Felsefe ile Düşünme

2. Ünite: Felsefe ile Düşünme

Felsefede üzerinde düşünülmeye değer temel sorunlar, çözümüne yönelik girişimlerce tümüyle cevaplanması beklenemeyecek bir yapıya sahiptir. Çağdaş felsefenin kimi problemlerinin İlk Çağ’a uzanan bir geçmişi olması bunun kanıtıdır. Filozoflar, her defasında yeni cevaplar oluşturarak sorunlara yönelik bilgiyi genişletir. Bu temel sorunlara yönelik açıklama ve karşı eleştiriler, argümanların gücüne bağlıdır.

Bir düşünce ya da bir görüş temellendirilmedikçe, ayrıntılı olarak irdelenmedikçe felsefi sayılamaz. Felsefi temellendirme, öne sürülen fikirlerin yol ve yönteminin doğru seçilmesi, tutarlı bir şekilde gerekçelendirerek güçlü argümanlara dönüştürülmesi işlemidir. Argümanların gerekçelendirilebilmesi için akıl yürütme ilke ve yöntemleri kullanılır. Görüş ve argümanların doğru ifade edilmesinin koşulu dilin doğru kullanılmasıdır. Dil, hem düşüncenin doğru kurgulanması hem de oluşturulan fikrin doğru ifade edilmesine eşlik eder.

Felsefenin dayandığı düşünme ve akıl yürütmenin bazı temel kavramları vardır. Bunlardan akıl yürütme, en genel anlamıyla doğru kabul edilen yargılara dayanarak onlardan yeni yargılar çıkarma işlemidir. Görüş; insanın olay, varlık veya ortaya atılan düşüncelere dair bir anlayış geliştirmesi olarak tanımlanabilir. Doğru veya yanlış bir yargı bildiren cümlelere önerme denir. Önerme, sadece yargı bildiren cümlelerden oluşur. Dolayısıyla her cümle önerme olamaz.“Kalem mavidir.” cümlesi yargı bildirdiği için aynı zamanda önermedir. İstek, emir, soru ve ünlem yapısında kurulan cümleler ise önerme değildir. Bir başka kavram olan argüman, onu destekleyen kanıtlara dayalı olarak çıkarımda bulunmak ve yeni bir yargıya ulaşmaktır. Sonuç önermesine destek olan önerme veya önermelere öncül adı verilir. Öncüllerden sonuca varma işlemine argümantasyon denir.

Tümdengelim (Dedüksiyon), tümel bir önermeden tümeli veya tümelden tikel bir önermeyi çıkaran akıl yürütme biçimidir. Tümdengelim, öncüller doğru olarak kabul edildiğinde sonucun zorunlu olarak çıktığı tek akıl yürütme biçimidir. Tümevarım (Endüksiyon), tek tek olay ve olgulardan genel yasalara veya tikel önermeden hareketle tümel önermeye doğru giden akıl yürütme biçimidir. Analoji (Benzeşim), iki farklı nesne veya önerme arasındaki benzerliklere dayanarak çıkarım yapma işlemidir. Tutarlılık, argümanın ya da argümanı oluşturan önermelerin kendi içinde veya birbiriyle olan uygunluğudur. Çelişiklik, özneleri ve yüklemleri aynı olmasına rağmen nitelik ve nicelik bakımından farklı yapıda iki önermenin birbiriyle aynı anda tutarlı olmamasına denir. Gerçek olan, bilinçten ve düşünceden bağımsız olarak var olan her şey diye tanımlanır. Kişinin onu düşünmemesi ya da zihninde ona dair herhangi bir tasarımı barındırmaması onun yok olduğu anlamına gelmez; o vardır, gerçektir. Gerçeklik ise tek tek gerçek olanların ortak bir kavram altında toplanması neticesinde onun zihindeki varlığıdır. Doğruluk, iki anlamı olan bir kavramdır: olgusal (içerikli) ve formel (biçimsel) doğrulama. Olgusal doğrulama; bir yargının, önermenin gerçeklikle yani yöneldiği nesne ile uyuşmasıdır. Doğruluğun diğer bir anlamı olan formel doğrulama ise düşüncenin kendi içinde çelişmemesi, tutarlı olması hâlidir. Buna biçimsel doğruluk da denir. Temellendirme ise düşüncenin ya da görüşün dayanaklarını göstermek ya da gerekçelerini ortaya koymaktır.

Düşünce kavramlarla anlam kazanır ve insan, dil ile diğer insanlara düşüncelerini aktarır. Dil, hem düşünmeye yarayan hem de düşünceleri başkalarına iletmek için gerekli olan sembolik bir dizgedir. Dil ile ifade edilen düşünce, zihindeki hâliyle değil kavramların birer göstergesi olan somut hâliyle görünür. Filozoflar, argümanlarını ortaya koyarken mantığa dikkat eder ve dili doğru kullanmaya özen gösterir. Dil ile ifade ettiği düşünceler, içinde barındırdığı mantıksal tutarsızlık ve anlam bozuklukları yüzünden kolayca çürütülebilir.

Felsefenin temelinde yer alan soru sormak; bilme, anlama, bulma, merak giderme, bir ihtiyacı karşılama vb. isteklerin karşılanması için yapılan bilgi edinme eylemidir. Sorular, insanı cevap arayışına yönlendirir; bulunan cevaplar da yeni soruları üretir. Felsefe sorusu, kavrama yönelik “problematik” düşünme biçimlerinden biridir. Felsefe soruları çoğunlukla varlık, bilgi ve değer gibi alanlara aittir. Yöneldiği konunun ayrıntılarına inmeyi sağlayan tiptedir. Ayrıca felsefe soruları, farklı zamanlarda tekrarlansa da hiç eskimez ve cevapları sürekli çoğalır. Felsefi sorularla başlayan felsefi bir görüşü ve argümanı sorgularken hem içerik hem de akıl yürütme açısından sağlam bilgi ve görülere, doğru öncüllere ve geçerli akıl yürütme biçimlerine dayanmak zorunluluğu unutulmamalıdır.

10. Sınıf 2. Ünite Felsefe ile Düşünme