Yeni Doğan Bebeğin Davranışları

Yeni Doğmuş Bir Bebeğin Davranışları

Çevrenin uyarılarına bebeğin verdiği yanıtlar giderek belli bir anlam kazanmaya başlar. Bu yanıtlar yaşamının ilk haftalarında refleksler biçiminde olmaktadır Bebek bunları yaparken de tüm bedenini kullanmaktadır: Henüz hangi organının ne işe yaradığının farkında değildir. Duyularını da henüz bütünüyle değerlendirmemektedir. Yeni doğmuş bebekler bir gürültü karşısında korkup ağlarlar, aynı gürültü birkaç kez yinelenirse,ağlamanın ve korkunun azaldığı gözlenebilir. Haftalar ilerledikçe sürekli gürültülere bile aldırmadan uyumaya devam ederler. Gürültüden eskisi kadar rahatsız olmamaktadırlar. Çocuk ilk günlerde uyandığında eğer açsa, çevresinde kendine en yakın bulunduğu eşyaya (yastığın ucu, pikenin kenarı gibi) hemen dudaklarını uzatır ve emmeye başlar. Bu emme olayı bir reflekstir. Ancak daha sonra bir alışkanlık gelişir. Çocuk meme emerek açlığını giderebildiğini anlar.

Yapılan incelemeler sonucunda bebeğe doğduğunun ilk haftalarında bile birtakım şeyler gösterilir ve öğretilirse, bunları öğrenebildiği kanıtlanmıştır: Seslere gülümsemesi; çok yavaş ve gözlerine çok yakın hareket ettirilebilecek bir eşyayı gözleri ile izlemesi; bazen bir sese doğru bakması; kendine aniden yaklaşan bir cisme karşı savunma tepkisi göstermesi… Tüm bu hareketler çocuğun daha ilk günlerinde çevreden gelen uyarılara karşı duyarlı olduğunu gösterir.

Gülme ve Ağlama

Özellikle yeni doğmuş bebeklerin uykuda gülümsedikleri bilinir. Bu gülümsemeler hiçbir dış etki olmadan (ışık ya da ses gibi) bebeğin içinden gelen gülümsemelerdir. Bu ilk gülümsemeler için en akılcı açıklama bu gülümsemelerin bir mutluluğun ifadesi olmadığıdır. Bunlar gerçek hoşlanma belirtilen değildir, birtakım refleksler sonucu oluşan hareketlerdir.

Bir anlamda otomatik hareketlerdir. Bazen bu hareketler iki, iki buçuk aylık oluncaya kadar ortaya çıkmayabilir de. Bütün bu otomatik hareketler yavaş yavaş olgunlaşacak ve belli bir amaca yönelik olmaya başlayacaklardır. Gülümseme olayı da aynı biçimde bilinçli olacaktır. Önce bir rahatsızlık duyacak (altı dolmuştur çünkü),daha sonra rahatlayacak (çünkü altı temizlenmiş olacak) ve tabii ki gülümseyecektir. Yani şu aşamaları izleyecektir: Rahatsızlık, rahatlama, gülümseme. Bebeklerin çoğunu uyanıkken belli bir biçimde uyararak (göbeğinin üzerine hafifçe dokunarak) güldürebilirsiniz. Bazı bebekler ilk haftada gülmeye başlarlar, bazıları ise, üçüncü hafta ya da dördüncü haftadan sonra gülerler.

Çocuklar arasındaki bu farkın nedeni her çocuğun doğmadan önce değişik deneyimler edinmiş olmasıdır. Bunlar onu etkilemiştir. Gebelik süresinin uzun ya da kısalığı da, yani bebeğin bir hafta erken ya da geç doğması da bebekte büyük davranış değişikliklerine neden olmaktadır. Bebeğin bu ilk gülücüklerinin zekasının gelişim derecesi İle hiçbir ilgisi yoktur. Zekâsının gelişimini değerlendirmemize yarayan en önemli olay yaşına göre keşiflerde bulunmasıdır. Bu doneme özgü bir belirgin davranış da, ağlamadır. Gerçekten bebek ilk günlerde oldukça sinirlidir ve sık sık ağlar. Ağlamak onun çevreyle ilişki kurmakta bilinçli olarak kullanmaya başladığı ilk araçtır. Ağlar, çünkü açtır: ağlar çünkü altını ıslatmıştır, ya da karnı ağrıdığı için ya da çok sıcak bir yemek yediği için de ağlayabilir. Bazen sizin tahmin etmediğiniz şeylerden de ağlayabilir Sözgelimi fazla ışıktan, gürültüden ya da basit bir ısı farkından rahatsız olmuştur…

Bütün bu durumlarda çocuk kendini bırakılmış, terkedilmiş hisseder; kendini tehlikeye karşı koruyabilecek hiçbir gücü yoktur Bu yüzden sürekli, annenin kucağını ister, çünkü orada kendini rahat, huzurlu ve korumada hisseder. Anne ise zamanla bu ağlama biçimlerini tanıyacak ve onu kucağına mı alması. yoksa. altını mı değiştirmesinin gerekli olduğuna karar verebilecektir.

Anne çocuğun ne istediğini anlayamazsa, çocuk kendini yalnız ve kaybolmuş hissedecektir. Annenin yakınında olması bebek için çok önemlidir çünkü anne çocuğun karşılaştığı birtakım zorlukları hemen çözecek ve ona yardımcı olacaktır. Böylece yakınında zorlukları yenebilir bir kişinin olduğunu düşünerek rahat uyuyacakta. İnsanoğlunun yaşamının ilk günlerinde derdini anlatmak için gösterdiği davranışlara birçok kez yer verdik. Bu konunun bu kadar çok altını çizmemizin nedeni insanın kendini ifade etmesi için tek geçerli yolun konuşmak olduğu biçimindeki inancın ve insanoğlunun konuşmaya başlamadan önce iletişimde bulunmayı beceremeyen bir canlı olarak kabul edilmesinin oldukça yaygın olmasıdır. Anne-babanın hiçbir zaman unutmaması gereken bir nokta vardır: Çocuk yaşamının her devresinde çevresindeki olayları, ama doğru, ama yanlış değerlendirebilir ve bunlara birtakım tepkiler gösterir, yanıtlar verir.

Çocuğun hoşlanmadıkları. Çocuk özellikle ilk aylarda ani ısı değişikliklerini sevmediği gibi ani yer değişimlerini de sevmez. Bu değişiklikler onda bir dengesizlik, bir boşluk hissi uyandırır. Aslında biraz düşünürsek, bunun mantıklı olduğunu görürüz. Çocuk annenin karnında sakin, güvenli ve koruyucu bir ortamda yaşamıştır. Yeni girdiği ortamsa sürekli hareket halinde olan ve değişiklikler gösteren bir ortamdır. Bebeğin bu değişken ve hareketli ortama alışması için uzun bir zamana gereksinimi vardır.

Annenin rolü ise bebekle bu yeni ortam arasında uzlaşma sağlamaktır. Çocuk kucakta tutulduğu zaman kendini rahat hissedecek ve sevildiğini bilecektir, özellikle anne çocuğa kollarını dolayıp onu bedenine yaklaştırdığında bu güven ve rahatlama duygusu daha da belirginleşecektir… Ani ısı değişikliklerini önlemek için de bebek odasının percerelerini ve kapısını sürekli kapalı tutmak gerekir. Bebek,özellikle cereyanda kalmamalıdır

Bebek Davranışları