SÖZCÜKTE ANLAM

SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcük, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin, anlamlı en küçük parçasıdır. Anlam ya da dilbilgisi görevi bulunan en küçük ses birliklerine “sözcük” (kelime) denir. Sözcük, dilin tek başına kullanılabilen anlamlı ya da anlamsız en küçük birimidir. Türkçede bir durumu (oturmak, kalkmak, vb.), bir duyguyu (sevgi, üzüntü, vb.), bir düşünceyi (özgürlük, eşitlik, vb.) bildiren anlamlı sözcüklerin yanında cümlede anlam ilgisi kuran (gibi, kadar, vb.), sözleri bağlama göreviyle kullanılan (ve, ile, vb.) anlamsız sözcükler de vardır.

Türkçede bir sözcüğün anlamı “gerçek” ve “mecaz” olmak üzere iki başlıkta incelenir. Sözcükler, temelde bir varlık, kavram ya da eylemi karşılar; zamanla anlam genişlemesine uğrayarak değişik anlamlar kazanabilir. Şimdi bu anlamları görelim.

Gerçek Anlam:

Bir sözcüğün akla gelen ilk anlamıdır. Temel anlamıdır. Buna, sözcüğün temel anlamı ya da sözlüm anlamı denir.

Ör. O gazeteyi ofisteki herkes okudu.

Ör. Kitaplarını boş bir kutuya yerleştirdi.

Ör. Soğuk ve yağışlı havalar, yaşamı zorlaştırıyor.

Ör. Fırıncı yanık ekmekleri daha ucuza sattı.

Ör. Ekmeği dilim dilim keserek masaya koydu.

Yukarıdaki cümlelerde “boş” sözcüğü, görme organı; “soğuk” sözcüğü, ısısı düşük olan, sıcak karşıtı; “kesmek” sözcüğü, bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcükler, temel yani sözlük anlamlarıyla kullanıldığından, gerçek anlamlıdır.

Yan Anlam

Şekil ve işlev benzerliğinden dolayı, bir sözcüğün başka bir varlığa ad olarak verilmesidir. Aşağıdaki örneklerde koyu renkli sözcükler, yakıştırma yoluyla başka bir varlığa ad olarak yan anlam kazanmıştır. Gerçek anlama bağlı kalınarak kazanılan anlamdır.  ‘’Yakıştırmaca’’ da denir.

Ör. Masanın gözü / dağın eteği / geminin burnu / derenin ağzı / defterin yaprağı

uçurtmanın kuyruğu / kapının kolu / köprünün ayağı…

Mecaz Anlam

  • Sözcüğün gerçek anlamdan sıyrılarak kazandığı anlamdır.

Ör. Dedesinin saatini yüz liraya okutmuş.

Ör. Ayşe’nin yanık teni sahildeki herkesi etkiledi.

Ör. O kız üç yıldır yanık sana.

Ör. Dayım çok renkli bir adam.

Ör. Boş sözlerle beni oyalamayın.

Ör. Yeni öğrenci, nedense çok soğuk davranıyor.

Ör. Konuşmacı, gürültüden, konuşmasını yarıda kesti.

Yukarıdaki cümlelerde “boş” bir işe yaramayan; “soğuk” sözcüğü, duygudan ve sevgiden yoksun; “kesmek” sözcüğü bitirmek, sona erdirmek anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcükler, gerçek anlamlarından uzaklaştığı için mecaz anlam kazanmıştır.

Terim Anlam

  • Bilim, spor, meslek dallarıyla ilgili özel anlamlı sözcüklerdir.

Ör. Sanatçının son oyunu üç perdeden oluşuyor.

Bu cümlede “perde” sözcüğü “bir tiyatro oyununun bölümlerinden her biri” anlamına gelerek terim anlamıyla kullanılmıştır. Aşağıda verilen koyu renkli sözcükler, karşılarındaki alanla ilgili olarak kullanıldığında terim anlamı kazanır.

meridyen, plato, atmosfer, yarımada —> coğrafya

uyak, redif, dize, ölçü, beyit, durak —> edebiyat

Hakem yine ofsayt kararı verdi.

Bu dekor   seyircileri çok etkiledi.

Yansıma Sözcükler

  • Doğadaki seslerin taklidiyle oluşan sözcüklere denir.

Ör. Arka odadan gelen tıkırtı bizi korkuttu.

