 1200 yıllarında bilinmeyen nedenlerden son bulmuştur.
  • Bundan sonra Hitit Çivi Yazısı bir daha kullanılmamıştır.
  • Anadolu’da bir kaç yüzyıl güçlü bir devlet kurulmamış, halk geleneksel yaşama dönmüştür.

GEÇ HİTİT DEVLETLERİNİN DAĞILIM ALANI VE BÖLGENİN COĞRAFYASI

  • Güneydoğu Anadolu’da ve kısmen Kuzey Suriye’de kurulmuşlardır.

Arami: Aramiler Sami bir halktır. M.Ö. birinci bin yılda kuzey Mezopotamya ve Suriye civarında yaşamışlardır. MÖ 10-8 yüzyıllarda günümüz Suriye coğrafyası ve çevresinde çeşitli prenslikler kurmuşlardır.Süryanilerde Aramiler’den gelmişlerdir.

GEÇ HİTİT DEVLETLERİ
  • Genç hititlere ait mimari ve sanatsal kalıntıların genel özellikleri şunlardır;
  • Genellikle kabartmalarla süslü anıtsal kapıları olan surlarla çevrilmiş kentler kurdular.
  • Sarayları ve tapınakları BİT-HİLANİ (sütunlu portico) denen plan tipindedir.
  • Yönetici ve tanrılara ait heykeller,stel ve kaya kabartmaları yaygındır.
  • Kabartmalarla birlikte Hiyeroglif Luwicesi ve Arami Alfabesi ile yazılmış yazıtlar vardır.
  • Doğu Akdeniz kıyısına yakın olan bölgede fildişi ve maden işçiliği de gelişmiştir.

KARGAMIŞ

  • Kargamış’ın iç şehir ve kalesi Gaziantep/Nizip Barak bucağının Karkamış köyü yakınlarındadır. Dış şehir ise Suriye’nin Jerablus/jerabis köyü sınırlarındadır.
  • Kargamış şehri, yaklaşık olarak M.Ö. 3000 yılında uygarlık sahnesine çıkmıştır.
  • M.Ö. 717 yılında Assur Kralı II. Sargun’un Kargamış şehrini yağmalaması ve halkını Assur’a taşımasıyla, 700 yıl kadar yaşayan Kargamış artık bir Assur şehri olmuştur.

MALATYA

  • Hitit kaynaklarında MALDİYA, Assur yazıtlarında MELİD adı ile anılan kent modern Malatya ilinin 7 km doğusunda bulunan ASLANTEPE HÖYÜĞÜ üzerine kurulmuştur.
  • 1932 yılında başlatılan kazılarda Geç Hitit MELİD kalesinin kapısı ASLANLI KAPI açığa çıkmıştır. Aslanlı Kapı luwi Hiyeroglif örneğidir.
  • Kent,Assusr kaynaklarında ilk kez karal 1.Tiglat-Plaser (MÖ 1114-1076)zamanında karşımıza çıkar.

TABAL

  • Tabal bir krallık bölgesidir. (kral Warpalawas,Ambaras…vs)
  • Kayseri ve dolaylarında yer alır.(kapadokya da da…)

KIZILDAĞ

  • Konya-Karaman civarında yer alır.
  • Kral Hartapu

GURGUM

  • Kahramanmaraş ve dolaylarında yer alır.
  • Assur kaynaklarında ilk kez II. Aşurnasirpal (M.Ö. 883-859) döneminde geçer.
  • M.Ö. 711 de Assur kralı II. Sargun tarafından kral tahttan indirilir. Assurun bir eyaleti haline getirilir. Eyaletin adına MARGAS adı verilmiştir.

PATTİN

  • Antakya ve Amik ovasını kapsar.
  • Pattin’in başkenti Kunalva dır
  • Ülkenin adı Unqi (aramca Amq, amuk) diye de geçer.
  • Bazı bilinen kralları; Lubarna, Qalparunda.

KUMMUH

  • Adıyaman il sınırları içersindedir.
  • Krallığın başkenti KUMMUH SAMSAT HÖYÜK’te yer alır.
  • Kralı Qatazili’dir.

QUE VE HİLAKKU

  • Que kralı Kate ve Hilakku kralı PİHİRİM’dir.
  • MÖ 669-631’de Hilakku krallığı,Assur egemenliğini kabule zorlanmıştır.
  • Bölgede bulunan en önemli belgeler (Adana/Kadirli) Aslantaş-Karatepe de bulunan FENİKECE ve LUWİ HİYEROGLİFİ olarak yazılmış olan yazıtlardır.

SAM’AL

  • Gaziantep ve güneyinde yer alır.
  • Sam’al, Salmaneser sonraki Armanice adıyla BİT GABBAR devletidir.
  • Semitik dil ailesinden olan Fenikece ve Aramca kullanılmaktadır.

GEÇ HİTİT SANATI

  • Bu dönemde sanat eserlerinin belli bir kurala tabi oluşu ve zanaatkarlar merkezi bir güç tarafından denetlenmesi ortadan kalkmıştır.
  • Dünyevi konular ve betimlemeyle başlamış,savaş sahnelerine ağırlık vermişlerdir.
  • Hurri kültürü etkisinde gelişmiştir.
  • Geç Hitit Sanatı MÖ 9. YYdan itibaren hem Anadolu hemde Mezopotamya’lı özellikleri bir arada barındırmaya başlar.
  • Uzun Duvar,Kral Burcu,Kahramanlar Duvarı ve SU Kapısı eserleri örnektir.