Ör. Su şırıl şırıl akıyor.

Not: Bir yansıma yoksa o yansıma sözcük değildir: Kuşlar ötüyor.

Somut Anlam

Duyularımızdan (görme, işitme, koklama, dokunma, tatma) herhangi biriyle algılayabildiğimiz kavram ve varlıkları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır.

Ör: çiçek, bulut, rüzgâr, gökyüzü, ışık, ses, yağmur, koku

Ör. Elle dokunulabilir, duyu organlarıyla hissedilebilir.

Ör. Bu çay soğumuş.

Ör. TDK da bazı somut kelimeler: Işık, hava, ses, sıcak..

Soyut Anlam

Beş duyumuzdan herhangi biriyle algılayamadığımız; ancak var olduklarını akıl, inanç ve sezgilerimizle kabul ettiğimiz kavram ve varlıkları karşılayan sözcükler soyut anlamlıdır.

Ör: sevgi, heyecan, korku, hırs, iyilik, güzellik, akıl, aşk…

Ör. Duyu organlarıyla anlanamaz.

Ör. Ayşe çok soğuk bir kız.

TDK da bazı soyut kelimeler: Rüya, akıl, şefkat, karanlık

SOMUTLAŞTIRMA

Soyut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla somut anlam kazanmasıdır.

Ör: Dedem çok iyi bir insandır.

Ör: İyilerin ömrü az olur.

Birinci cümlede “istenilen, beğenilen niteliklere sahip” anlamına gelerek soyut anlamıyla kullanılan “iyi” sözcüğü, ikinci cümlede “insan”ı karşılayarak somut anlam kazanmıştır.

SOYUTLAŞTIRMA

Somut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanmasıdır.

Ör: İhtiyar, otobüsten inerken kafasını kapıya çarpmış.

Ör: Bu kafayla hiçbir işte başarılı olamazsın.

Birinci cümlede “baş” anlamına gelerek somut anlamıyla kullanılan “kafa” sözcüğü, ikinci cümlede “akıl, mantık” anlamına gelerek soyut anlam kazanmıştır.

Nesnel Anlam

Kanıtlanabilir, duyguların katılmadığı bir anlatım.

Ör. Güneş doğudan doğar.

Öznel Anlatım

Kişisel düşüncelerin, yorumların katıldığı bir anlatım.

Ör. Bugün hava çok soğuk.

Nicel Anlatım

Ölçülebilir, sayılabilen özelliklere sahip sözcüklerdir.

Ör. Ateşi 39.0 olmuş!

Ör. Mehmet hafif çantaları kendisi taşıyordu.

Ör. Okula yakın bir ev kiralamak istiyordu.

Nitel Anlatım

Ölçülemeyen, sayılamayan, anlaşılabilen özelliklere sahip sözcüklerdir.

Ör. Fatma çok sıcak bir kız.

Ör. Büyük sözler söylüyordu ama hiçbirini yapmıyordu.

Ör. Ona bu kadar ağır bir sorumluluk vermemeliydik.

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

Tek başına sözcük ancak sözlüğe malzeme olur. Günümüzde; sözcüklerin içinde bulunduğu sözdizisinde anlam kazandığı görüşü yaygındır. Gerçekte her ikisi de birbirini bütünleyici niteliktedir. Sözcükler arası anlambilim çalışmalarında yorumlayıcılık vardır. Bu yorumlamada tümce içindeki sözcükler arası ilişkiler önem kazanır. Bu anlamda incelendiğinde sözcükler; eş anlamlılık, zıt anlamlılık, yakın anlamlılık, eş seslilik bakımından ele alınırlar. Ayrıca tümce içinde anlamsız fakat görevli sözcükler işlevsel anlambirimler olarak anlatımı güçlendirirler. Sözdizimsel yapısı olan ikilemelerle, benzetmelerle, eğretileme ve dolaylamalarla elde edilen anlambirimleri ile anlatım yeni, güzel anlatımlar kazanır. Anlatımı güzelleştirmekte kullanılan bir başka söz oyunu da güzel adlandırmadır. Deyim ve atasözleri de sözcükler arası ilişkilerden doğan dil zenginlikleridir.

Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler

Yazılışları, sesleri farklı olduğu halde aynı kavramı, aynı anlamı karşılayan sözcükler olarak tanımlanmalarına karşın birbiri ile tıpatıp aynı anlama gelebilen sözcüklerin biri yabancı dilden geçmedir.
Ör. Öğretmen – muallim, okul – mektep, bunalım – stres vb…

Eş anlamlı sözcükler nasıl oluşur?

Eş anlamlı sözcüklerden biri anadilin sözcüğü olduğu halde ikincisi ya anadilin bir lehçesinden ya da yabancı bir dilden anadile girmiş bir sözcüktür. Böyle sözcükler bir süre ikisi bir arada kullanılır; meselâ – örneğin gibi. Sonra dili kullananlar iki sözcüğü de ayrı ayrı ama karışık kullanırlar. Sonra anadil sınırları içinde birinin genel kullanımı ağırlık kazanır ve sonuç olarak kullanımı ağırlık kazanan yazı diline geçer. Söz gelimi yaklaşık yüzyıl önce “mektep” denenen kuruma şimdi okul denmesi gibi.

Divan edebiyatında özgün eserler bulmak zor.

Bize daha orijinal fikirler gerekiyor.

Misafir/Konuk, Yüz/Çehre, Bellek/Hafıza..

Zıt (Karşıt) Anlam

Farklı, karşıt anlamları ifade eden kelimeler.

Ben kimseye bağımlı olmak istemiyorum.

Özgür bir yaşam herkesin özlemidir.

İleri/Geri, Bakımlı/Harap, İnmek/Çıkmak..

Eylemlerin ve kimi sözcüklerin karşıtı yoktur. “yürüme”nin karşıtı “koşmak” değildir.

Yakın Anlamlı Sözcükler

Aynı anlamı karşılamadıkları halde, aralarındaki ortak yön nedeniyle birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir. Bu sözcükler tam olarak birbirinin yerine kullanılmazlar: eş-dost, hısım-akraba.

Aynı dilin sözcükleri olup da eş anlamlı sayılan sözcükler gerçekte birbirine çok yakın anlamlı sözcüklerdir ve aralarında kesinlikle bir fark vardır. Sözgelimi; kırılmak, gücenmek, darılmak, küsmek sözcükleri eş anlamlı gibi değerlendirilseler de aralarında fark vardır. Birine kırgın olan kişi iletişimi sürdürebilir fakat küstü ise iletişimi keser.

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler

Yazılışları, okunuşları aynı olduğu halde, anlam ve kök yönüyle farklı olan sözcüklerdir:

yıl: 365 gün 6 saatten oluşan bir zaman birimi.

yıl-: bıkmak

iç: bir durumun, varlığın ya da alanın sınırları arasında bulunan

iç-: içmek, bir sıvıyı yudumlamak.

Yazılışlarında, söylenişlerinde çok az ayrılık olan sözcükler sesteş sayılmazlar: adet-âdet, alem-âlem, aşık-âşık, hala-hâlâ, kar-kâr, yar-yâr…

Anlamsız Sözcükler

Kimi sözcüklerin de kendi başlarına anlamları yoktur, ancak tümce içinde ünleme, bağlama ve ilgi kurma gibi görevleri vardır. Tümcenin anlamına ya benzerlik, araç anlamı katarak ya ünleme, bağlama görevi yaparak ya da ilgi kurarak katkıda bulunurlar.

Anlamsız sözcüklerin görevleri nelerdir?

Elleri Var Özgürlüğün’den

…..

I. Elleri var özgürlüğün, II. “Elleri var özgürlüğün, Gözleri, ayakları; Gözleri, ayakları; Silmek için kanlı teri, Silmek kanlı teri, Bakmak için yarınlara, Bakmak yarınlara, Eşitliğe doğru giden. Eşitlik giden.” ….. Rıfat Ilgaz

I. örnekteki şiirin anlatım güzelliği II. bölüme alınan dizelerde yok. Çünkü II. bölümde anlamsız sözcükler şiirden çıkarılmıştır. Anlamsız fakat görevli sözcükler gerçekte anlatımı güçlendirirler. Eğer onlar olmazsa kimi söz birliklerinin anlamları kalmaz.

İkileme

İkilemeler; aynı sözcüğün, yakın anlamlı sözcüklerin ya da zıt anlamlı sözcüklerin yinelenmesiyle oluşan sözcük öbekleridir: yol yol, yol mol, yol yolak, yol yordam, iniş çıkış, büyük küçük, geceli gündüzlü, şıp şıp, şapur şupur…

ikilemeler anlamı nasıl etkiler?

Anlamı pekiştirerek, güçlendirerek, abartma, çoğaltma, kolaylaştırma ya da anlatıma çekicilik katmak için anlatımda ikilemeler de kullanılır.

Yapı Bakımından İkilemeler

Yapı bakımından ikilemeler sekiz türlüdür.

– Aynı sözcüğün tekrarı: Bir sözcük iki kez söylenir: kapı kapı (gezmek), adım adım (dolaşmak), aman aman, bas bas (bağırmak), baka baka (yazmak), coşup coşup (akmak), damla damla, pul pul (dökülmek) gibi.

– m’li tekrar: Sözcük bir kere olduğu gibi, bir kere de m ile başlatılarak söylenir.

m’li tekrarlar; ünlü ile başlayanların başına m ünsüzü getirilerek ya da ünsüz

ile başlayanlarda bu ünsüzün yerine m ünsüzü getirilerek yapılır: iş miş, arka-

daş markadaş; kuş muş, genç menç, neler neler gibi.

– Eş anlamlı sözcüklerin tekrarı: Aynı anlama gelen sözcüklerin art arda getirilmesiyle yapılan tekrarlardır: ahlamak oflamak, dayalı döşeli, ıkına sıkına, yüz surat gibi.

– Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarı: Anlamları birbirine yakın ama aynı olmayan iki sözcüğün art arda getirilmesiyle yapılan tekrarlardır: ezik büzük, güle oynaya, günlük güneşlik, hısım akraba gibi.

– Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarı: Anlamları birbirine zıt olan iki sözcüğün art arda getirilmesiyle yapılan tekrarlardır: aklı karalı, bugün yarın, bata çıka, gelin güvey, mevsimli mevsimsiz, yoksul varsıl gibi.

– Biri anlamlı biri anlamsız iki sözcükle: İkilemeyi oluşturan sözcüklerden biri anlamlı biri anlamsız olur: afı küfü (yemek),bet beniz, mal meşat, yalan dolan gibi.

– İkisi de anlamsız iki sözcükle: İkilemeyi oluşturan sözcüklerden ikisi de anlamsız ya da yarı anlamlı olur: abur cubur, kargacık burgacık, ıcığını cıcığını gibi.

– Yansımalı tekrarlar: İkilemedeki sözcükler yansıma ile kurulmuş sözcükler olabilir: Iğıl ığıl, mırın kırın, şır şır, trik trak, vıdı vıdı gibi.

İkilemelerin Özellikleri

İkilemelerin genel özelliklerinin başında ses uygunluğu gelir. Uygun seslerin yarattığı ses güzelliği anlatıma da güzellik katar. Diğer özellikleri aşağıdaki gibi sıralanır:

– Kalıplaşmış sözlerdir.

– İkilemedeki sözcüklerden biri anlamdaşıyla bile değiştirilemez: “kılık kıyafet”, “giysi kıyafet” olmaz.

– İkilemelerin yapım ya da çekim eki almış halleri de kullanılır: iç dış / içli dışlı, içte dışta / içten dıştan, içler dışlar, içim dışım / için dışın, içimiz dışımız…

Benzetme

Bir varlığın özelliklerinden ya da durumlarından birini bir başka varlığın özelliği ile karşılaştırarak öne çıkarmaya benzetme denir. Anlatımda benzetmeler de büyük yer tutar. Gerçekte bir sanat olan benzetmeler günlük konuşmaya bile girmiştir.

Anlatımda benzetmeler niçin önemlidir?

Biçimsel olarak benzetmenin dört ögesi vardır: Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme edatı, benzetme yönü. Benzetmede benzeyen, bir özelliği, bir durumu ile, kendinden daha güçlü olana benzetilir. Sözgelimi; canlılar içinde en güçlü hayvanın aslan olduğu varsayılarak, başka bir varlığın gücü söz konusu olduğunda hep aslana benzetilir: aslan gibi güçlü asker, aslan kadar güçlü takım… gibi.

Kendine benzetilen, herhangi bir özelliği diğer varlıkların benzer özelliğinden üstün olan varlıktır. Bu özellikler toplumuna göre az çok kalıplaşmıştır. Söz gelimi; güçte aslan, kurnazlıkta tilki, akılsızca boyun eğmede koyun, güzellikte gül, eli ağırlıkta kaplumbağa, özgürlükte kuş… gibi.

Bir varlığın diğerine tümüyle benzemesi mümkün değildir. Tümüyle benzeme ikiz kardeşlerde bile yoktur. Benzetmede; benzeyenin bir özelliği, o özellikçe en güçlü olana benzetilir buna benzetme yönü denir. Sözgelimi “Cumartesi sabahı kendimi kuş kadar özgür hissettim” tümcesinde benzetme yönü ‘özgür’dür. Benzetme edatı; benzeyen ile benzetilen arasındaki özelliği karşılaştırmada kullanılan edattır. En çok ‘gibi’ ve ‘kadar’ edatları kullanılır.

Benzetmeden kimi ögeler çıkarılabilir mi?

Benzetme kullanıla kullanıla ortak sözvarlığına girdikçe, benzetmedeki bu dört ögenin hepsi kullanılmayabilir. Buna göre benzetme güzel benzetme, eğretileme gibi adlar alır.

‘aslan kadar güçlü askerler’ benzetmesi, kullanıma göre; ‘aslan gibi askerler’, ‘aslan askerler’ ve ‘aslanlar’ olur.

Güzel Benzetme

Benzetme yönü ve benzetme edatı düşürülmüş benzetmedir: altın başak, aslan asker, sırma saç, melek annem gibi.

Eğretileme (İstiare)

Benzetme amacı güdülerek bir sözcük ya da sözcük öbeğinin kendi anlamı dışında “eğreti bir anlamda” kullanılmasıdır. Yukarıda sözü edilen benzetmenin iki temel ögesinin benzeyen ve kendine benzetilen olduğunu görmüştük. Anlatımda sözü edilen bir varlık bu temel ögelerden biri kullanılarak karşılandığında eğretileme yapılmış olur. Eğretileme anlatımında benzetme amacı güdülürken sözcük bir bakıma mecaz bir anlam kazanır. Eğretilemede yalnız kendisine benzetilen kullanılıyorsa kapalı eğretileme vardır. Kişileştirme olan her anlatımda kapalı eğretileme vardır.

“Mehmet Akif’in ‘Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.’” eğretilemesinde “aslan” gerçek anlamında değildir. Yalnız kendisine benzetilen kullanılmıştır, “aslan” kişileştirilmiştir. Bu yüzden kapalı istiare vardır. Eğretilemede yalnız benzeyen kullanılıyorsa açık eğretileme vardır. Bunun için tümcede mecaz anlamlı sözcük bulunup “… gibi” benzetme edatı konulduğunda benzetme tamamlanıyorsa açık eğretileme vardır. “Mevsimler yas tutup güller ağlasın.” eğretilemesinde insan gibi yas tutan “mevsim” ve insan gibi yas tutan “gül” sözcüklerinde açık eğretileme vardır.

Ad Aktarması

Bir ad yerini, kendi ile ilintili sözcük ya da sözcük öbeğine bırakırsa ad aktarması yapılmış olur. Ad aktarması sanatlı bir söyleyiştir. Sözgelimi; “balık” yerine “derya kuzusu”, “iş yeri” yerine “ekmek kapısı”.”Kıbrıs” yerine “yavru vatan”, “kömür” yerine “kara elmas”, “lületaşı” yerine “beyaz altın”, “rakı” yerine “aslan sütü”, “tiyatro” yerine “sahne”, “seçilmek’ yerine “sandıktan çıkmak”, “sinema” yerine “beyaz perde” gibi.

Güzel Adlandırma

Söylenişi hoş olmayan, üzücü olan sözcüklerin yerine konan sözcüklerle yapılan bir tür dolaylı adlandırmadır. Sanatlı bir söyleyişi vardır. Güzel adlandırmalar da mecaz anlatım vardır. Amaç kötü etki bırakacak bir deyişi güzel sözcük ya da sözcüklerle anlatmaktır. “öldü” yerine “kaybettik, sizlere ömür, Hakkın rahmetine kavuştu”, “Donuzlu (domuzlu)” yerine “Denizli”, “verem” yerine “ince hastalık” gibi.

TYT Türçe Ana Sayfa

KPSS Türkçe Ana Sayfa